BÖLÜM 1 – “Karanlıkta İki Gölge”
Gece yarısını 14 dakika geçmişti.
Irak-Suriye sınırında, 12 km derinlikte, terk edilmiş bir kimyasal tesisin altında. Havada hâlâ hafif bir hardal gazı kokusu vardı. Kerem Dağhan’ın gece görüş cihazı yeşil bir dünyada üç hedef gösteriyordu.
Hedef 1: 400 metre ötede, 7.62’lik PK makineli tüfeğiyle nöbet tutan IŞİD militanı.
Hedef 2: Tesisin girişinde, el bombası kemerli intihar bombacısı.
Hedef 3: …ve bu üçüncü hedef, Kerem’in planında yoktu.
Üçüncü hedef, siyah taktik kıyafetli, sırtında M110 keskin nişancı tüfeği taşıyan, saçlarını sıkı bir topuz yapmış bir kadındı.
Kadın, tam Kerem’in gireceği havalandırma bacasının önünde diz çökmüş, sessizce susturucu takıyordu.
Kerem mikrofonuna fısıldadı:
“Komando-1, bilinmeyen bir unsur var. Tekrar ediyorum, bilinmeyen unsur. Kadın. MİT arması taşıyor gibi.”
Kulaklıktan cevap geldi:
“Destek kesildi, Kerem. 4 dakika sonra hava bombardımanı başlıyor. Ne yaparsan yap, o kadını oradan çek.”
Kerem dişlerini sıktı.
“Anlaşıldı.”
Sessizce yaklaştı.
Kadın onu hissettiği anda döndü.
İki namlu birbirine doğrultuldu.
Yeşil gece görüşünde göz göze geldiler.
Kadının gözleri buz gibi maviydi.
Kerem’in sesi çok alçak, çok kontrollü çıktı:
“Senin burada ne işin var?”
Kadın susturuculu tüfeğini indirmeden cevap verdi. Sesi hafif titrek değildi, aksine buz gibi:
“Senin burada ne işin var, asker?”
İkisi de tetiğe basmadı.
Çünkü ikisi de aynı anda aynı şeyi fark etmişti:
Bu tesiste kimyasal silah yoktu.
Rehineler de yoktu.
Bu bir tuzaktı.
Ve tuzak, tam şu anda kapanıyordu.
Yukarıda, 300 metre ötede, 12 adet termobarik roketin ateşleme sesi duyuldu.
Kerem bir adım attı, kadının kolunu yakaladı ve onu havalandırma bacasına doğru çekti.
Kadın direndi, ama Kerem’in gücü karşısında bir saniye sonra pes etti.
İkisi birlikte daracık metal bacadan aşağı kaydılar.
Sırt sırta, karanlıkta, toz içinde kaldılar.
Yukarıda cehennem başlamıştı.
Kerem fısıldadı:
“Adın ne?”
Kadın nefes nefese:
“Ece.”
Kerem susturuculu tabancasını kontrol etti.
“Ben Kerem. Hoş geldin cehenneme, Ece.”
Dışarıda patlamalar birbirini kovalıyordu.
İçeride ise, iki yabancı, aynı daracık alanda, aynı kaderi paylaşmak zorunda kalmıştı.