KAN VE SATEN

369 Words
​Otelin lansman salonu, birkaç gün önceki ihtişamından uzak, karanlık ve terk edilmişti. Gece, üzerinde Aras’ın o sığınakta ona giydirdiği deri ceketle içeri girdi. Topuk sesleri boş salonda yankılanıyordu. ​“Buradayım!” diye bağırdı. “Çık dışarı!” ​Sahnenin ortasındaki spot ışığı aniden yandı. Orada, bir sandalyeye bağlı, ağzı bantlanmış ve baygın halde Aras duruyordu. Ve hemen yanında, elinde bir usturayla o gölge... Adam maskesini yavaşça çıkardı. Gece gördüğü yüzle donup kaldı. Bu, Aras’ın yıllardır yanında çalışan, en güvendiği koruması ve sağ kolu olan Selim’di. ​“Şaşırdın mı Gece?” dedi Selim, sesi artık metalik değildi; saf bir nefretle doluydu. “Aras her şeye sahip oldu. Paraya, güce... ve sana. Ama senin o yangından kurtarılmanı sağlayan planı ben kurmuştum. Aras’ın babası sadece bir piyondur. Ben seni o gün kendim için ayırmıştım ama Aras seni benden çaldı.” ​Selim, usturayı Aras’ın boğazına yasladı. “Şimdi seç Gece. Bu adamın senin hayatını mahveden yalanlarıyla ölmesini mi izleyeceksin, yoksa benimle gelip gerçekten ait olduğun yere mi döneceksin?” ​Gece, cebindeki o gümüş anahtarı sıktı. Aras o an gözlerini araladı. Gece ile göz göze geldiler. Aras’ın bakışlarında bir veda, bir özür ve hala o sönmeyen, saplantılı arzu vardı. ​“Hiçbiriniz,” dedi Gece, sesi buz gibi bir kararlılıkla çıktı. “Ben kimseye ait değilim.” ​Gece, Aras’ın ona öğrettiği o soğukkanlılıkla, sığınaktan alıp ceketin cebine sakladığı silahı çıkardı. Selim daha hamle yapamadan tetiği çekti. Güm! Selim yere yığılırken, Gece hızla sahneye koşup Aras’ın bağlarını çözdü. ​Aras, serbest kaldığı an Gece’yi kollarının arasına aldı. İkisi de kan ve ter içindeydi. Aras, Gece’nin yüzünü avuçlarına aldı, alnını alnına dayadı. “Beni kurtardın...” diye fısıldadı. ​“Seni kurtarmadım Aras,” dedi Gece, silahı Aras’ın göğsüne dayayarak. “Sana sadece bir şans verdim. Eğer bir kez daha beni izlersen, bir kez daha bana yalan söylersen... Bu mermi bu kez ıskalamaz.” ​Aras, tehlikeli bir gülümsemeyle Gece’ye daha çok sokuldu. Silahın namlusunu umursamadan kadını belinden kavradı ve dudaklarına yapıştı. Bu öpücük, her şeyden daha sert, daha karanlık ve daha hırslıydı. ​Otelden el ele çıktıklarında, arkalarındaki bina alevler içindeydi. Gece, geçmişini o alevlerin içinde bırakmıştı. Artık o avlanan masum kadın değildi. O, kendi avcısını diz çöktüren kadındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD