Kir kendine geldiğinde, her şeyin karanlığa boğulmuş olduğunu fark etti. Gözlerini kırpıştırdı, başındaki zonklamayı ve dudaklarındaki kuruluğu hissederek inledi. Elini yukarı kaldırmaya çalıştı ama bileklerini bir arada tutan ağır zincirlerin şıngırtısı, hareketini yarıda kesti. Havadaki kesif rutubet burnuna doldu. Duvarlardan damlayan suların tekdüze sesi, kulaklarında bir metronom gibi yankılanıyordu. Gözleri karanlığa alıştıkça, bulunduğu yerin boyutlarını seçmeye başladı. Küçük, dar bir zindandı burası. Taş duvarlar yosunla kaplanmış, nemin etkisiyle kararmıştı. Tavandan sarkan paslı bir zincir, ara sıra tavana çarpıp tiz bir ses çıkarıyordu. Zemin, üstünde kırık fayans parçaları ve nemden çürümüş tahta yongalarıyla kaplıydı. Kir, soğuktan titredi. Üzerindeki kıyafetler sırılsıklam

