Londra’nın o boğucu ve metalik havası geride kalmıştı. Özel jet, İstanbul semalarına girdiğinde, Aras camdan aşağıya, o yedi tepeli şehrin karmaşasına baktı. Ama bu sefer gördüğü şey bir suç mahalli ya da bir kaçış rotası değildi; bu sefer gördüğü şey, gerçek eviydi. Yan koltukta Gece, başını Aras’ın omzuna yaslamış, günlerdir süren o gergin uykusuzluğun ardından huzurla uyuyordu. Aras, onun elini sıkıca tutarken, parmaklarının arasındaki o sıcaklığın, Vanguard’ın milyarlarca dolarından çok daha kıymetli olduğunu bir kez daha anladı. Uçağın arka tarafında Yaman, elindeki tableti kapatmış, babasının o eski paslı anahtarını parmaklarının arasında çeviriyordu. Gözleri bulutların ötesindeydi. Vane’in o kulede fırlattığı "baban aslında anlaşmıştı" zehri, Yaman’ın içinde bir yaraya değil, bir
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


