"Sadece...48...Gün..."

1001 Words

"Sözler verme küçük kız; sözler unutulur, sözler kaybolur...sen bana kalbini ver." Uyandığım yatağın üstünden sağa sola dönmüştüm ki hafif bir sarsıntı ile tedirgince doğruldum. Her an gemi ters dönecek, okyanusun dibini göreceğiz diye korkudan ölecek gibiydim. Neyse ki daha...kaldırıp tırnaklarıma baktım, bir-iki-üç...48 günü var. Boğularak da ölmeyeceğiz çok şükür. Ayaklarımı yere koyduğum sıra dışarıdan gelen gürültü ile kaşlarımı çattım. Başımda durup nöbet tutan Kayra ile Gökhan da ortalıkta yoktu. Sessizce saçlarıma topladım. Üstüme ince bir hırka giyip elimi yüzümü yıkadım. Kapıdan çıktığım an karşıma çıkan iki kişi ile yüreğim ağzıma geldi. Baş parmağımı damağıma dayarken göz ucuyla Koray ve Güray'a baktım. "Ne yapıyorsunuz?" dediğimde Koray göz devirmiş, bıkkın bir ifa

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD