Miray
Asistanı beni Çetin’in evine getirmişti. Ortalık fena batmış durumdaydı ve benim adım geçmediği için ben aşırı rahattım. Tabi abim falan anlamışlardı ben olduğumu ama magazine düşmeyecektim. Yani inşallah.
Çetin’in evi fazla erkeksiydi. Her yer düzenli ve dümdüz. Sanki içinde hiç yaşanmıyormuş gibi. Mesela ben olsam şu kocaman duvara Jonathan Bailey’in arkadan çıplak posterini asardım. Baktıkça içi açılır insanın. Ama tabi Çetin tüm sıkıcılığıyla duvarlarına sanatsal tablolar asmıştı.
Mutfağına girdim. Etrafta bir tuzluk bile yoktu. Tüm dolapları kurcaladım, kendime kahve yaptım. Elimde iced lattemle salona girdiğimde Çetin gelmişti. Sinirden benim lattenin sütü gibi köpürmüştü.
“Evimi mi kurcaladın?” dedi elimdeki bardağa bakıp. Tatlı tatlı gülümsedim.
“Misafirim, kendi ikramımı aldım sadece.”
“Bak zaten sinirliyim. Sikimi ikram ettirme kendine!” bu da yani takmıştı sikine.
“Bana neden sinirlisin anlamıyorum. Benim ne suçum var? Seminer senin seminerindi, uzman olan sendin. Ben nereden bileyim mikrofonun açık olduğunu, içerideki herkesin dinlediğini.” Üzerime yürüdü. Biraz daha gelirse bardağı fırlatırım.
“Mikrofonun ışığı yeşildi. Gördün ve bilerek yaptın.” Aaa delinin zorunda bak.
“Saçmalama! Kendimi niye böyle bir riske atayım ki?” Üzerime yürümeye devam etti. Bardağı fırlattığımda göğsüne çarpıp yere düştü ve yuvarlana yuvarlana gitti. ÇEtin ne üzerine dökülen kahveli süte ne de yere düşen bardağa baktı. Duvar gibi bir suratla birazdan beni gırtlaklayacak gibi bakıyordu.
“Salak!” dedi dolu dolu. “Senin yüzünden işim hayatım mahvoldu.”
“Benim yüzümden değil!” Bağırıyordum can havliyle. Buraya gelirken aklın neredeydi Miray? Tabi ki bir karış havada. “Senin yüzünden. Sen biraz daha profesyonel olsaydın bunlar olmazdı!” Çenemden kavradığında inledim. Canım acıdı, gözlerim doldu anında.
“Seni gebertirim!” dedi cani bir öfkeyle. “Seni parçalarım!” Konuşamıyordum çünkü çenemi sıkıyordu. Kurtulma refleksiyle bacak arasına tekmemi geçirdim. Bu defa o inleyerek yere çöktü. Koşarak koltuğun üzerinden çantamı aldım ve çıkışa koşmaya başladım. Daha üçüncü adımda yakaladı beni ayak bileğimden ve asılıp yere düşürdü.
“Ah! Geri zekalı canım yanıyor!” diye bağırdım.
“Benim de yanıyor! Senin yüzünden canım yanıyor! İşim mahvoldu! Hayatım mahvoldu! En yakın arkadaşım benden nefret ediyor!” Bu mu yani sorun şimdi? Bileğimden asıldı ve üzerime tırmandı.
“Benim bir suçum yok diyorum!” diye bağırdım. Üzerime ağırlığını verince kıpırdayamaz oldum. Yüzünü tırmalamak için hamle ettiğimde bileklerimden yakaladı ve tek eliyle başımın üzerine sabitledi.
“Şimdi ne yapacaksın bakalım Miray’cık!” Ağzımd tükürük biriktirmeye başladım. Suratına okkalı bir tükürük savuracaktım. Ne yapmak istediğimi anlamış gibi avucunu ağzıma kapattı. “Senin yüzünden senin de hayatın kaydı ger zekalı.” Altında çırpınmaya başladım. Başını başıma yasladı. Aramızda sadece eli vardı. Benim dudaklarım gibi onun dudakları da eline baskı uyguluyordu. Öpüşmüyorduk. Sinir krizini bastırıyordu. Gözlerini kapatmış sakinleşmeye çalışıyordu. Aklını kullanman gereken noktadayız Miray.
Sessiz kaldım. Sakinleşene kadar sustum. Ne kadar uzun sürmüştü sakinleşmesi. Boşalması üç saniye sürüyor ama öfkesi saatlerce yatışmıyor. Kavga sonrası seks çekilmez bununla. Değmez yani kavga etmeye. Kıpırdandığımda keskin bir nefes verdi. Sonra karnıma bir sertlik bastırdı. Öfkesi sakinleşmişti ama azgınlığı bakiydi.
“Rahat duramıyorsun değil mi?” dedi yatışmış bir sesle. “Seninle ne yapıcam ben?”
Ne yapacaktı ki benimle? Benden ona ne yani? Benimle ne yapabilirdi? Bir hiç. Üzerimden usulca çekildi ve ceketini çıkartıp koltuğun üzerine fırlattı. Ben de oturdum. Çenem acıyordu ve ağlamak istiyordum.
“Ayı!” dedim sinirle. Beni kaile almadan sırtını koltuğa yaslayarak oturdu. Dizlerini kendine çekti ve kollarını dizlerine yasladı.
“O ayı artık senin ayın,” dedi hala kabullenememiş gibi. Siktisin gitsin.
“Armut muyum lan ben!” dedim sitemle. Armudun iyisini ayılar yerdi.
“Ben bilmem orasını. Baban gayet açık konuştu. Ya ortaklığı bitiryoruz ya da evleniyoruz.” Ortaklığı bitiriyorduk o zaman.
“Bir daha görüşmeyeceğiz o halde, ne güzel.” Ayağa kalktım.
“Eğer ortaklığı bitirirseniz ben biterim,” dedi açıkça. Çok da umurumdaydı. Mikrofonu açıkken bana olan fantezilerini dile dökmesinin alemi yoktu.
“Üzüldüm adına. Jigololuk yapabilirsin. Kadınlar sana bayılır. Big d**k Çetin Arman, gecelerin yıldızı.” Sinirli sinirli güldü.
“Şu durumda bile espritüelliğinden bir şey kaybetmiyorsun. Miray, baban bana böyle bir tehdit savurdu, sana ne yapar?” Hımmm. Bana da hoş şeyler yapmazdı. Babam bir işkolikti ve işlerinin bozulmasından hoşlanmazdı. Aile onun için bir portföydü.
“Benimle bir alakası yok. Adım bile geçmiyor. Kimse bilmiyor ben olduğumu.” Güldü yine. Hiçbiri keyifli gülüşler değildi maalesef. “Sen öyle san.” Telefonunu çıkartıp bir şey açmasını izledim. Sonra seminerde mikrofon aldığım kısmın bir videosu çıktı ekrana. Sevgili ilan edilmiştik ve ünlü iş adamının yaramaz sevgilisi olarak gündemdeydim. Ses analiziyle anlamışlardı ben olduğumu. Şimdi şeceremiz dökülüyor hakkımızda türlü hikayeler yazılıyordu. Sikeyim. Kendimi sikeyim hem de!
“Teklifin ne?” diye sordum sadede gelerek. Uzatmanın anlamı yoktu. Çetin’in aptallığının cezasını çekecektik ikimizde.
“Nişanlanalım. Son senen okulda, onu bahane ederiz. Baban da anlar, okula önem veriyor. Acele ettirmez. Bu sürede de ortalık yatışır.” Sonra da sessizce ayrılırdık. Çetin’in yol boyunca bu planı geliştirdiğine adım gibi emindim. Arı gibi vızır vızır çalışan bir beyni vardı.
“Nişanlılıktan kastın ne?” Yani gerçek bir nişanlılık mı olacaktı? Görsel bir nişanlılık mı olacaktı?
“Toplumun kabul ettiği şekilde nişanlı olmak.” Flörtün pro versiyonu olacaktı yani.
“Seninle nişanlanmak istemiyorum. Nişanlanmak istemiyorum. Barlarda diskolarda gezip çıtırları sikmek istiyorum.” Benim de hakkımdı hovardalık. Elimden alınıyordu haklarım.
“Nişanlandıktan sonra sadakatsizlik yapamazsın,” dedi açıkça “Nişanlımın başka heriflerle gezmesine göz yumamam.” Dur ben daha kabul etmemiştim.
“Bir çay içelim,” dedim koltuğa ilerleyip. Süte basmamaya çalıştım. “Elektirik alırsam kabul edebilirim.”
“Ne?” Abi ekran süresi çok az ya! Ben bunla ne anltıcam? Tek güzel şeyi siki, onun da kullanım süresi kısıtlı. GenZ olarak odak süremle uyumlu neyse ki.
“Sen kabul ediyor musun yani benimle nişanlanıp hayatını kısıtlamayı? Ben ya!”
“Edesim yok. Senin gibi bastıbacak bir veledi koluma takmak büyük bir kalite düşüşü benim için. Ama mecburum. Sen de mecbursun.” Nefret ediyordum ondan. Zeus’la takılıyorduk biz. Söz vermiştik başkasına vermicez diye. Şimdi nasıl derim nişanlandım diye?
“Çok mutsuzum.”
“Miray,” dedi uysalca. Köprüyü geçene kadar kısmına gelmiştik sanırım. Önümde diz çöktü ve ellerimi elleri arasına aldı. Çok yakışıklıydı. Ama nefret ediyordum ondan. “Bak, hayatı birbirimize zindan etmemize gerek yok. Sadece rol yapıcaz. Biraz katlanıcaz ve bitecek. Bu kaostan kurtulmuş olacağız. İkimizinde bir ilişkisi yok, e altı yedi aycık -mış gibi yapabiliriz bence.”
“Sen inanıyor musun annelerimizin ayrılmamıza izin vereceğine? Bir kere yan yana gördüler de dünür ilan ettiler birbirlerini.” O da inanmıyordu belli ki. Ama işine çok değer veriyordu ve bu iş için bana bile katlanmaya hazırdı.
“İnanıyorum. Biz kafa kafaya verdik mi buluruz kurtulmanın bir yolunu. Yetişkin iki insanız. Zekiyiz. Tamam sen biraz salaksın ama-” elimi çektim ellerinden. Bacaklarımın üzerine açtı avuçlarını. Pantolonumun üzerinden avucunun sıcaklığını hissettim.
“Senin yüzünden bu haldeyiz. Salak olan sensin.”
“sen beni oyuna getirdin. Sik dedin oral dedin aklımı karıştırdın.” Oralı ben demedim bir kere. “Salak olan tabi ki sensin.”
“Sİktir git ya! Bir de nişanlanacakmışız. Nişan yüzüğüyle boğarım oğlum seni. Nişanımızı kestikleri bıçakla keserim dilini. Erkeğin siki uzun aklı kısa olurmuş diye boşa demiyorlar!”
Nişanlanmayacaktım işte. Bana ne. Bulurdum kurtulmanın bir yolunu.
Selaminkooo!
İşler boyut değiştiriyor gibi. Girdiği bir arkadaşlık uygulaması daha ne kadar bela açabilir ki insanın başına? kajdasdlja Miray'ın çok açacak gibi. Neyse ki Çetin'im ve heybetlisi o belalasdjsaşdas
Diğer hikayelerimden gelen arkadaşlarım lütfen hangi hikayeden geldiğinizi yazın ki bölüm ithaf edebileyim.
Beğenmeyi yorum yapmayı ve arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın.
Bu birlikte çıktığımız bir yolculuk ve bu hikayenin okunurluğunu birlikte arttırabiliriz.
Seviliyorsunuz❤️🌸