"Bizim gitmediğimiz iyi oldu. Başım şişiyor, yaşlandım mı?" diyerek kendini yanımdaki boşluğa atan Sevinç derin bir nefes bıraktı.
Sanki erken bürünmüşsün sen bu annelik işine...
"Uyuttun mu sonunda?" diye sordum karıştırdığım dergiyi kapatıp sehpaya bırakırken. "Çok mu zorlanıyorsun?"
"İnan bana bundan çok kocam olacak o hırzo zorluyor beni." dedi sitemle. "Bir düş yakamdan kardeşim! Zaten on dakika kendimle baş başa kalamıyorum. Bir de büyük bebeğimi ikna etmem gerekiyor onu da çok sevdiğime."
Tebessüm ettim. "Kaya'nın gözü senden başkasını görmüyor!"
Sırıttı.
"Kocam diye demiyorum hanımcılığı on numara beş yıldızdır."
Kocası diye söylüyorum karısı hariç herkese şerefsizdir...
Güldüm ve sehpadaki kadehe uzandım. Sevinç'in şarap koleksiyonu vardı ve ben her geldiğimde itinayla birini deniyordum.
"Sizden ne haber?" diye sordu merakla. "Dört senedir evlisiniz ama hala bebek istememekte diretiyor musunuz?"
Şiddetle karşıyız... Niyeyse!
"Ben değil, kocam korkuyor çocuktan." dedim. Tunç biraz... Nasıl desem! Korkak. Hayatındaki dönüm noktalarında çıldırıyor. Bana evlenme teklifi etmesi, düğünümüz sırasında kaçmaması bile onun için büyük bir başarı.
"Aman yapmayın zaten!" dedi hiddetle. "Bak diyorum sana, doğurması ayrı dert, bir de seni sömüyor ki sorma! Göğüslerim acı çekiyor! Bedenimden bahsetmiyorum bile. Ruhsal ve fiziksel olarak yıkığım da belli etmiyorum."
Kendime mukayyet olamayıp güldüm ve ona sarıldım. "Oy benim arkadaşım, ölmüş de gömeni mi yokmuş!"
"Geç dalganı tabii." dedi sitemle ama o da bana sarıldı. Açtığım şarabı ise yeni fark etmiş olacak ki sitemle "Ya Gülseren!" dedi. "Sende koleksiyonumu sömürüyorsun ama!"
Yanağından öptüm. "Dünya'da tanıdığım en tatlı ve güzel annesin sen."
Gözlerini kısıp bana baktı. "Teşekkür ederim. Bu güzellik damarlarımdan akan asil kandan."
Geri çekildim ve kadehi tamamen bitirip sehpaya bıraktım. "Seninle dalga geçiyorum ama ben de yaşlandım mı ne şu genç yaşımda bilmiyorum... Tunç'u, seni bahane edip ektim."
Duvardaki saate baktı. "Ne zaman dönerler ki?"
Omuz silktim. "Şimdi bir de Tunç'un sarhoşluğuyla uğraşacağım. Geçen defa banyoyu kafamıza yıkacaktı manyak."
"Gtüyle içiyor çünkü! Ağzıyla içse bu kadar olamaz." dediğinde karşılıklı gülüştük.
Tam bu esnada kapı tıklatıldı. Başta yanlış duyduğumu sansam da Sevinç ayaklanınca birinin geldiğini anladım.
"Ziliniz mi bozuk?"
"Çocuktan ya!" dedi salondan çıkmadan önce. "Uyanmasın diye."
Telefonuma uzandığım sırada ekrandaki bildirimle duraksadım. Mesaj Tunç'tandı.
Mesajın üstüne basınca gelen son üç mesaj gülmeme sebep oldu.
"Çoj gğzwlsşn
Karuö bwnimmmm
I love yıo seni"
Belli ki tam sarhoştu.
"Ben geldim," diye yankılanan sesle irkilip girişe döndüğümde Kaya kapıdaydı. Gözlerini kırpıştırdı. Sarhoş gözükmüyordu, belli ki onu kör edecek son bardağı içmeme iradesi sergilemeyi başarmıştı.
"Görüyoruz aşkım." dedi Sevinç. Her ne kadar sitem etse de yüzünde tatlı bir gülümseme vardı.
"Ya benim karım çok tatlı değil mi Gül?" dedi Sevinç'i kolunun altına alarak. "Bak ne güzel? Sen bu kadar güzel değilsin mesela. Başkaları da! Ama o acayip güzel. Değil mi?"
Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı salladım. "Evet öyle Kaya." dedim. "Tunç nerede?"
Eliyle arkasını işaret etti. "Sana gidecekmiş. Öyle dedi, sonra uyudu ama. Bilmiyorum..."
"Uyudu mu?" dedim hayretle kalkarken. "Nerede sızdı kaldı?"
"Ben sızdım." dedi. "Sen, beni sormadın mı?"
Sözümü geri alıyorum. Belli ki o son bardağa karşı koyamamıştı.
"Seni neden sorayım? Tunç'u soruyorum."
"Ha, o eve gitti işte seninle." dedi tip tip. "Sen niye buradasın ki? Gitsene evine."
Gözlerimi ovuşturdum ve çantama uzandım. "Salaksın yemin ediyorum." demekten geri duramadım. "Ben gidiyorum Sevinç, kim bilir benimki nerede sızdı kaldı! İnşallah evi doğru bulur."
"Görüşürüz hayatım." dedi bana. "Kapının yerini biliyorsun."
El salladım ve hızlıca evden çıktım. Çok içmesem de taksi çağırmaya karar verdim.
Çok geçmeden eve vardığımda Tunç'un arabasını görmek şaşırttı beni. Mesajlarına ve Kaya'nın dediklerine bakılırsa zaten kafası pırıl pırıldı. Bir de o halde araba mı kullanmıştı?
Hızlıca arabadan inip koşar adım eve çıktım. Evin kapısını titreyen ellerimle açtığım sırada bir şeyin kırılma sesiyle gözlerim kocaman oldu.
İnşallah geçen sefer ki gibi kafasını duşakabine vurmamıştır. Duşakabinin camı bir kez daha kaldıramaz o su aygırının kalın kafasını.
Banyonun kapısını sonuna kadar açtığımda göreceğim görüntüden yüreğim ağzımda olsa da buranın boş olması kısa bir an rahatlamamı sağladı. En azından ölmeyecekti.
Her ne kırıldıysa kırılsın önemsemeyeceğime kendi kendime söz vererek salona geçtiğimde Ceviz'in koltukta uyukladığını gördüm. Derin bir nefes alarak sesten uyanmasına engel olmak adına salonun kapısını kapattım ve koridorun sonundaki yatak odamıza doğru ilerlemeye başladım.
Duyduğum inlemeye kadar çoktan kapının kolunu kavramıştım. Peşinden takip eden çığlıklar ve Tunç haykırışları ise öylece kalmama sebep oldu.
Yatak diye inledi tanımadığım bir kadın. Yatak kırıldı dur artık.
Dudaklarım şaşkınlıktan aralanırken birkaç saniye şoku üstümden atamadım.
Bir kadın sesi geliyordu yatak odamdan... Benim olmayan bir sesti üstelik.
Kalbimin sıkıştığı hissettim. Elim hala kapı kolunda dururken yutkundum. Gözümde istemsizce bir sahne canlanmıştı.
Elimi ateşe dokunmuş gibi acı bir telaşla çektim ve birkaç adım geriye doğru sendeledim. Hislerim karmakarışıktı. Bir ihanetin pençesine sıkışacağımı tahmin etmezdim. Hangi kadın ederdi ki?
Buraya gelirken komik bir gece geçireceğimi düşünmüştüm. Kocam her sarhoş olduğunda olduğu gibi kendini kaybedecek ve başıma bela olacaktı. Bana sırnaşacak, abartılı tiratlar atacak, olur olmadık yerlerde sızmaya çalışacak ve onunla ilgilenmemden memnun olacaktı.
Beni aldatmayacaktı.
Gözlerimi yumdum ve tam olarak ne hissettiğimi anlamaya çalıştım.
Korku?
Endişe?
Acı?
Hayır... Hiçbirini hissetmiyordum. Aklımda tek bir sahne canlanıyordu.
İçeriden gelen ses bitmiyordu. Sanki her geçen saniye sesler daha da yükseliyordu.
Hayır, omzumu kapıya vurarak açıp fuhuş operasyonu diye bağırmak istemiyordum! Bu komik fikir çıkmalıydı aklımdan.
Ben öyle bir insan değildim. Evet... Ben öyle bir insan değildim.