Boğaz’ın Soğuk Nefesi

471 Words
​​Galanın gürültüsü, Çırağan’ın devasa balkon kapılarının ardında boğuk bir uğultuya dönüştü. Gece, elinde hiç dokunmadığı kadehiyle Boğaz’ın siyah sularına bakıyordu. Arkasındaki ağır kapının açılıp kapanma sesini duydu. Adımları saymadı bile; o ritmi hafızasına kazıyalı çok olmuştu. ​Aras, yanına gelip korkuluğa yaslandı. Dışarıdan bakıldığında, iki eski dost ya da iki saygın iş ortağı gibi görünüyorlardı. Aras, cebinden gümüş tabakasını çıkarıp bir sigara yaktı. Dumanı rüzgara savururken sesi, dalga seslerine karışacak kadar alçaktı ama Gece’nin zihninde bir kırbaç gibi şakladı. ​"Konuşman etkileyiciydi," dedi Aras, bakışlarını denize dikerek. "Ama fazla... idealist. Bu piyasada 'vazgeçenler' değil, 'vazgeçmeyenler' ayakta kalır. Senin o 'Nova' dediğin kale, ilk fırtınada kumdan bir şatoya dönüşebilir." ​Gece, hafifçe gülümsedi. Yanlarından geçen bir grup davetliye nezaketle başıyla selam verdi. "Fırtınanın nereden eseceğine bağlı Aras Bey," dedi 'Bey' kelimesini bir hakaret gibi vurgulayarak. "Bazı kaleler dışarıdan yıkılmaz. İçerideki çürümüş direkler kendi ağırlığıyla çöker. Karadağ Holding’in son bilanço verilerindeki o 'küçük' oynamalar gibi mesela... Bir müfettişin o dosyalara 'temas' etmesi her şeyi bitirebilir." ​Aras’ın sigarasını tutan parmakları hafifçe gerildi. "Dosyalarla oynamayı severim, bilirsin. Ama bazı dosyalar o kadar gizlidir ki, kapağını açan kişinin eli yanar. 5 yıl önce bir merminin ıskalamış olması, silahın tutukluk yapacağı anlamına gelmez." ​Gece, Aras’a doğru döndü. Aralarındaki mesafe azaldığında, çevredekiler onların çok samimi bir strateji konuştuğunu sanıyordu. Gece, elini Aras’ın koluna nezaketle koydu, sanki bir şeye ikna etmeye çalışıyor gibiydi. ​"O mermi ıskalamadı Aras," diye fısıldadı Gece, gözlerinin içine en karanlık haliyle bakarak. "Tam kalbine isabet etti ama sen öldüğünü fark etmeyecek kadar kibirlisin. Şimdi o yarayı Londra’dan getirdiğim neşterle temizlemeye geldim. Acıtacak... ama temizleyeceğim." ​Aras, Gece’nin elinin üzerindeki elini hissettiğinde, o eski yakıcı duygu tüm bedenini sardı. Elini Gece’nin elinin üzerine kapattı; bu hareket dışarıdan bakıldığında "anlaşmaya varmış iki iş insanı" pozu gibiydi. ​"Neşter kullanmayı benden öğrendin," dedi Aras, sesi titreyen bir öfke ve arzuyla doluydu. "Ama ben sana vücudun neresinin en çok kanayacağını da öğretmiştim. Benim dünyama girmek, ateşe çıplak elle dokunmaktır. Elin yanarsa, seni yine ben kurtarmak zorunda kalırım. Ve bu kez seni sığınağa değil, cehennemin dibine kilitlerim." ​Gece, elini yavaşça ve güç gösterisi yaparak Aras’ın avucundan çekti. "Cehennem, seninle geçirdiğim o stajyerlik yıllarıydı Aras. Ben oradan sağ çıktım. Şimdi sıra sende. Bakalım sen benim yarattığım bu yeni dünyada, bir gün bile hayatta kalabilecek misin?" ​Tam o sırada içeriden bir kahkaha sesi yükseldi. Gece, elbisesini düzeltti ve Aras’a son bir kez, tıpkı bir yabancıya bakar gibi baktı. ​"Bu arada, sigaranın dumanı artık beni rahatsız ediyor. Tıpkı senin varlığın gibi." ​Gece, salona doğru süzülürken Aras balkonun soğuğunda tek başına kaldı. Elindeki sigarayı parmaklarının arasında ezdi. Acıyı hissetmiyordu; hissettiği tek şey, Gece’nin teninin elinde bıraktığı o hayalet dokunuş ve yaklaşmakta olan o büyük yıkımın heyecanıydı. ​"Görüyor musun Murat?" diye mırıldandı Aras, o sırada yanına gelen asistanına bakmadan. "Kendi celladımı ne kadar kusursuz yetiştirmişim..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD