Su yıldızı. Rüya’yı gördüğümde ilk aklıma gelen şey bu olmuştu. Gözleri yıldız gibi bakıyordu. Saçları, yüzü, elleri ve bütünü su gibiydi. Süzülüşü periden farksızdı. Sakin bir nehri anımsatan gözlerinin rengi sudan daha berraktı. Okuduğu kitaptan başını kaldırdığında, gittiği yerlerden geri dönmek istemediğini belli edercesine çatılmıştı kaşları. Öyleyken bile alt dudağı biraz daha aşağıya meylediyor, bakışları yuvası baltalanan kuşları görmüş gibi garip bir hüzne bulanıyordu. Çok güzeldi. Halide Soykan’ın üç kez hatırlattığı bir çocuk esirgeme kurumu etkinliğine geldiğimde görmüştüm onu. Şimdi sizlerle konuşurken, anneme neden adıyla ve soyadıyla hitap ettiğimi anlayamamış olabilirsiniz. İş dünyasında bu ciddiyete öylesine alıştırılmış durumdayım ki, yaklaşık on sekiz yaşımdan beri k

