Andaç'ın ofisine Sibel'le birlikte giderken belli etmesem de heyecandan ölüyordum. Yüzümün rengi solmuş, avuç içlerim buz kesilmişti. Sibel'in yanımda olması beni bir nebze de olsa ayakta tutuyordu. Onun dik duruşuna sığınıyordum. Andaç'ı artık sık sık görmeye başlayacağım düşüncesi tek başına tüm dengemi alt üst etmeye yetmişti. Ondan geçtiğimi sandığım o uzun yıllar bir yanılgıdan ibaretti. Unuttum sanıyordum ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlıyordum. Onun sesini, bakışını, dokunuşunu... Ben bu işin içinden nasıl sağ çıkacaktım? Telefonuma ondan mesaj geldiğinde bir an nefesim kesildi. Cihaz elimde saatlerce öylece kaldım. Donup kalmıştım. Bildirimdeki profil fotoğrafını elim titreyerek açtım. Andaç spor kıyafetleriyle geniş deri bir koltukta oturuyordu. Başı öne eğikti. Elin

