Akşama doğru haber köyün en dedikoducu kadınlarının da kulağına gitti. Cemile Nine, Havva Bacı, Dürdane ve diğerleri konak yoluna dizilmiş, ellerinde bakır tepsilerle sözde “göz aydınlığına” geldiler. Nebile onları kapıda görünce yüzünde zoraki bir tebessümle buyur etti. “Buyurun, hoş gelmişsiniz. Hemen çay koydurayım.” Cemile Nine başını salladı. “Çay içmeye geldik sayılmaz… Göz aydınlığına geldik ama… gözümüzü de karartma sakın.” Havva Bacı ekledi: “Yani anlayacağın… biz iyi niyetliyiz ama dil de kemiği olmayan bir şey işte. Laf yayılır, duyan başka anlar. Torun haberini saklamak… hele hele bizim köyde… kusur sayılır.” Nebile, elindeki peçeteyi sıkarken, “Hazel’in karnındaki bebek daha bir mercimek. Mercimek için davul çalacak halimiz yok. Allah sağlıkla doğurmayı nasip etsin de, biz

