
Biri Adana’nın nam salmış, köklü ailelerinden Kıratlıların oğlu Derviş Kıratlı; diğeri ise Mardin’in basit bir köyünde büyümüş, zorla zalim bir Ağa’ya, arada doğru düzgün imam nikâhı bile olmadan, resmen para karşılığı satılmış Yeter gelindi.
Kız, kendi cehenneminden defalarca kaçmaya çalışmıştı. Son denemesinde karşısına çıkan; onun ve kucağındaki küçücük bebeğinin hayatını kurtaran, gözleri kara, heybetli delikanlı adamın elinden tutup onu bu cehennemden çıkaracağını nereden bilebilirdi ki?
Adana’nın delikanlılığıyla bilinen Bey’i Derviş Bey…
Mardin’in zalim Ağa’sı Berdan Şızaran…
Masum, güzeller güzeli kaçak gelin Yeter…
----**-----
“Ben istemedim böyle olsun. Gideceğim, merak etme. Sağlıcakla kal Derviş Bey. İçin rahat olsun; benim canım senden razı, senin de olsun. Hayatında bir kadın olduğunu bilseydim asla buraya gelmez, seni bu duruma düşürmezdim.”
“Yeter! Benim sabrımı sınama kadın. Nereye gidiyorsun çocukla bir başına lan? Nereye?” diye kükredi. Kolumu sıkıca tutmuştu. Çok yakındık… Fazla yakın. Kokusunu istemsizce içime çekerken, yalvarır gibi mırıldandım:
“Derviş… Ne olur bırak gideyim artık. Böyle olmaz, görmüyor musun?”
“Gitmeyeceksin…”
“Ama…”
“Benim kadınım olacaksın…”
“An-la-ma-dım…”
“Sadece basit bir imza. Resmiyette karım olacaksın. Merak etme; sana asla el sürmeyeceğim. Sadece düze çıkana kadar…”
---*---
Aramızdaki çekim beni tamamen dağıtmıştı. Karşımdaki bu küçük kadına bakmadan duramıyordum.
Karımdı…
Karımdı ama el süremezdim; lanet olsun ki söz vermiştim.
Yeter, çocuğu beşiğine yatırırken kapıdan onu izliyordum. Geceliği uzundu ama inceydi; vücuduna neredeyse yapışıyor, dolgun hatlarını belirgin bir şekilde ortaya çıkarıyordu.
Eğildiği sırada açılan yakasından görünen, sütyeninden taşan dolgun göğüsleri… Göğüs oluğu yüzümdeki gülümsemeyi silmeye yetmişti.
Bu ani görüntüyle içimdeki ateş bir anda harlandı. Nefesim hızlanırken, bakışlarımı küçük karımın dolgun göğüslerinden ayıramıyordum. Erkekliğimde hissettiğim sertlik yüzünden derince yutkundum; gözlerimi ondan çekmeye çalıştım ama artık daha fazla dayanamayacağımı biliyordum.
“Sikerler sözünü…” diye söylenirken hızla ilerledim. Doğrulup bana dönen karımı kolundan sertçe çekip kollarımın arasına hapsettim.
“Derviş…” diye inlercesine çıkan sesi, dudaklarına kapanmamla birlikte nefesime karıştı.

