Şifreli Mesaj, İhanetin Maskesi Düşüyor

433 Words
Tıbbi ekip, Uzman Çavuş Ali Kaya'yı stabil hale getirdikten sonra, onu helikopterle en yakın askeri hastaneye sevk etmişti. Şahinler timi, Ali'nin hayata tutunması için dua ederken, Yüzbaşı Murat Demir'in zihni hala ihanet sorusuyla meşguldü. Emre'nin çözmeye çalıştığı şifreli mesaj, bu karanlık sır perdesini aralayabilirdi. Emre, saatler süren uğraşın ardından, şifreli konuşmanın bir kısmını çözmeyi başarmıştı. Demir'i yanına çağırdı. "Yüzbaşım, konuşmanın net tamamını çözemedim ama bazı önemli kelimeler yakaladım." Demir, Emre'nin bilgisayar ekranına eğildi. Ekranda anlamsız harf ve rakam yığınları arasında seçilebilen birkaç Türkçe kelime göze çarpıyordu: "Şafak Vakti", "konum", "saat", "tuzak" ve dikkat çekici bir şekilde "Kartal". "Kartal mı?" diye mırıldandı Demir. "Bu ne anlama geliyor?" "Bilmiyorum Yüzbaşım. Belki bir kod adı olabilir," diye yanıtladı Emre. "Konuşmanın tonundan, bilgi alışverişi yapıldığı anlaşılıyor. Ve 'tuzak' kelimesinin geçmesi, Ali'nin vurulduğu pusuyu doğruluyor gibi." Demir'in aklında bir şimşek çaktı. "Kartal... Karargahımızda 'Kartal' kod adını kullanan kimse var mı?" Emre, istihbarat veri tabanını hızla kontrol etti. Birkaç dakika sonra, yüzünde şaşkın bir ifadeyle Demir'e döndü. "Yüzbaşım... 'Kartal' kod adı, Harekat Daire Başkanı Albay Faruk Demir için kullanılıyor." Demir, duyduğu isim karşısında adetaDonakalmıştı. Albay Faruk Demir, yıllardır tanıdığı, saygı duyduğu, hatta bir zamanlar örnek aldığı bir komutandı. İhanetin en tepeden gelme ihtimali, Demir'i derinden sarstı. "Bu... bu imkansız," diye mırıldandı Demir, inanamayarak. "Albay Demir... neden böyle bir şey yapsın ki?" "Yüzbaşım, elimizdeki tek bilgi bu. Belki de bir yanlış anlaşılma vardır," diye temkinli konuştu Emre. "Yanlış anlaşılma mı?" Demir'in sesi öfkeyle yükseldi. "Ali kan kaybederken, biz burada bir yanlış anlaşılma mı konuşuyoruz? Bu işin peşini bırakmayacağım." Demir, derhal komuta merkeziyle irtibata geçti. Albay Faruk Demir hakkında acil bir soruşturma başlatılmasını talep etti. Ancak komuta merkezi, ellerinde kesin kanıt olmadan böyle bir soruşturma başlatamayacaklarını bildirdi. "Kanıt mı istiyorsunuz?" diye bağırdı Demir, öfkeyle. "Daha kaç can vermemiz gerekiyor? Sızdırılan bilgiler yüzünden bir askerimizi kaybettik neredeyse! Bu yeterli kanıt değil mi?" Komuta merkezinden gelen cevap yine soğuk ve prosedürel oldu. "Yüzbaşı, duygusal davranıyorsunuz. Görevinize odaklanın. Bölgedeki güvenliği sağlayın. İddialarınızı döndüğünüzde değerlendireceğiz." Demir, çaresizlik içinde telsizi kapattı. Kendi komutanları bile ona inanmıyordu. Bu işi kendi başına çözmek zorunda kalacaktı. "Serkan, Ayşe," diye seslendi Demir. "Burayı güvenli hale getirdikten sonra karargaha döneceğiz. Ama doğrudan komuta merkezine değil. Albay Demir'le görüşeceğim." Serkan ve Ayşe, Demir'in yüzündeki kararlılığı görmüşlerdi. Onlar da Ali'nin vurulmasının öfkesini ve ihanetin yarattığı güvensizliği derinden hissediyorlardı. Yüzbaşılarının yanında durmaya hazırdılar. Mağara kompleksi tamamen kontrol altına alındıktan sonra, Şahinler timi, yaralı Ali'yi de yanlarına alarak karargaha doğru yola çıktı. Yol boyunca Demir'in zihni karmaşıktı. Albay Demir'e duyduğu saygı ve ihanet şüphesi arasında gidip geliyordu. Ama bir şeyden emindi: Gerçek ne olursa olsun ortaya çıkarılacaktı. Ali'nin kanı yerde kalmayacaktı ve ihanetin maskesi düşecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD