Yeter, yatak da boylu boyunca yatan heybetli kocasının esmer tenine baktı. Tam da memleketini yansıtıyordu bu adam. Heybetli, aslanlar gibi bir delikanlıydı.
Yeter ona göre küçük kalıyordu. Aslında çok kısa bir kadında değildi bir altmış beş boylarındaydı ama erkeği fazla uzundu neredeyse iki metre vardı.
Yeter, derin bir nefes alıp yataktan doğrulurken, üzerindeki örtünün kayıp çıplak dolgun göğüslerine soğuk havanın çarpması ile titreyip kendine geldi.
Kocasını beğeniyle içi gide gide süzmekten kendi çıplaklığını unutmuştu. Hızla örtüyü alıp, göğsüne çekerken, tam çıplak ayağını yere atmıştı ki yandan çekilip kocasının altında kendini bulması bir olmuştu.
Elinde olmadan dudakları arasından ‘Hıh’ nidasıyla hafif bir çığlık koparken, başını kaldırıp üzerindeki kocasının heybetli çıplak bedenine baktı.
Derince yutkunurken hızla gözlerini kaçırdı.
Adam eğilip kızın üşümüş vücuduna kendi vücudunun ağırlığını biraz verdi. Karısının narin vücudunu, kendi sıcaklığına bularken, boğuk ses tonuyla
“Üşümüşsün… Nereye yavrum?” diye sordu.
Yeter, kocasının bu teması ile derin bir nefes alırken, heyecandan ve aralarında ki çekimden sıyrılıp sesini bulmaya çalışıyordu. Oldukça zordu ama en sonunda sesini toparlayabildiğinde kısık, titrek çıkan ses tonuyla mırıldandı.
“Çocuğa bakacaktım…”
Derviş, “Hımm” derken eğilip karısının boynuna ıslak bir öpücük kondurdu. Öptüğü yerde duraksayıp sesli bir şekilde kokusunu içine çekerken, boğuk ses tonuyla,
“Daha çok erken güzelim, çocuk uyanmaz, bir saatten fazla var. Sen şimdilik kocanı emzir, kocanla ilgilen, çünkü hala çok sert,” diye mırıldandı.
Yeter, duydukları ile utançla gözlerini kapatırken, dudağını ısırıp,
“Derviş, böyle konuşma lütfen. Çok ayıp,” diye mırıldandı. Derviş karısının bu utangaç hallerine de bayılıyordu, hafifçe gülümserken, karısının çenesini çevirip kiraz dudaklarına aç kalmış gibi yapıştı.
Sertçe öpüp, dilini ağzına sokarken, dilini emip derince inlemesine sebep olduktan sonra karısının birazda olsa nefeslenmesine izin verdi.
Kararmış bakışlarıyla karısının dikleşmiş göğüs tomurcuklarını süzerken fazla arsızdı. Gözlerini onlardan ayırmadan,
“Sen daha ayıplı konuşmamı görmedin yavrum. Önce beni bir doyur sonra görürsün,” derken eğilip göğsünü sertçe ağzına aldı.
Yeter, bu ani sıcak, ıslak dokunuş ile başını geriye atıp inlerken, Derviş, bir elini atıp kızın ağzını kapattı. Çocuk uyanmamalıydı.
Yarım kalamazdı. Artık sabretmekten canı yanıyordu. Sertçe bir bebek gibi kızın göğüslerini emmeye devam etti. Hızla zor bela koparken, nefes nefese gerileyip,
“Daha fazla dayanamıyorum güzelim, içine girmem lazım. Bacaklarını benim için arala,” diye boğuk çıkan sesiyle mırıldandı.
Yeter, anında istediğini yaparken, Derviş arasına girip sertçe kendini hasret kaldığı sıcaklığa gömdü. Kızın çığlığı avuç içinde sönerken,
“Ohhh…. Yeter… Yavrum, sabaha kadar içindeydim. Hala darsın. Gevşe güzelim. Gevşe karıcım. Gevşe benim bebeğim,” diye söylenirken eğilip elini çekip karısının dudaklarına kapandı.
Yeter hissettiği zevkin inanılmaz sıcağıyla bacaklarını daha da açıp kocasının beline doladı. Adam geri çekilip içine tekrar gömülürken, hafifçe inleyip kollarını boynuna sardı. Tırnaklarını sert ensesine saplarken, içinde hissettiği doluluk ve hızlı hareketler ile inlemeden duramıyordu.
Aldığı nefes ciğerlerine yetmiyor gibiydi. Kocası bir türlü doymuyordu. Akşam on ikiye gelirken yatağa girmişler, kocasının onu altına alıp içine girmesi uzun sürmemişti. İkisi de fazla istekliydi. Bu dördüncü birleşmeleri oluyordu ama hala Derviş yanıyor gibiydi, içinde sanki ilk birleşmeleri gibi fazlasıyla sertti.
Derviş, içindeki bu yangına anlam veremiyordu. Tamam delikanlı adamdı, karısını istiyordu ama bu, başka bir seviyeydi. Kız nefes alsa yükseliyor, konuşsa aleti anında sertleşiyordu. Kaç defa içine girmişti, altındaki bu küçük narin kadınının ama bir türlü doymuyordu.
Güneş neredeyse doğmuştu. Yavaşça geri çekilirken, sertçe içine kökledi. Aldığı derin haz ile, başını geriye atıp inlerken,
“Siktir… Güzelim iyi misin? Nasıl, böyle daha iyi mi?” diye bir taraftan da karısıyla konuşuyordu.
Yeter, kocası kadar arsız değildi. Utanç ve aldığı zevk ile aniden kocasını kendine çekip omzuna gömüldü.
“Ne olur Der-viş!,.. Ahhh…Çok utanıyorum, konuşma şöyleeee,” diye inlercesine konuşurken, Derviş’in hareketleri daha da hızlanmıştı.
Boğuk sesiyle,
“Bu daha başlangıç güzelim. Ben konuşacağım sen dinleyeceksin. Sadece bedenim ile sevişmeyeceğim seninle, sözlerim ile de benim yapacağım seni. Sen her şeyinle benimsin…” diye hırlarcasına söylenip sertçe kendini içine gömdü…