2 | HAİN

1172 Words
Toplantı odasının kapısına gelince durdum. İçerden sesler geliyordu.Ve gülüşmeler. Belki de yaptığım rezillik için arkamdan gülüyorlardı. Derin bir nefes aldım ve kapıyı çaldım. Komutan Frank içeri girmemi söyledi. İçeri girdim. Kraliçe’nin önünde hafifçe eğilip selam verdim. Başımı hafifçe kaldırdım ve onu gördüm. Gece karanlığında yüzünü tam seçememiştim ama şimdi herşey daha netti. Üstelik yüzünde hala aynı pişkin surat ifadesi vardı. Eğer bir Lord olmasaydı yüzüne sıkı bir yumruk indirebilirdim. Ah! Doğru ya onu yapmamda yasak. General Tyler’a döndüm. “Beni çağırmışsınız efendim” dedim. “Kate hayatım,bana efendim demek zorunda değilsin” dedi General Tyler. Babamla aralarında ki bağ yüzünden bana hep iyi davranır ve beni kendi kızı gibi severdi. Bir hain olduğuma hiçbir zaman inanmadı. Lord Mason’ın sesini duydum. Sesinde ki imayı da! “Ah! Ne hoş! Size efendim demesini istemiyor ve ona HAYATIM diyorsunuz. Aranızda sıkı bir bağ olmalı. Akraba felan mısınız?” Tyler güldü ve Lord Mason’a döndü. “Sayılır. Katharina yakın bir arkadaşımın kızı. Ölürken onu bana emanet etti. Bense onu elimden geldiğince koruyup kollamaya çalışıyorum” “Sizin gibi bir kahramının himayesindeyken burda harcanmıyor mu? Neden eğitim kapmında değil? Bu arada kaç yaşındaydınız?” Sorunun bana yöenlik olduğunu anlamam biraz zamanımı aldı. “20 Lordum” diyerek sorusunu cevapladım. Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı. Lord William’ın soğuk suratıyla karşı karşıya geldim. Beni hiçbir zaman sevmedi. Eğitim kampında birlikteydik. O kahraman oldu bense hain. Buraya döndüğümde affımın kabul edilmemesi için çok uğraştı ama bir işe yaramadı. Şimdi ise her fırsatta bir hain olduğumu dile getiriyor. Komutan Frank konuşmaya başlayınca düşüncelerimi bir kenara bıraktım ve ona döndüm. İşte cezamın kesildiği o an gelmişti. “Acaba bize eğitim kampında ki son dönemini tamamlayan savaşçıların başarı oranlarını gösterebilir misin?” Ne yani? Beni bunun için mi çağırmışlardı? Yeteneklerim burda kesinlikle harcanıyordu. Lord Mason neden bir şey anlatmamıştı? Ben olsam kesin anlatırdım. “Elbette efendim!” Frank bana hafifçe güldü ve eliyle omzuma dokundu. Eğer bu ikisi olmasa bu kampta kafayı yiyebilirdim. Bilgisayarın başına geçtim ve başarı listesini açtım. Listeyi bulduktan sonra yazdır tuşuna bastım ve listenin bir kopyasını alıp Frank’e verdim Kraliçe, Lord Mason’ın koluna girdi ve bize doğru geldi. “İşte Mason. Bunlar en iyi savaşçılarımız. İçlerinden birini seç. Hem olası bir saldırıda sana destek olur hem de işlerinde sana yardım eder” dedi. Mason listeyi eline aldı ve incelemeye başladı. Sonra bir an duraksadı ve dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı. Başını listeden kaldırmadan konuşmaya başladı. “Katharina kaç yıldır Kurtulanların yanındasın?” Ben cevap vermek için ağzımı açtığım sırada “Bazı önemsiz sorunlara rağmen 12 yıldır burda Lordum” dedi Frank. William’ın hafifçe inlediğini duydum. Büyük ihtimal bu inleme Frank’in “önemsiz sorunlar” sözüne karşılık, “gerçekten mi?” anlamına gelen hafif ve gizli bir kahkahaydı. Mason omzunun üzerinden ona baktı ve Frank’e döndü. “Sanırım Katharina kendi sorularını kendi yanıtlayabilir Komutan” “Elbette Lordum. Bağışlayın” dedi Frank. Tanrım! Onu daha önce kimseye itaat ederken görmemiştim. Kraliçe bile onu bu duruma düşürmemişti. Tyler’ın ondan rütbeli olmasına bile hiç aldırmamıştı Frank,ama şimdi… Mason bu sefer bana döndü. “Daha önce hiç eğitim kampında bulundun mu?” diye sordu. Göz ucuyla Tyler’a baktım ve bana rahat olmamı söyleyen bir bakış attı. “2 yıl önce orda ki eğitimimi tamamladım efendim” dedim. Güldü. “Güzel” dedi. “Peki angarya işlerle aran nasıldır? Bilgisayardan ve evrak işlerinden anladığın kesin. Peki ya kahve yapabilir misin?” Bu muhabbettin sonu nereye gidiyorsa ben oraya gitmek istemiyordum. Bu adam beni fazlasıyla rahatsız ediyordu. “Evet,elbette efendim” İşte yine gülüyordu. “Bu kızın başka ilginç yetenekleri var mı acaba?” diye sordu ortaya. Kraliçe hemen ona karşılım verdi. “Katharina çok soylu bir aileden geliyor. Alicia ve Caleb’ın kızı. Bir İngiliz ailesinden geliyor olmasından dolayı Katharina vals,piyano ve fransızca biliyor” Mason bana tekrar bana döndü. “Vay vay vay. Hem kahramanların kızı,hem asil. Bu kadar yetenekli biriyken sen neden hala kahraman değilsin?” Odaya bir sessizlik hakim oldu. Kimse ne gülmüş ne de cevap vermişti. Sonunda Lord William sessizliği bozdu. “Evet Katharina sen neden hala kahraman değilsin?” Mason, William’ın sözlerinde ki imayı anlamış olacak ki ona gözlerini dikti ve susmasını söyledi. Neler olduğunu anlamamıştı ama herkesin bu imadan rahatsız olduğu belliydi. Elinde tuttuğu kağıdı buruşturdu ve çöpe fırlattı. “Sanırım asistanımı buldum. Bayan Kathariana…” Soyadımı söylememi bekleyerek bana baktı. “Garcia” “Ah! Evet doğru ya sen Alica ve Caleb’ın kızıydın” Evet. Alicia ve Caleb’ın hain kızı. William bir anda hiddetle söze daldı. “O seni asiste edemez” “Ne zamandan beri birbirimizin işlerine karışıyoruz Will? Ben sadece aynı rütbede iki arkadaş olduğumuzu sanıyordum.Ancak sen işi benim kararlarıma karışacak bir boyuta taşımışsın” “Anlamıyorsun! Bu kız sana uygun biri değil” “Ne demeye çalışıyorsun?” William’ın cevap vermesine izin vermeden lafa karıştım. “Demek istediği benim bir hain olduğum,Lord’um. Benim bir hain olduğum ve beni koruyup,yetiştiren insanlara ihanet ettiğim” Mason gözlerini dikti ve bana baktı. “Az önce Komutan Frank’in bahsettiği küçük sorun bu muydu yani?” “Evet efendim” Mason bu sefer Tyler’a döndü. “General. Neler olduğunu ve Katharina’nın neyle suçlanarak hain ilan edildiğini öğrenebilir miyim?” Tyler cevap vermedi ve başını öne eğdi. Mason tekrar bana döndü. “Katharina. Seni neyle suçluyorlar.” Başımı kaldırdım. William’ın eğlendiği her halinden belli oluyordu. Sonra tekrar göz ucuyla Tyler’a baktım. Yüzünde ki ifade “sakın söyleme Kate” diyordu. Lord Mason’a döndüm. “Bunu size söyleyemem. Üzgünüm efendim” dedim. Sustu ve bir fısıltı şeklinde “Pekala” dedi. Sonra Kraliçe’ye döndü. “Majesteleri. İzniniz olursa asistanım olarak Katharina’yı istiyorum” Kraliçe bana baktı. “Katharina değerli çalışanlarımızdan biridir.Her ne kadar geçmişte bazı hatalar yapmış olsada, bazılarımız hariç,biz burda onu sever ve ona güveniriz” Yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. “Eğer Charlotte ve Carl’ın derslerine devam ederse ofiste ki işi yerine sizin asistanınız olarak görevine devam edebilir” Soru soran gözlerle bana baktı. “Şeref duyarım majesteleri” dedim ve önünde hafifçe eğildim. “Pekela Kate. Sana Kate diyebilir değil mi? Ah! Elbette diyebilirim. Her neyse git ve hazırlan. Lütfen şu üzerinde ki sıkıcı şeylerden kurtul ve New York’ta seni insan içine çıkarabileceğim bir şeyler giy. Cepheye gitmiyoruz sonuçta. Bugün öğleden sonra bir toplantı için Manhattan’da olmam lazım. Bir saat içinde hazır ol ve beni bul. Önce toplantı ve işinle ilgili biraz konuşur sonra da toplantıya gideriz ve eğer sonra başka bir şey çıkmazsa seni tekrar kampa getiririm.” “Siz nasıl isterseniz efendim” Yanıma yaklaştı ve kulağıma eğilip bir şey fısılıdadı. “Ve şu efendim saçmalığından vazgeç. Bu çok rahatsız edici” “Sizin için bu rahatsız edici,benim içinse size hitap şeklimi değiştrmek. Belki haddim değil ama bu konuda çok ısrarcı olabilirim efendim” Yavşça geri çekildim ve yüzüme aynen dün gece onun yaptığı gibi pişkin bir surat ifadesi yerleştirip önünde hafifçe eğildim. “Lordum!” dedim Salona dönüp Kraliçe ve diğerlerine de reverans yaptıktan sonra odadan çıktım. Lanet olsun! Dünya da başka kahraman kalmamış gibi, Kurtulanların en sinir bozucu-ve yakışıklı- Lord’u asistan olarak beni seçmişti ve Tanrım! New York’ta insan içine çıkacak bir hal almak için bir saatim vardı.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD