Bebek'teki yalının önünde durup baktığımda Boğaz'ın soğuk, temiz sabah havası ciğerlerime doldu. Burası gücün ve servetin modernlikle harmanlandığı bir yapıydı. Restore edilmiş, bakımlı ama bir o kadar da soğuk görünen yalı, hükmeden bir asaletle duruyordu. Topuklu ayakkabılarım parke taşlarda tıkırtılarla ilerlerken, kalbim göğsümde bir tutuklukla atıyordu. Bu sadece bir iş görüşmesiydi. Ama içimdeki her alarm daha fazlası için çınlıyordu. Büyük ağır kapının zilini çalmadan önce derin bir nefes aldım. Duruşum dik, bakışlarım sakin, ellerim kararlı. Kapı zilini çaldım. Birkaç dakika bekledikten sonra kapı neredeyse hiç gürültü yapmadan açıldı. Karşımda kırklı yaşlarında, sade ve pahalı bir takım elbise giymiş, yüz ifadesi nötr ama gözleri her şeyi kaydeden bir kadın duruyordu. "Giz A

