Bölüm 15

1417 Words
Çetin Sabah olduğunda ilk fark ettiğim şey baş ağrımdı. Yani gerçek anlamda baş ağrısı, mecazi anlamda değil. Miray’ın dün attığı yumruğun anatomik bir karşılığı vardı. Sağ kaşımın üzerinde sanki küçük bir inşaat çalışması yürütülüyordu. Tavana baktım. “Harika. Hala işimin başındayım, nişanlanmak üzereyim muhtemelen yakında evleneceğim ve bir kadın tarafından dövüldüm.” Bu işin en güzel tarafının düzenli seks hayatımın olacağını canı gönülden hissetmemdi. Beş dakika bile aynı odada kalsak birbirimizin üzerine atlıyorduk. Yataktan kalkarak yüzümü yıkadım ve direk spor odasına geçtim. Ağır antrenman yapacak durumda değildim ama koşu bandına çıktım. Yirmi dakika ter attım. Koşerken aklımda tek bir isim vardı. Miray. Koşu bandının hızını arttırdım. “Defol git aklımdan.” Dedim sesli hatta bağırarak. Gitmedi tabii… Duşa girdim. Sıcak su omuzlarıma vururken dün geceyi düşünmemeye çalışıyordum. Olmadı. Miray’ın üzerine çıkıp beni dövdüğü anı hızlı geçtim. Sonra benim onu altıma aldığım an. Sonra boynunun kokusu. Sonra inlemesi. Sonra… “Lan yeter!” duşun ayarını soğuğa çevirdim. Duştan çıkıp havluyla saçlarımı kurularken aynada kendime baktım. Ciddi ciddi evlenecektik. Saatim yaklaşmak üzereydi o yüzden daha fazla hızlandım. Dolaptan koyu lacivert takım elbisemi çıkardım, beyaz gömlek, ince gri kravat. Düğmeleri iliklerken aklıma yine Miray geldi. Dün boynuna bıraktığım iz, ve o an çıkardığı ses. Kravatı bağlarken durdum. “Çetin tamam. Ergen gibi davranmayı kes.” Mutfağa geçtim. Kahve makinesine kapsülü yerleştirdim. Tek shot espresso. Başka bir şey yemeye niyetim yoktu çünkü gece Miray’a sabah kahvaltı yapacağımızı söylemiştim. Bir yudum aldım. Acı. İyi geldi. Telefonumu elime aldım. Miray’a yazmalı mıydım? “Hayır.” Dedim yine sesli. Teknik olarak yazmalıydım birazdan onu evden alacaktım. Elim istemsizce Selene’nin son yazdıklarına gitti. Artık hiçbir çekiciliği yoktu. Saçma sapan bir uygulama… Saat dokuz olmuştu. Ali aşağıda olmalıydı. Önce kahvaltı yapacağımız için erken çıkmamıştım. Rezidanstan çıktığımda siyah araba kapının önündeydi. Ali hemen kapımı açtı. “Günaydın Çetin Bey.” “Günaydın Ali.” Arabaya oturduk. Aynadan bana baktı. “Gözünüz morarmış.” “Kapıya çarptım.” Ali başını salladı. “Kapının adı Miray Hanım mıydı efendim?” Ona baktım. “Ali.” “Efendim?” “Sen fazla şey biliyorsun.” Dedim gülerek. Ali de sırttı. “Şirket dedikoduları hızlı yayılıyor efendim.” Harika. Nişanlanmadan ziyadesiyle rezil olmuştum. Bir de şu kısa süreli ereksiyon durumunu düzeltirsem mükemmel olacaktı. Hayatımın geldiği nokta… Araba durduğunda kapıyı açıp indim. Ali de inmişti. Mirayların evi saray gibi bir yerdi. Kapıyı çaldım. Kapıyı açan kişi Yasemin Hanım oldu. Her zamanki gibi kusursuz görünüyordu. Saçlar, makyaj, duruş… Kadın sabha dokuzda bile dergi kapağı gibiydi. “Hoş geldin Çetin.” “Günaydın Yasemin Teyze.” İçeri girdim. Erfaf sessizdi. “Yılmaz amcalar şirkete geçti mi?” “Evet. Giray’da gitti. Belediyede işi varmış.” Başımı salladım. “Miray nerede?” “Uyuyor.” Dedi sakin sakin. Tabii ki uyurdu. Bu kızın biyolojik saati muhtemelen öğlen başlıyordu. Bir ergenle evlenecektim. Yasemin hanım gülümseyerek bana batı. “Ben mutfakta biraz hazırlık yapacağım. Çetin sana zahmet olmazsa Miray’ı uyandırabilir misin?” duraksadım. “Ben mi?” “Evet.” “Benim uyandırmam güvenli mi?” Yasemin teyze kahkaha atınca az önce söylediğim şeyi dışımdan söylediğimi anladım. Harika. Artık yerin dibine girebilirdim. “Sen artık damadımızsın Çetin.” Başımı salladım. Merdivenlere yönelmiştim ki arkamdan seslendi. “Üst kat sağdan ikinci oda ama sen zaten biliyordun değil mi? Benim mutfakta işim var üst kata çıkmayacağım.” Tabii ki vardır işin. Ne istiyorsun be kadın? Offf bu bilgi bana çok fena geldi. Biraz Miray’la oynayabilir miydim? Takım elbisem kırışabilirdi gerçi. Merdivenleri çıktım. Kapının önünde durdum. Bir an düşündüm ve kapıyı tıklattım. Ses yok. Kapıyı açtım ve odaya girdim. Miray yatağın ortasında yatıyor. Saçları yastığın üzerine dağılmış. Üzerinde ince bir tişört ve şort. Bir bacağı yorganın dışında. Nefesim hızlanmıştı. “Miray.” Ses yok. Bir adım daha attım. “Miray.” Kıpırdamıyor. Tişörtü hafif yukarı kalkmış. Göbeğinin ince çizgisi görünüyor. İçinde sütyen olmadığı bariz belli. Gözlerimi tavana çevirdim. “Allah’ım sabah sabah sınavım bu mu?” yatağın kenarına oturdum. “Miray?” kız hala uyuyordu. Yavaşça omzuna dokundum. “Miray uyan.” Mırıldandı. “Git…” “Miray.” Dedim tekrar. Bir gözünü yarım açtı. Bana baktı ve tekrar kapadı. “Gel.” Dedi. Bana. Yani olabilirdi. Arkasından ona sarıldım. Kolumu göğsünde sıkıştırdı. Zaten sertleşmiştim kalçasını oynattı. Dudaklarımı boynuna değdirdim. “Miray annen aşağıda. Bunu evlendikten sonra mı yapsak?” dedim. Rüyasında beni yatağa davet ettiğinin farkındaydım. Durdu. Vücudu kaskatı kesildi ve birden yerinden fırladı. Bana baktı çığlık atarak yataktan çıktı. “Çetin.” “Günaydın canım.” Birkaç saniye bana baktı. Gözleri kocaman olmuştu. “Sen neden odamdasın?” “Annen gönderdi.” Yerdeki yastığı alarak kafama fırlattı. “SAPIK” yastık yüzüme çarptı. Gülüyordum. “Evlenince her sabah böyle uyandıracağım seni.” “Allah cezanı versin Çetin. Anneme de aşk olsun. Sattı kızını iki dakikada.” Saçlarını yüzünden çekerek yatağın ucuna oturdu. “Beni izliyor muydun sen?” “Hayır.” “Yalan söylüyorsun. Ne kadar zamandır buradasın?” “Üç dakikadır. Seni uyandırmaya çalışıyordum Miray.” “Pis herif. Saat kaç neden buradasın?” “Gece yazdım ya kahvaltıya gideceğiz diye. Tamam dedin. Saat dokuzu geçti sayende.” İnleyerek bedenini yatağa bıraktı. “Güneş bile doğmadan geleceğini düşünmemiştim. Gelmeyeceğim ben sen git. Uyuyacağım.” “İtiraz kabul etmiyorum.” Diyerek yataktan çıktım. “Kıyafetlerin nerede senin? Ben seçer giydiririm seni görürsün. Tabi önce soyarım. Soymuşken istersen uçururum da.” “Tamam Allah’ın cezası aşağı in geliyorum.” Doğruldu yataktan. “Emin misin?” başını salladı. Onu orada bırakarak ve yüzümde seksi bir gülüşle çıktım odasından. Aşağıdaki aynanın önünde saçlarımı düzelttim. Yakamı paçamı topladım. Yasemin teyze mutfakta fısır fısır biriyle konuşuyordu. Sanırım annemdi. Ne yapacaktık bu kadınlarla biz? On beş dakika sonra arabadaydık. İyi çabuk hazırlanmıştı. Hazırlanmıştı hazırlanmasına da bu üstündeki neydi böyle. Sütun gibi bacakları olanca güzelliğiyle karşımdaydı. Bir de elbisenin fermuarı vardı önünde. Acaba o fermuarı aşağı asılsam? Of delirme Çetin! Miray yanımda oturuyordu. Ali aynadan baktı. “Günaydın Miray Hanım.” Miray gülümsedi. “Günaydın.” Arabamız bebek sahile doğru ilerliyordu. Boğaz sabah ışında parlıyordu. Miray camdan dışarı bakıyordu. Saçları omzuna düşmüştü. İstemeden boynuna baktım. Dün bıraktığım iz hala oradaydı. “Harika.” Dedim. Miray döndü. “Ne?” “Hiç.” Dedim. Onu feci şekilde istemeye başlamış ve gittikçe bu istek içimde artıyordu. Şu fermuarı biraz indirsem de denesem. Bu kesinlikle profesyonel değildi. Ne ailesi umurumdaydı ne Giray’la olan dostluğum. Lanet olsun. Miray gerçekten çok güzeldi. Araba durduğunda Ali önce Miray’ın kapısını açtı sonra benim. Miray’a elimi uzattım. Şaşkın baktı bana ama bozmadı. İleride gizli çekim yapan paparazzilerden bir tanıdık vardı. Gülümseyerek çektim kendime. “Bir arkadaş fotoğraflarımı çekecek.” O da gülümsedi başını salladı hafifçe. “Burada mı kahvaltı yapacağız?” “Evet sevgilim.” “Çok romantiksin.” “Stratejik.” Dedim. İki uyumlu çift gibi girdik lüks mekana. Şef bizi masamıza kadar götürdü. Deniz kenarındaki masaya oturduk. Deniz çarşaf gibiydi. Bu aylarda böyle olması her zamanki bir durum değildi. Miray menüye baktı. Ağzının içinden bir şeyler söyleyip duruyordu ama açtırma kutuyu söyletme kötüyü. Merak etmiyordum. “Ben açım.” “Bende açım Miray. Gerçi heyecandan ne kadar yerim bilmiyorum.” Miray kahkaha attı. “Ciddi misin?” başımı salladım. “Her zaman heyecanlı olduğumda mesela yeni bir proje, düşen hisse, yükselen hisse, kaotik ortam vs hep böyleyimdir.” Şef garson geldi. İki serpme kahvaltı söyledim. Yine fotoğraflarımız çekiliyordu. Miray’a bakmaya devam ediyordum. “Neden bana öyle bakıyorsun?” dedi çekinerek. “Nasıl?” “Aşık gibi.” Gülümsedim. “Fotoğraflarımız çekiliyor ya sevgilim.” Eline uzandım. O da bana öyle bakmaya başlamıştı. Bacağıma bir şey değdi. Donup kaldım. Miray aşkla bakarken ayağını bacağıma sürtmeye başlamıştı. Bir eli dalgınca elbisesinin fermuarıyla oynuyordu, belki birkaç diş aşağı indirdi, elbise açıldı ve geri kapattı. Kaşımı kaldırdım. “Miray zaten skandalla nişanlanıyoruz bunu da yayınlarlarsa baban cidden bizi gömer.” “Romantik olacak hikayemiz. Madem birlikteliğimiz nişanlılıkla taçlanacak sen bana özgürlük getireceksin.” Anlamamış gibi baktım çünkü ciddi anlamamıştım. Aptal beni yine azdırmıştı. “Babam tüm haklarımı elimden aldı. Okuldan eve o da şoförle.” Durdu ve devam etti. “Okul çıkışı yanına geleceğim. Çıkışta arkadaşlarımızla buluşuruz. Sonra beni alır evime bırakırsın. Babam sen varken izin verir.” Ben onu kullanırken o da beni kullanacaktı. Oldu canım. Olur tabi neden olmasın. Belki daha fazla tanırdık birbirimizi. Belki daha fazla yalnız kalırdık. Başımı salladım sadece. Elimi bacağımın üzerinde olan küçük ayağına götürdüm. Avucumun içinde sıktım. Gözlerinde dün geceki alevi gördüm. Daha önce bu işi yapmış olsaydık onu şimdi tuvalete götürür… Bölüm Sonu. Miray ve Çetin'in ateşli atışmalarına bayılıyorum aşldşasdaskd Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda. Yorumlarınız ve beğenilerinizin hepsini ruh öküzüme atıyorum o da çok seviniyor bilesiniz.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD