Bölüm 11

1487 Words
Çetin Sabahın köründen beri aynı soruyu duyuyordum. Hazır mısınız Çetin Bey? Hazırım tabi. On yıldır iş kuruyorum, yüzlerce sunum yaptım ama yine de bir konferans salonu dolusu insanın önüne çıkmadan önce insanın sinirleri geriliyor. Organizasyon sorumlusu gelip mikrofonunu yakama taktı. “Beş dakika sonra başlayacağız.” Dedi. Odadan çıkınca bende son kez üzerime bakıp saçımı düzeltirken kapı açıldı. Hay anasını. Bir haftadır görmemek için bilinçli çaba sarf etmemiştim ama kader de resmen dalga geçiyordu. Üstelik bana bakıp durduğu şey yüzüm değil. “Miray.” Dedim şaşkınlıkla. “Çetin.” Dedi ama tuhaf bir şekilde yerinde zıplıyordu. “Niye geldin sen?” “Sana gelmedim Çetin. Seminere geldim. Sen neden buradasın?” “Ben de seminere geldim, yani vermeye.” “Ben vermem. Boşuna kalkmasın yine sikin.” Bir saniye durdum. “Niye kalksın durduk yere ya!” dedim. “Sana azmıyorum ben.” Telefonum titredi. Miray sırıtıyordu. Geçen haftaki o üç saniyelik olay aklımdan geçti. Lanet kız onu unutmayacak belli ki. “Eminim azmıyorsun. Geçen gördük Çetin Arman.” “Ya git Allah aşkına! Bütün hafta ağzına vermemi hayal ettin, geldin burada bana şarlıyorsun.” “Üç saniyelik bir şeyi nasıl bütün hafta hayal edebilirim ki!” dedi sırıtarak. “Boyutlar büyük ama işlev zayıf.” Yemin ederim o an seminere falan girecek kafam kalmamıştı. Kolundan tutup içeri çektim ve kapıyı kapattım. Kapıya sırtını yasladı. Hala sırıtarak bakıyordu. “İstersen o küçük kıçında deneyebilirim işlevini.” Dedim dişlerimin arasından. “Kaşınıyorsun Miray.” Tam o sırada kapı tıkladı. “Çetin Bey. Mikrofonunuz açık.” Bir saniye, elim otomatik olarak yakamdaki mikrofona gitti. Yeşil ışık yanıyordu. Koridordan değil yan taraftaki konferans salonundan uğultu yükseldi. Salon dolusu insan. Hepsi. Duymuştu. “Siktir.” Dedim refleksle. Mikrofonu kapattım. “Seni çok fena sikicem Miray! Ağlayacaksın dur diye." Miray sırıtıyordu. Resmen keyif alıyordu. “Sen şimdi de kaçarsın sinirlendim ayağına.” Dedi. “Şimdi mikrofonunu al eline ve okşa.” Kapıyı açtı ve çıktı. Koridorun köşesine kadar yürüyüp kahkaha atacağını biliyordum. Ben ise gerçekten elimde mikrofon kaldım öyle. Konferans salonunda yaklaşık iki yüz kişi beni bekliyordu. Harika. Seminere muhtemelen şöyle başlayacağım. “Merhaba, ben Çetin arman. Ve evet… Az önce duyduklarınız gerçekten oldu.” Kapının dışında iki saniye durdum. Derin bir nefes aldım. Sonra bir tane daha. “Hazır mısınız Çetin Bey.” Diye sordu organizasyon sorumlusu. Hayır değildim ama artık çok geçti. Konferans salonunun kapısı açıldı. İçeri girer girmez uğultu biraz arttı. İnsanlar birbirine eğilip bir şeyler söylüyordu. Bazıları gülüyordu. Ön sıralardaki birkaç kişi beni görünce yüzünü ciddi yapmaya çalıştı ama beceremedi. Sahneye çıktım. Mikrofonu elime aldım. "Merhaba." dedim ve arka sıralardan bir kahkaha patladı. Harika. Slayt açıldı. Büyük ekranda adım yazıyordu. ÇETİN ARMAN- GİRİŞİMCİLİK ve ÖLÇEKLENME STRATEJİLERİ Bir saniye durdum ve salondakilere göz gezdirdim. “Evet… Sanırım önce küçük bir teknik konuyu açıklamam gerekiyor.” Salon sessizleşti. “Az önce koridorda duyduğunuz şeyler sunumun resmi bir parçası değildi.” Salon kahkahaya boğuldu. Ben de en seksi gülümsememi takındım. Başımı sallayarak devam ettim. “Genelde seminere bu kadar agresif başlamıyorum ama bugün farklı bir format deniyoruz demek ki.” Tam bu sırada kapı açıldı Miray içeri girdi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi etrafına bakıp boş bir yer arıyordu. Beni gördü. Ben de onu tabii. Sırıtıyordu. Allah belanı versin Miray. “Evet. Konumuza geri dönelim.” Slaytı değiştirdim. “Bir iş kurarken en önemli şeylerden biri kriz yönetimidir.” Salon yine güldü. “Hayır gerçekten. Mesela biraz önce yaşadığımız gibi. Beklenmedik bir durum olabilir.” Miray kafasını öne eğmiş gülüyordu. Görmezden gelmeye çalıştım. “Bir girişimdi olarak üç şey öğrenirsiniz. Bir, panik yapmamak. İki, hızlı toparlamak. Üç, mümkünse mikrofonun açık olup olmadığını kontrol etmek.” Bu sefer bütün salon güldü. Sunuma devam ettim. Birkaç dakika sonra ortam normale döndü. İnsanlar gerçekten dinlemeye başladı. Burayı halletmiş sayılırdım ama buradan çıktığımda şirket hisse değerleri ne konumda olacaktı daha şimdiden aklım oradaydı. Kurtarma politikasını beynimde döndürüp duruyordum. Soru cevap kısmına geldik. Organizasyon sorumlusu mikrofonu seyircilere uzattı. Arka taraftan bir el kalktı. Miray. Tabii ki Miray. Mikrofon ona gitti. Ayağa kalktı. Son derece ciddi bir yüz ifadesiyle konuştu. “Merhaba Çetin Bey.” Salon sessizleşti. “Merhaba.” Dedim dişlerimi sıkarak. “Sunum çok bilgilendiriciydi ama bir şeyi merak ediyorum.” “Buyurun.” Başını hafifçe eğdi. “Boyut büyük ama işlev zayıfsa… O girişimi nasıl ölçeklendiriyorsunuz?” Salon resmen patladı. Seni bağırta bağırta saatlerce sikmezsem ben de Çetin Arman değilim. Gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım gülümseyerek cevap verdim. “İsterseniz.” Dedim sakince. “Seminerden sonra birebir uygulamalı gösterebilirim.” Miray dahil bütün salon kahkahalara boğuldu. Hayatımın en kaotik seminerini vermiştim. Konferans salonundan çıkınca ilk yaptığım şey mikrofonu sökmek oldu. Koridordan çıktım. Telefonu cebimden çıkardım. Bildirim yağıyordu. w******p, Linkedin, i********:, Twirren. Harika. Videoyu açtım. Sesim net duyulmuyordu ama bazı yerler netti. Neyse ki çok edepsiz olan kısımları anlaşılmıyordu. Asansöre yürürken Selim’i aradım. CFO Selim. Bize iş çıktı hadi bakalım. İlk çalışta açtı. “Çetin Bey. Video iki platformda dönmeye başladı.” Hemen konuya girdi akıllı çocuk. “Asıl soru şu. Hisseler?” kısa bir sessizlik oldu. Bilgisayara baktığını biliyordum. “Piyasa kapalı ama pre-market işlemlerde küçük bir hareket var.” “Ne kadar?” “Şu an yüzde iki buçuk aşağı.” Omzumu gevşettim. Beklediğimden iyiydi. “Panik yok o zaman.” Dedim “Henüz yok.” Dedi Selim. “Ama video büyürse medya alabilir.” “Tamam. Şunları harfiyen yapıyorsun. Not al.” “Dinliyorum.” “PR ekibi hemen bir açıklama yapsın. Konferans öncesi teknik mikrofon hatası diyecekler. Kısa bir özür. Abartı yok.” “Tamam.” “Bir de yarın sabah yatırımcı bülteni çıkartıyoruz.” “Konusu?” “Yeni anlaşma. Geçen hafta imzaladığımız.” Selim güldü. “Çok akıllı bir adamsınız Çetin Bey. Krizi haberle boğacağız.” “Aynen.” “Tamamdır. Başka bir şey var mı?” “Eğer düşüş yüzde beşi geçerse geri alım başlatıyoruz.” Selim hiç düşünmeden cevap verdi. “Anlaşıldı efendim.” Telefonu kapattım. En azından şirket tarafını kontrol altına almıştım. Ama şimdi daha zor kısmı vardı. Arabaya binince Ali benden de ciddiydi. Ne kadar sinirli olabileceğimi tahmin ediyordu. Hiç konuşmadan şirkete geçtik. Yine başım dik kendi katımıza çıktım. Pınar kapıda karşıladı beni. Giray odasında volta atıyordu ona doğru adımlarken, “Bana hemen Miray’ın numarasını buluyorsun. Hatta bul ve onu benim daireme götür. Ellerinle götüreceksin. Ben gelene kadar başından ayrılma.” “Peki Çetin Bey.” Giray beni gördü ve adımı haykırdı. Neyse bunu da atlatacağım. Benim Çetin Arman. O bana yaklaşırken ben de ona adım atıyordum. Hiçbir şey demeden bir yumruk salladı. Refleksle kenara çekildim. Yumruk ofis camına çarptı ama şükür kırılmadı. “Bir dakika sakinleş konuşacağız.” Dedim. Sesim kadar içim de sakin olsaydı keşke. “SAKİNLEŞMEYECEĞİM.” Onu içeri çekerek kapıyı kapattım. “Bak. Mikrofon açıktı.” Sanki tek sorun buydu. “Biliyoruz.” Burun burunaydık. Geri adım atmayacaktım. “Ben bilmiyordum.” Ağlayacağım şimdi. Sinirden tabi. Hayır Miray’la aramda bir şey olsa her türlü şeye göğüs gereceğim de… “Benim kız kardeşim hakkında konuştun.” Bağırması devam ediyor. “Evet ama…” ellerini yakama geçirdi ve aynı anda yuvarlandık. Adam haklı olduğu için sesimi de çıkartamıyorum. Sadece onu durdurmaya çalışıyorum. Tam bu sırada kapı açıldı. Yılmaz Amca. “Bu ne saçmalık?” ikimizde durduk. Miray’ın babası, şirketin kurucu ortağı, Yılmaz amca… yüzündeki ifade hiç ama hiç iyi değildi. Gerçi Giray’dan daha sakindi. Giray beni bıraktı. “Baba.” Dedi. Yılmaz amca içeri girmeden ve bakışlarını benden ayırmadan, “Odama gel.” Dedi. On dakika sonra yönetim odasında oturuyorduk. Ben, Giray, Yılmaz amca. Ellerini masaya koydu. Sessizlik birkaç saniye sürdü ve konuştu. “Videoyu kaç kişi izledi?” “Henüz net değil ama kontrol altına almak üzereyiz.” “Nasıl?” “PR açıklaması hazırlanıyor.” Başını hafifçe salladı. “Devam et.” “Yarın yatırım haberi yayınlıyoruz. Eğer hisse yüzde beşten fazla düşerse geri alım başlatıyoruz.” Adam birkaç saniye bana baktı. Sonra arkasına yaslandı. “Yani kriz yönetimi yapıyorsun?” Maalesef. Aslında hep yaptığım şeydi ama benim yüzünden olanı ilkti. “Evet.” dedim. “Güzel.” Giray bana hala öldürecek gibi bakıyordu. “Şimdi asıl konuya gelelim.” Sessizlik… “Benim kızım…” dedi ve sustu. Girayla beraber sandalyemizde doğrulmuştuk. “Çetin.” “Evet Yılmaz amca.” “Benim kızımla tam olarak ne yaşıyorsun?” Tam bu sırada Giray geri zekalısı tekrar ayağa kalktı. Yüksek sesle konuşmaya başladı. “BABA SANA YEMİN EDERİM…” “Otur.” Diye kükredi Yılmaz amca. Giray tekrar oturdu. Oda sessizleşti. Ne demeliydim? Ne yapmalıydım? “Çetin. Bu şirketi hep beraber kurduk.” Başımı salladım. “Ve ben şirketimi skandalla yönetemem.” “Anlıyorum.” Demek zorunda kaldım. “Özellikle de kızımla.” Yılmaz amca parmaklarını masaya hafifçe vuruyordu. Düşünüyordu. “Ben iş adamıyorum ve duygusal karar vermem.” İçimden güzel dedim ama devamı pek güzel gelmedi. “Bu yüzden sana bir seçenek sunacağım.” Bölüm Sonu. Silim irkidişler. Çok aşırı eğlendiğim, güldüğüm, ruh öküzüm ne güzel yazmış dediğim bir bölüm ahsdgaks Sizde düşüncelerinizi yazmayı, beğenmeyi ve arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın. Seviliyorsunuz xoxooxoxox
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD