Evin içindeki sessizlik artık zehir gibiydi. Gerginlik, duvarlardan sızarak nefes almayı zorlaştırıyordu. Mutfaktaki o korkunç konuşmanın üzerinden iki hafta geçmişti, ama hava hiç temizlenmemişti. Herkes, Gül'ün çizdiği o iğrenç düzeni kabullenmiş gibiydi, ama kabullenmek, sineye çekmek demek değildi. Feride, sabahın köründen beri kusmukla boğuşuyordu. Midesi altüst olmuş, ağzında hep bir metalik tat vardı. Önce yediklerine bağladı, sonra stres… Ama bu kadarını da hak etmiyordu. Günlerdir düzgün yemek yememişti zaten. Aklının bir köşesinde, geç kalması gereken bir şeyler olduğu düşüncesi usulca tırmandı. Hemen elinin tersiyle itti. Olamazdı. Böyle bir karanlığın, böyle bir ihanetin içine bir de çocuk katmak… İçi kıyıldı. Aşağıya indiğinde, Gül kahvaltıyı hazırlıyordu. Sessizce işini yap

