Bölüm: Sessiz Kalan Kadın Hazel günlerdir konuşmuyordu. Konağın taş duvarları arasında dolaşan ayak sesleri yavaşlamış, Hazel’in sesi evin havasından çekilmişti sanki. Sabah kahvaltıya inmiyor, öğle vakti gölgede bir yere oturuyor, akşam olmadan yatağına geçiyordu. Herkes onun yorgun olduğunu düşünüyordu, ama yorgunluk değil, içten içe küsmekti bu. Kendi bedenine, kendi kaderine, Tanrı’ya ve hatta hayalini kurduğu anne kimliğine küsmek. Yastığının altında bebek kıyafetlerinden bir parça saklıyordu. Daha ortada hiçbir belirti yokken aldığı, mavi beyaz çizgili minik bir zıbın. Her gece onu avuçlarına alıyor, gözlerini kapatıp içine kokluyordu. İçinde hiç giymeyecek bir çocuğun hayali vardı. Ve o hayale dokunmak artık daha çok acıtıyordu. ⸻ Ateş dışarıdan geldiğinde karısını pencere önün

