BÖLÜM 4

2159 Words
“Evim evim güzel evim.” Direk içeri koşan Duru’ya gülmeye başladık. “Hiç büyümeyecek dimi?” Diyen Balın’a; “Asla.” Diye cevap verdim. Duru haklı aslında insanın evi gibisi yok. Karnımızı güzelce doyurduktan sonra yediklerimizi eritmek için sahilde yürüyüş yaptık. Tabi Balın ve Defne’nin topukluları sayesinde yürüyüşümüz çok kısa sürdü. “Bayanlar herkesin 1 saati var. Duşlarınızı alın, pijamalarınızı giyinin toplantı yapacağız.” Dediğimde Balın; “Aslında ben çok yorgunum.” Dedi. “Yemezler güzelim kaçamazsın. O görüntünün sebebini anlatacaksın.” “Ne görüntüsü?” Diyen Defne’ye; “Birazdan öğrenirsin tatlım. Hadi herkes odasına.” “Gece.” “Söyle ikizim.” “Bu sefer pijama değil de gecelik partisi yapsak olmaz mı?” Dediğinde kahkaha attım. “Yapalım yavrum. Seni kıracağıma kafamı kırarım.” Deyip gülerek odaya yürümeye başladım. Ben daha varamadan Duru koşarak girdi odaya. Bir taraftan da; “Duş sırası ilk benim.” Diye bağırıyordu. Kimseden itiraz çıkmadığına göre sıra Duru’nun. Duru banyoya geçerken ben yatağına uzandım. Gözlerimi dinlendirmek için kapattığımda aklıma o adam geldi anında geri açtım gözlerimi. Hayır senin ne işin var benim bilinç altımda be adam! Tamam çok yakışıklı olabilirsin, meteor olabilirsin, hatta ve hatta gezegen olabilirsin ama bu sana bilinç altıma gizlice yerleşme hakkı vermez. Hoş suç bende adamı düşünmesem nasıl gelecek aklıma? Ama ne yapayım adam o kadar güzel bakmıştı ki aklımda kaldı. Her ne kadar erkeklerden ve aşktan oldukça uzak dursam da bu adamda farklı bir şey vardı. Neydi adı? Alaz! Yanlış hatırlamıyorsam isminin anlamı alev demekti. İşte bakışlarında o alevlerden var. Bu yüzden oldukça dikkatimi çekti. Tabi sadece çekmekle kaldı. Ben kim onun gibi bir adamla olmak kim? Ayrıca bu Sarperler görüntülerinin dışında yoklar. Adamlar bildiğin kelek kavun gibi ya. “Dünyadan Gece’ye. İn artık yeryüzüne.” Diyen Duru’ya baktım. “Ne var ya düşünüyorum.” Gözlerini devirdi. “Herkes duşunu aldı hadi sende al artık.” Dediğinde yataktan kalktım. Alaz’ı bir kenara bırakıp kendimi duşun altına attım. Hızlıca duşumu aldıktan sonra odaya geçtim. Mavi iç çamaşırlarımı giyinip siyah saten geceliğimi taktım üzerime. Oldum olası saten gecelik giymeyi çok sevmişimdir. Kızları da alıştırdım zamanla. Saçlarımı ev topuzu yapıp salona geçtim. Hepsi birbirinden güzel olan arkadaşlarıma bakıp ıslık çaldım. “Hey yavrum hey cennete düşmüşüm de haberim yok.” Dediğimde Defne kahkaha atarken Balın kızardı. Ah Balın ah! Kızdan bile iltifat alınca utanıyor. “Sen asıl kendine bak siyah bomba.” Dediğinde ona öpücük atıp yerime oturdum. Eğer bizim evde ciddi meseleler konuşulacaksa yuvarlak masamızı açar ve etrafına dizilirdik. Bir nevi yuvarlak masa toplantısı. Duru boğazını temizleyip; “Bayanlar yuvarlak masa toplantısını açıyorum. İlk konumuz Balın. Bu gün gördüğümüz şey neydi?” Dedi. “Ne gördünüz bana da söyleseniz.” Diyen Defne’ye; “Biz bu gün sana gelmeden Balın’ın yanına gittik. Kapıyı çalmadan odaya dalınca da Mirza’yı Balın’ın üstünde bastık.” Diye anlattım. Defne içtiği suyu püskürttü. “Oha adamın üzerinde ne işi var Balın!” Diyen Defne’yle Balın bir ton daha kızardı. “Üzerimde değildi ya.” “Atma Bal. Az kalsın bacak bacak üstüne atıp yaz oğlum 500 kilo çimento diyeceksin sandım.” Diyen Duru’yla kahkahayı bastık. Karnıma ağrılar girene kadar güldüm. “Abartmayın kızlar. Adam üzerimde değildi üzerime eğilmişti.” “Peki neden eğildi Bal?” Diye sordum. “Ya bugün Defne yemeğe gelmeyeceğini söyledi. Bende tek başıma inecekken mimar arkadaşlardan Ufuk’la karşılaştık. Beraber yiyelim mi dedi bende kabul ettim. Neyse biz yemeği yiyip döndük tam işimin başına girecekken Mirza odaya daldı.” “Eeee.” Diye sözünü kesti Duru. “Kesme kızın sözünü!” Diye kızdığımda Balın devam etti. “Ben daha ne olduğunu anlayamadan yanıma gelip üzerime eğildi. Bana Ufuk’la neden yemeğe çıktığımı sordu. Ben şoku atlatana kadar da siz girdiniz odaya.” Deyip sustu. Anlatırken daha da kızarmıştı. “Ona neymiş ki?” Diyen Duru’ya ciddi misin bakışı attım. “Kıskanmış işte Duru.” Dediğimde Balın hızla bana döndü. “Saçmalama Gece beni neden kıskansın?” “Asıl sen saçmalama Bal. Bas bayağı kıskanmış işte daha ne yapsın gelip kıskandım mı desin illa?” Dediğimde itirazla salladı başını. “O beni kıskanmaz Gece. O benim farkımda bile değil.” Dedi üzgünce. “Saçmalama be Bal. Asıl sen farkında değilsin adamın gözleri devamlı üzerinde.” “Kesinlikle öyle Ballım.” Diye arka çıktı Duru. “Ben zaten söylemiştim bunu.” Diyen Defne’yle Balın’ın gözleri parladı. “Gerçekten bakıyor mu kızlar?” “Bakıyor canım emin ol.” Dedim. “Peki neden?” “Belki o da sana aşıktır.” Diye tahmin yürüttü Duru. Balın’ın anında gözleri büyüdü. “Saçmalama Duru daha neler. Mirza ve bana aşık olmak.” Dediğinde gözlerimi devirdim. Bu kız bildiğiniz saf ya. Ne kadar güzel ve çekici olduğunun, ayrıca oldukça yetenekli ve zeki olduğunun farkında değil. “Balın bence sen potansiyelinin farkında değilsin.” “Gece’ye katılıyorum Bal. Sen cesaret etsen Mirza seninle ilgilenir.” Diye arka çıktı Defne bana. “Kızlar bence siz uçmuşsunuz. Mirza ve benimle ilgilenmek. Aynı cümlede bile komik duruyor.” Ay vallahi şiştim. Döveceğim bu kızı. “Neyse konuyu değişelim yoksa Bal’ı döveceğim.” Deyip Defne’ye döndüm. “Senin bay hödükle ilk günün nasıldı Defne’m?” “Görüşme günündekine göre oldukça iyiydi. Yekta bey kibar ve anlayışlı biri. Sabırla anlamadığım noktaları bana anlattı ve öğretti. Benimde çabuk kapmamı sevmiş olmalı. Çünkü birçok şeyi bugün öğretti bana.” Defne susunca havayı koklamaya başladım. Duru anında; “Havada etkilenme kokuşumu var?” Dedi. Seviyorum bu kızı ya. Ne düşündüğümü şıp diye anlıyor. “Bende tam bunu düşünüyordum ikizim.” Dediğimde Duru’yla çak yaptık. Defne bu halimize gözlerini devirdi. “Saçmalamayın kızlar. O kadın düşmanı hödükle işim olmaz. Sadece adam işinde çok iyi. Olsam olsam ona hayran olurum o da iş ahlakı yüzünden.” Dediğinde şüpheyle baktım. “Oldukça yakışıklı bir adam hiç mi etkilenmedin?” “Kabul adam gerçekten çok yakışıklı ama bu kadar. İçinde bildiğin bir öküz taşıyor. Onun gibi bir adamdan nasıl etkilenirim?” “Şimdi ikizim Defne’m haklı. Sonuçta bu öküzün önde gidenine aşık olunmaz. Ama Defne’cim sen onu aşık olunacak kıvama getirebilirsin.” Diyen Duru’yla bir kez daha çak yaptım. “Siz ikizler bazen fazla sinir bozucu oluyorsunuz.” Diyen Defne’yle gülmeye başladık.              “Çok gülüyorsunuz Gece hanım. Alaz’ın sana bakışları kaçmadı gözümden.” Diyen Balın’la anında sustum. “Saçmalama Bal.” Dediğimde şüpheyle baktı bana. “Yapma mavili. Bana o bakışları fark etmediğini söyleme sakın.” Dediğinde bıkkınca nefesimi verdim. “Fark ettim. Ne olmuş?” Dediğimde Duru kocaman gözleriyle bana döndü. “Ne demek ne olmuş ikizim. Adam ultra yakışıklı ve zengin. Adamı al fondüye ban ye.” Diyen Duru’ya güldüm. “O kadar beğendiysen sen al bebeğim.” Deyip göz kırptım. “Aman senin gibi kız kurusu olacağıma alırım.” “Ben miyim kız kurusu? Daha 23 yaşındayım. Dansçıyım ve mesleğimin zirvesindeyim. En sevdiğim kızlarla aynı evdeyim. Ne yapayım bir erkeği?” Dediğimde üçü de göz devirdi. “Gece ölmeden bir sevgilin olduğunu görecek miyiz?” Diyen Balın’a bıkmış bir şekilde baktım. “Kızlar beni biliyorsunuz, yaşadıklarımı biliyorsunuz, aşkla ilgili düşüncemi biliyorsunuz da niye soruyorsunuz? Hem sevgilim olmayınca ne oluyor. Dünyanın sonu mu abartmayın bu kadar.” Dediğimde Defne uzanıp elimi tuttu. “Mavili Gece’m aş artık bu durumu. Herkes senin ailen gibi olmak zorunda değil.” Dediği an elimi çekip ayağa kalktım. Sertçe; “Toplantı bitmiştir. İyi geceler.” Deyip arkamı döndüm ve odama yürümeye başladım. Kızlar arkamdan seslense de dönmedim. Gözümden akan yaşları görmelerini istemiyorum. Odaya girer girmez kapıyı kilitleyip camın önüne yürüdüm. Kapalı olan camı açıp temiz havayı çektim içme. Aklıma gelen ailemle göz yaşlarım akmaya başladı. Ben asla onlar gibi olmayacağım. Asla aşık olmayacağım! Asla sevmeyeceğim! Asla çocuk yapmayacağım! Yemin olsun ki asla hiç birini yapmayacağım! Kapının tıklatılmasıyla göz yaşlarımı silip kapıyı açtım. Defne kapıda tedirgince bana bakıyordu. “Gece ben özür dilerim. Niyetim seni kırmak ya da üzmek değildi.” Dedi. Eğilip yanağını öptüm. “Sorun yok Defne’m özre de gerek yok.” Deyip zoraki gülümsedim. “Emin misin?” “Evet canım eminim.” “Tamam o zaman hadi film izleyelim.” Diye Duru fırladı yandan. Balın da hemen arkasından çıktı. “Ben çok yorgunum uykum da geldi kızlar. Bu gecelik bensiz izleyin.” Dediğimde hepsinin suratı düştü. Daha fazla konuşma gereği duymadan kapıyı kapattım. Yatağımı açıp içine girdim ve pikeyi kafama kadar çektim. Cenin pozisyonunda dönüp tuttuğum yaşları akıtmaya başladım. Allah her insanı bir şeyle sınar bu hayatta. Benim sınavım da ailem oldu. Allah onları görüp aynı hataları yapmayım diye böyle bir anne baba verdi belki bana. Bende bu düşünceyle onlarla geçirdiğim her gün bir kilit daha attım kalbime. Asla aşık olmamak ve onlara benzememek için her gün bir kilit. Şimdi o kilitler o kadar çok ve anahtarları kayıp ki ben nasıl aşık olayım. Kalp değil midir aşık olacağı kişiyi seçen? Kalbi olmayan daha doğrusu kalbi kilitli olan bir insan nasıl aşık olur ki? Kızların kötü bir niyetinin olmadığını biliyorum. Onlar sadece benim mutlu olmamı istiyorlar. Anlamadıkları şey ben zaten mutluyum. Dansım var, kızlar var, kitaplarım var. İnsan bunlarla da mutlu olmaz mı? İlla mutlu olmak için bir erkeğe mi ihtiyacım var? Ah tam bir saçmalık! Kapı açılınca hemen gözlerimi kapattım. Duru’dan önce parfümü girdi odaya. Kendi yatağına geçmek yerine gelip benim arkama girdi ve bana sıkıca sarıldı. “İkizim iyi misin?” Dediğinde kafamı salladım. Konuşursam sesim çatlardı. Uzanıp yanaklarımı sildi. Boşuna ikiz demiyorum bu kıza. Hissediyor hissettiğimi. “Gece Defne’nin kötü bir niyeti yoktu.” “Biliyorum Duru sadece hatırlamak üzdü beni.” Dediğimde daha çok sarıldı. “Ben her zaman yanındayım mavili Gece’m.” Dediğinde bende kolunu sardım. “İyi ki varsın elma şekerim.” Dediğimde kıkırdadı. “Azıcık kay da yerleşeyim.” Gözlerimi devirdim. “Git yatağına yat Duru.” “Bana ne ben senle uyuyacağım pamuk şekerim.” Dediğinde gülümseyip biraz daha kaydım. Duru iyice kendini yerleştirip tekrar sarıldı bana. Kardeşimin varlığının verdiği güçle yumdum gözlerimi. Kardeş olmak için illa da kan bağına gerek yok. Duru ile benim gönül bağım var, düşünce bağım var, his bağım var. Bunlar bir kandan daha kıymetli benim için. *** “Şunlara bak Bal.” Diyen Defne’yle uykumdan sıyrıldım. Gözlerimi açmadan bekledim. Seslerden odaya Balın’ın da geldiğini anladım. “Çok tatlılar.” Diyen Balın’la gülümsemek istesem de durdurdum kendimi. “Gece çok kırılmış mıdır bana?” Diyen Defne’yle içim burkuldu. Ben nasıl kırılırım sana Defne’m. “Üzülme Defne Gece kırılmaz. Kötü niyetle söylemediğini biliyor.” “Vallahi kötü niyetle söylemedim. Ben sadece Gece de sevsin, sevilsin, aşık olsun, mutlu olsun istiyorum.” “Biliyorum Defne ama bu Gece’nin hayatı ve o böyle olmayı seçiyor. Hem Gece böyle de mutlu.” “Biliyorum Bal ama endişeleniyorum. Bir gün hepimiz evlenirsek Gece yalnız başına ne yapacak?” Diyen Defne’yle bir sessizlik oluştu. Defne’nin dediği şey beynimde fırtınaya sebep oldu. Bir gün kızlar giderse ben ne yaparım? Vakti gelince gidecekler elbette. Benim gibi ömür boyu duracak halleri yok. Olsun yine görüşürüm ki hem dansım var. Hatta olmadı küçük bir köpek alırım. Daha fazla düşünmemek için yeni uyanıyormuş gibi yaptım. Defne’nin ve Balın’ın bakışları bendeydi. “Günaydın güzel hatunlarım.” Dediğimde ikisi de kıkırdadı. “Günaydın mavili Gece’m.” “Günaydın mavili.” Kızlara öpücük atıp göz kırptım. Duru’yu tutup aşağı attım. “Yaaaaa!” Diye çığıran Duru kulaklarımızın pasını da silmiş oldu. “Cırlama be kızım!” Dedim kulaklarımı kapatıp. “Sende insan gibi uyandır. Ben sana böyle mi yapıyorum?” “Yok sen soğuk su döküyorsun.” Dediğimde hepimiz kahkaha attık. “Sabah sabah yeter bu kadar şebeklik. Hadi kahvaltıya.” Diyen Defne’yle ayaklandık. Önce banyoya gidip çişimi yaptım ve elimi yüzümü yıkadım. Dişlerimi de fırçalayınca çıktım odadan. Topuzumu düzeltirken mutfağa yürüdüm. Masada 4 kase mısır gevreği ve süt vardı. Bizim kahvaltımız da ancak bu kadar olur. Herkes masadaki yerini alınca yemeğimizi yemeye başladık. Defne ve Balın ayaklanınca bizde kalktık. İkisini de öpüp odaya geçtim. Dolabımla bakıştım bir süre. Nakışlı şortumu görünce onu giyindim. Üzerine de kayık yaka beyaz büstiyerimi giyindim. Saçlarımı salıp kendi haline bıraktım. Uzun saçın avantajı anında şekle giriyor. Hafif makyaj yapmaya karar verdim. Cildim pürüzsüz olduğu için fondötene hiç ihtiyaç duymadım. İnce bir eyeliner çektim. Bolca rimel sürüp portakallı parlatıcımı sürdüm. Hafif bir allık da sürdüğümde hazırdım. Duru’nun da hazır olduğunu görünce çantamı toparladım. Güneş gözlüklerimi kafama taktığımda çıkabilirdim. “Duru hadi yavrum.” “Geldim bebeğim.” İkimizde spor ayakkabılarımızı giyinip çıktık. Arabaya geldiğimizde şoför koltuğuna geçtim. Duru daha yeni kullandığı için kessem sürmez. Duru müzik ayarlarken ben yola çıktım. *** Sonunda prova bittiğinde nefes nefese yere oturum. Yalın’ın uzattığı suyu diktim kafama. Bu dans gösterisi bir geçseydi hayırlısıyla. “Çocuklar harikaydınız.” Diye içeri giren Yiğit hocaya döndük. “Sağ olun hocam.” Dedi Duru. “Şimdi size bir haberim var. Gösteri yapacağınız yerin misafirleri bir hafta öne çekmiş gelişlerini. Bu yüzden Cuma günü Antalya’ya uçuyorsunuz. Biletleriniz ayarlandı. Zaten hazırsınız. Ha ayrıca ücretinizin üç katını ödeyecekler.” Diyerek sözünü bitirdiğinde bizimkiler ıslık çaldı. “Hocam 2 gün sonra mı gidiyoruz şimdi?” “Evet Gece’cim. İlk gösteriniz pazartesi günü olacak. Size orada da prova zamanı bıraktım.” Deyip biletlerimizi verdi ve gitti. Bense arkasından şaşkınca bakmaya başladım. Acaba Alaz da orada olacak mı?     Hatalarım varsa affola. *Bayan ATABAŞ*  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD