AVIN DÖNÜŞÜ

238 Words
​Ormanın içindeki soğuk hava, Gece’nin yırtılmış geceliğinden tenine bir bıçak gibi batıyordu. Ayakları çıplaktı, dallar ve taşlar tabanlarını parçalamıştı ama acıyı hissetmiyordu bile. Zihninde tek bir şey yankılanıyordu: Aras’ın babasının o yangını çıkardığı gerçeği. Tüm hayatı, onu kurtardığını sandığı adamların yazdığı bir senaryodan ibaretti. ​Aras’ın verdiği konuma, orman yolunun kenarında duran siyah cipe ulaştığında nefes nefeseydi. Torpidoyu açtı, anahtarı buldu ve motoru ateşledi. Ancak gaza basmadan önce dikiz aynasına baktı. Arka koltukta bir zarf duruyordu. ​Titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinden Aras’ın çocukluk yıllarına ait bir fotoğraf çıktı. Yanında küçük bir kız vardı; Gece. Fotoğrafın arkasında şu not yazılıydı: “Seni o gün o dumanların arasından çıkardığımda, babamın günahını seninle yıkayacağımı sanmıştım. Ama ben de babamın oğlu çıktım Gece. Seni sevmedim, sana sahip oldum.” ​Gece hıçkırarak ağlamaya başladı. O sırada telefonuna bir video mesajı düştü. Malikanenin içinden bir görüntüydü bu. Aras, kanlar içinde yerde yatıyordu. Baş ucunda ise o maskeli silüet duruyordu. Maskeli adam kameraya yaklaştı, o metalik sesiyle fısıldadı: ​“Aras bitti Gece. Ama senin borcun bitmedi. Şimdi başladığımız yere dönüyoruz. İlk buluştuğumuz o otele. Eğer gelmezsen, Aras’ın bu sığınaktan sağ çıkmasına izin vermem.” ​Gece, Aras’tan nefret ediyordu. Onu bir kafese kapattığı için, ona yalan söylediği için... Ama aynı zamanda, Aras’ın kollarında hissettiği o yakıcı arzuyu da unutamıyordu. Aras, onun hem celladı hem de tek sığınağıydı. ​Direksiyonu sertçe kırdı. Kaçmayacaktı. Bu oyunu başladığı yerde, o sahte ışıkların altında bitirecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD