Gülse elindeki tepsiyi iki kenarından sıkıca kavradı. Dökmemek için azemi bir çaba harcasa da titreyen ellerine engel olamıyordu. Tabağın kenarına sızan kahveler . beceriksizliğini gözler önüne serse de , kendisini sakinleştirmek ,için derin bir nefes aldı. Yavaş adımlarla salona doğru ilerledi. İki aile de birbirlerine tek kelime etmeden karşılıklı oturuyorlardı. Bu durumda gülüşmeyen tek kişi, Enderdi. Yaptığı şey , içini coşturmuştu. Kalbi aşkla dolmuş ve gözlerinden kalpler fışkırmıştı. Abisi bile buradaydı .. Bunu nasıl yaptığını bilmese de öğrenmek için sabırsızlanıyordu. Önce Enderin babasına ve annesine sonra da ailesine tek tek kahveleri ikram etti. En son sıra Endere geldiğinde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. "Teşekkür ederim " diye mırıldandı. "Seni seviyorum " diye duda

