Banyoda tenim buruşana kadar kaldım. Sıcak su omuzlarımdaki katı gerginliği ve yüzümdeki gözyaşı izlerini eritmeye çalışıyordu ama içimdeki buz gibi şok hala çözülmüş değildi. Tüm vücudumu ovdum. Sanki o ofiste yaşanan her teması, her kelimeyi silmek istiyormuşum gibi. Çıktığımda Sibel mutfakta hazırladığı sıcak kahvenin kokusunu getirmişti salona. Onu içerken parmaklarım hala titriyordu. Telefonumu aldım. Asistanım Melis'in numarasını çevirdim. "Melis benim. Önümüzdeki bir haftadaki tüm randevularımı iptal et lütfen. Evet, hepsini. Hastayım. Evet, ciddi. Tekrar arayacağım." Telefonu kapattığımda başım zonkluyordu. Sibel endişeli bakışlarla bana bakıyordu. "Biraz uyuyacağım" dedim yarım kahveyle dolu kupayı masaya bırakarak. Yatak odama çekilip kapıyı kapattım. Sessizlik çökünce içimd

