Bölüm 10

1169 Words
Miray Çetin tüyüp beni annemlerin merakıyla baş başa bırakmıştı. Nerede yetişkinlik? Nerede büyüklük? Ben minicik bir kız çocuğuyum nasıl baş edeyim bu zebanilerle. Bir sürü soru soruyorlar ama bende hiçbirinin cevabı yok ki. Ne diyeceğim? Nasıl savacağım başımdan? Hadi anneme of der puf der atarım başımdan, nazım geçer. Peki Nermin teyze. Severim de onu. “Bir şey diycem,” dememe kalmadan abim belirdi koridorda. “Ne oluyor hanımlar, ne bu gürültü? Çetin nerede?” Siktir. “Miray’la Çetin’i bastım az önce,” dedi annem cıvıl cıvıl. Aradığı aksiyonu bulmuştu. “Anne! Yok öyle bir şey!” dedim ciddiyetle. İşin eğlencesi kaçmaya başlamıştı. Tıpkı korkak tavuk Çetin gibi. Nasıl da tüydü ama öfkelendim ayağına. Sanki benim suçum onun erkek bedeninin kusurları. Bak bana belli oluyor mu dışardan azgınlığım? “Ne demek bastım? Noluyor lan!” “Abi yok öyle bir şey ya!” Sinirimden tepinecektim şimdi. “Yaza düğün var a dostlar. Miray okulu bitirsin de öyle yapalım düğünü.” “Ay çok iyi olur. Aileye bir mimar daha giriyor. Gelin kaynananın toprağından olurmuş.” “Basmadı kimse bizi. Ben bir şeyi yanlış anladım. ÇEtin de ona kızdı, erkeklik gururuna dokundu sanırım,” dedim abi ekini tamamen siktir ederek. Etmesem daha iyiydi şu şartlar altında. “Heee!” dedi abim rahatça. “Biliyorum ben olayı.” Biliyor muydu? Keşke bana da anlatsa da ben de bilsem. “Ya,” dedi annem benim iç sesimi taklit ederek. “Biliyor musun?” “Evet.” Bu sırada Lalin gelmişti yanımıza. Olayı anlamadan bakıyordu. “Kaç yaş büyüğüm koca adam,” dedim kendimi savunmaya devam ederek. “Ben biraz yaşıtlarımla takılacağım mümkünse.” Nermin teyzenin morali bozuldu. “Ne varmış kızım oğluşumun yaşında? Sanki evde kaldı karta kaçtı. Erkekler geç olgunlaşır hem.” “Öyle diyorsun da Nermin teyze, Lalin’i abime verir miydin?” Aynı yaşta sayılırdık, aynı yaştalardı. Kıstas sayılır bence. “Gül gibi oğlumdan iyisini mi bulacak?” dedi annem. Nermin teyze sessiz kaldı. Abimle Lalin bakıştılar. “Nermin,” dedi annem tekrar. “Doğru diyorsun. Giray’ı da Çetin’den ayırmam,” dedi Nermin teyze zoraki. Annem anlamamıştı. Keyiflendi. Kol kola girip gittiler. “Ne oldu az önce?” diye sordu LAlin. “Az daha gelin görümce oluyorduk,” dedim bezgin bir sesle. “Ne meraklılar birilerini evlendirmeye.” Yine garip garip bakıştılar. Arman’lar gittiğinde bir saat falan geçmişti. Lalin’le mutfakta oturup kahve içmiş, olanları anlatmıştım. Yani sansürlü halini. “Abimle abini birlikte sandın demek,” diye kahkahalarla gülmüştü kız yarım saat. “Alınma ama abin biraz nazik bir insan. Bende ondan yani...” Ezilmiştim kahkahaları altında. Abisinin inikamını alıyordu resmen. Görümce görmeyim ömrümce. “Her kibar erkek gay mi yani? Hem erkeklerden kibarlık bekleyip hem de kibar erkeklere gay dememiz da ayrı bir ironi.” Haklılığı altında ezildiğim için bir şey diyememiştim. Bütün gece uyuyamadım. Bir o yana döndüm bir bu yana. Uyuduğumda ise huzursuz bir uykuya daldım. Sabahın sekizinde koyulan derse söve söve çıkım evden. Öğlen nihayet boşa çıkabildiğimizde yaşananları anlattım Sibel ve Asena’ya. “Verdiğin infolar doğrultusunda bu adam sana azık,” dedi Sibel yine ağzını yaya yaya. “Joy’daki Zeus’u aşık edeceğim derken abinin arkadaşını aşık etmen peki kendine?” Asena duruyor, gülüyor, sonra biraz daha durup tekrar gülüyordu. “Aşk falan yok ya! Tahrik oldu sadece. Ben de oldum.” “Nasıldı?” diye sordu Sibel. “Kocamandı. Hiç görmedim öylesini!” dedim sitemle. Biz onunla imkansızdık. Yanı Çetin’in siki ve ben, bir araya gelmesi imkansız ikili. “Gözünde büyütüyorsundur,” dedi Asena. “İnan bana ben o şeyi gözümde bile büyütemem. O kadar büyük ki!” Abartmıyorum. At şeyi gibiydi resmen. “Mesela şu şişe kadar var mıydı?” dedi Sibel 0,25L su şişesini göstererek. Elimle kavradım. “Kızım elleri benim elimden büyük, buna rağmen avucunu doldurmuştu. Bu benim elimi ancak dolduruyor.” Hepimiz Çetin’in s****i hayallere daldık anlık. “İşlevi nasıl acaba?” dedi Asena bu defa. “Boyut yeterli değil sadece, işlev de önemli.” “O kısaydı bak,” dedi bir itiraf gibi. “Üç saniye falan sürdü mastürbasyon yapması.” “Ya da çok azmıştı. Ağzına sokmayı falan hayal etti belki de.” Sibel iyice kaynaşıklığı ele almıştı. Ama beni hayal ederek mastürbasyon yapması kısmı içimi bir hoş etmedi desem yalan olur. Temel Tasarım dersi için toparlanıp dersliğe gittik. Akşam zombi gibi ayrıldım okuldan. Geceleri Zeus’a yazmak istedim ama gözlerini her kapattığımda aklıma Çetin’in aleti geliyordu. Ve ellerim istemsizce bacak arama uzanıyordu. Tatmin olamıyordum. Gerçek bir p***s tarafından becerilmeden tatmin olamayacaktım sanki. Çetin’i o hafta hiç görmedim bir daha. Cumartesiye kadar okuldan eve evden okula bir hayatım olmuştu zaten. Cumartesi günü ünlü bir mimarın semineri vardı. Bizim okulda değildi ama kızlarla gitmeye karar vermiştik. Bizimki gibi kampüsü olan bir üniversite değildi gittiğimiz. Apartmandan bozma popüler bir üniversite. Ve bugün iki seminer varmış. Bir de başarılı bir iş insanının semineri. Haliyle çok kalabalıktı bina. “Geç kalmamışızdır umarım,” dedim koştururken. Bütün hafta derslerin perişanlığına cumartesi trafiği de eklenince geç kalmıştık. Ve çok fena çişim gelmişti. “Siz gidin ben bir tuvalete gideceğim,” diyerek koştur koştur ilerledim. Bilmediğim bir okul olduğunda tuvalete bulamıyordum. Derslik olmayan kapıları açıp kapatmaya başladım. Eğer altıma işemezsem günü mutlu kapatacağım. Kapıyı açtığım gibi tanıdık bir yüzle karşılaştım. Çetin. Hay sikeyim ya. O kadar bağlantıya rağmen bütün hafta görmemeyi başarıyorum ama gün sonunda alakasız bir okulda tüm yakışıklılığıyla ve kocaman aletiyle karşıma çıkıyor. Delirmelik. “Miray,” dedi şaşırarak. “Çetin,” dedim ben de sidik dansı yaparken. “Niye geldin sen?” Kendisinin üzerine mikrofon bağlanmıştı. “Sana gelmedim Çetin. Seminere geldim. Sen neden buradasın?” “Ben de seminere geldim, yani vermeye.” “Ben vermem. Boşuna kalmasın yine sikin,” dedim aklım tamamen başka yerde. “Niye kalksın durduk yere ya!” dedi sitemle. “Sana azmıyorum ben.” Telefonuna bildirim düşmeye başladı. “Eminim azmıyorsun. Geçen gördük Çetin Arman.” “Ya git Allah aşkına! Bütün hafta ağzına vermemi hayal ettin, geldin burada bana şarlıyorsun.” Öyleydi ama itiraf edemezdim. “Üç saniyelik bir şeyi nasıl bütün hafta hayal edebilirim ki?” dedim sırıtarak. “Boyutlar büyük ama işlev zayıf.” Onun da telefonuna bildirimler düşüyordu. Kolumdan tutup asıldı ve kapıyı kapattı. Çişimi unutunca geri gitmişti. Kapıya sırtımı yasladı. “İstersen o küçük kıçında deneyebilirim işlevini. Kaşınıyorsun Miray!” Ardımdaki kapı tıklatıldı. “Ancak mastürbasyon yaparken hayal edebilirsin kıçımı. Ancak bu şekilde ulaşabilirsin.” “Çetin bey,” dedi kapının ardındaki ses. “Mikrofonunuz açık, Çetin bey.” Çetin elini hemen mikrofona götürdü. Kırmızı ışık yanıyordu üzerinde. Siktir kere siktir. Yan taraftaki konferans salonundan koca bir uğultu geliyordu. “Siktir!” diye bağırdı Çetin. “Seni çok fena sikicem Miray! Ağlıycaksın dur artık diye!” “Sen şimdi de kaçarsın sinirlendim ayağına,” dedim sırıtarak. “Şimdi mikrofonunu al eline ve okşa.” Geri döndüm, kapıyı açtım ve bize bakan organizasyon sorumlusuna sırıttım. Çetin içeriden küfürler ederken ben uzaklaştım. Köşeyi dönünce kahkaha atacaktım. Bölüm sonu. Miray çok fenasın kızım aşldasşdka Tabi bilmiyor başına gelecekleri kuşum Neyse bakalım sizin yorumlarınız ne bölüm hakkında biz gülmekten yarılmıştık yazar ve okurken. Ruh öküzümün tehtidkar mesajlarını hatırlıyorum alsdkaşldsşd
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD