5

1050 Words
Ekrana heyecanlı bir şekilde bakarken bir anda Yağız'ın attığı mesaj belirdi. - emine teyze - olanları burada yazamam - ama merak etme - Ferhat olaylar ile alakasız O anda içime bir taş oturdu. Onu merak ettiğimi düşünmüyor. Tamamen Ferhat için soruyorum zannediyor. Aslında bir yandan bunu da merak ediyorum doğru ama esas merak ettiğim Yağız. Ona ne olduğu... Yine de böyle düşünmesi beni üzdü. Onu üzmüş de olabilir. Onun kalbini kırmayı hiç istemiyorum. - yok Yağız ondan eminim zaten - bugün spordan geldi - seni sordum görüşmedim son - zamanlarda - dedi - Ben seni merak ettim Ekranda hemen ardından görüldü simgesi belirdi. O da benim gibi ekrana kilitlenmiş bir halde konuşmamızı heyecanla izliyordu demek ki. - Ben iyiyim - eve geldim zaten şimdi O anda camdan bakasım geldi. Evleri aslında çok görülecek bir yerde değildi ama biraz kapıdan çıksam görürüm. O kadar yakın yani. - neler oldu peki - neden gözaltına aldılar seni - burada olmaz - özel olarak anlatırım Bana böyle yazdıktan sonra kalbim deli gibi atmaya başladı. Saat de geç oluyor aslında ama... Neden Yağız'la konuşurken kendimi gençleşmiş hissediyorum... - tamam o zaman beş dakika çık da anlat - kapının önüne gel Görüldü simgesi çıktı. O sırada yazmaya başladı ama durdu. Sonra yeniden yazmaya başladı. Kararsız mı kalmıştı? Bilmiyorum... Tek bildiğim yaptığım şey tek kelime ile çılgınlık... - tamam beş dakikaya geliyorum Mesajı yazdıktan sonra kalbim deli gibi atmayı sürdürüyordu. Ben ne yaptım... Ne yapıyorum. Ancak telefonda yazamam dedi. Ne yapabilirim ki. Bu gidişle bu gece uyuyamam ben. Öğrenmem lazım. Yoksa... Başka bir şey için değil. Öyle değil mi? Sessizce kalktım ve üzerimi başımı toparladım. Gündelik kıyafetlerim ile duruyorum ama zaten bir önemi yok. Gece karanlıkta ne giydiğime bakacak değil ya... Zaten sadece... Ne olduğunu merak ediyorum. Parmak uçlarımda kapıya doğru ilerledim ve kapının kilidini yavaşça çevirdim. Çok sessiz olmaya çalışıyorum çünkü herhangi bir şekilde kimsenin bunu duymasını istemiyorum. Kapıyı açarken ne olur ne olmaz diye etrafa da baktım. Anahtarı sessizce kilitten çektim ve son bir kere arkama bakıp dışarıdan kilide geri taktım. Anahtarı dikkatlice çevirip kapıyı kapattım. Tam kapattığımdan emin oldum ki kilidi çıkardım. "Ben geldim..." diye bir fısıltı duydum. O anda yerimden sıçradım. Ses çıkarmamak için resmen küçük dilimi yuttum. "Ödümü kopardın resmen..." diye fısıldadım. Ben de olabildiğince sessiz bir şekilde konuşmaya çalışıyorum. Özellikle kimse de görmesin diye kapının oradaki ağacın orayı işaret ederek hareket etmeye başladım. "Şuraya doğru gel Yağız. Kimse görmesin..." "Tamam..." dedi bana doğru yürümeye başladı. Ağacın tam arkasında durmaya başladığımız sırada üzerinde bulunan gömleğe dikkatlice baktım. Ütülü bir şekilde giymişti. Yeni giymiş demek ki... Eski giysilerini hemen çıkarmış. "Karakolda bir şey yaptılar mı?" diye sordum. "Hayır... Sorun yok zaten savcı bıraktı." "Neler oluyor seni neden aldılar?" "Ya... Off... Bak... Emine teyze anlatacağım ama kimseye söylememen lazım. Normalde kimseye söylemem... Senin yerin ayrı. Sadece şunu bil Ferhat bu konularla tamamen alakasız. O da bir şey bilmiyor. Yani sadece az birazını..." "Ben senin için endişelendim. Seni görünce o halde... Ferhat zaten eve geldi şimdi yatıyor. Neler oluyor Yağız? Anlat hadi..." diye fısıldadım. O anda kalbim deli gibi atıyordu. Yağız iyice bana yaklaştı. Sesi çok kısık çıkıyordu. O anda burnuma çok güzel bir parfüm kokusu geldi. Gerçekten de harika bir koku sürmüştü. Her zamanki sürdüğü parfüme benzemiyor bu... Daha özel... Ve güzel... "Emine teyze... Ben... Aslında uzun hikaye... Bak... Hatırlıyor musun benim bir transfer olma durumum vardı bir takıma?" Evet anlamında başımı salladım. "İşte o olacak... Ama sorun şu ki bunu yapmak için birkaç bağlantı gerekiyordu ve ben de birilerine yardım ettim... Dün bizim alınma sebebimiz ise bahis ve şike suçu. Yani iddia ettiler ama kanıt yok ellerinde boşuna ortalık karıştı." "Böyle bir durum var mı gerçekten?" diye sordum. Bir şey demedi. Sadece gözlerime bakarken birden gözlerini kaçırdı. Ben anladım zaten o anda... "Bak Yağız... Bu işlere girmeni istemiyorum. Biliyorsun seni çok severim. Temiz birisin. Güzel bir hayatın olacak bunu yok edeceksin." dedim. "Hayır olmayacak..." "Nasıl yani? Ne demek istiyorsun?" "Emine teyze... Her şey toz pembe görünüyor ama değil. Bu işlerde yükselmek için bir takım bedeller ödemek lazım. Ben de onları ödemeye hazırım. Spor yapacağım tabi ki yine. Ama artık bu hayattan sıkıldım." "Hangi hayattan sıkıldın?" "Bundan işte... Yani... Annem babamdan bir şey istemek istemiyorum artık. Kendim bir şeyleri başarmak istiyorum. Yapacağım da... Merak etme Emine teyze... Bir şey olmaz." "Yağız bak çok gençsin daha. Hata yapıyorsun. Hayatını hapiste çürüyerek geçirmek mi istiyorsun? Bu işlerde her zaman birileri maşa olur. Seni kullanır atarlar..." O anda gözlerinde hem öfke hem de kararlılık gördüm. Lafımı kesti. Fısıltısı biraz daha yüksek bir tonda çıkmıştı ama hemen sonra sesini alçattı. " Hayır hayır... Ben kimsenin maşası olmam merak etme. Bak çok merak ediyorsan... Bir şeyler gösterebilirim sana. Daha yeni başlamış olabilirim ama onların bana, benim onlara olduğundan daha fazla ihtiyacım var." "Ne göstereceksin?" diye sordum şaşkınlık içinde. "Neden bunu yaptığımı... Ama... Dikkatli olmamız lazım. Ne zaman müsait olursun Emine teyze..." diye sordu. Nasıl yani diye düşündüm. Nasıl yani müsait olurum... "Ne bileyim evdeyim... Biliyorsun beni. Ne için müsait olacağım anlamadım?" "Göstereceğim sana... Anlatılacak bir şey değil çünkü bu. Seni dışarı çıkarayım biraz Emine teyze. Görmüş olursun. O zaman bana hak verirsin." O anda nefesim hızlandı. Kalbim deli gibi atıyor... Bu nedir şimdi... Ben Yağız ile dışarı tek başıma gidersem... Neler olacak... Bilmiyorum. Kafam zaten son zamanlarda olanlar yüzünden allak bullak olmuş durumda... Ancak bu olan... Çok riskli bir oyun bu. "Nasıl yani... Ya birileri görürse bizi..." "Merak etme buralarda olmayacağız. Kimse de görmez. Bayağı uzak bir yer zaten. Git gel 40 dakika alıyor hemen hemen. Ona göre zamanın olursa seni götürüp göstereyim. En azından için rahatlar." Neyi göstereceğini bile anlamadım. Ancak yine de içimde uçuşan kelebeklere mani olamıyorum. " Tamam... Yarın... Saat bir gibi uygun musun? Çok zamanım olmayacak. Yemekleri önceden hazırlarım akşama hazır olması lazım. Çıktığımı kimse bilemez... " " Emine teyze öyle olmaz eve biri gelse ne olacak? Koşuya gidiyorum spor yapacağım diye çık. İleri kadar koş hem spor kıyafetlerini giy. O zaman bir şey olmaz. " " Tamam... Evet öyle daha mantıklı. İleride mi? Beni sen mi alacaksın?" Yağız'ın arabası falan yoktu. Nasıl beni alacaktı ki... " Evet... " " Babanın arabasını mı alacaksın... Öyle ise... " " Hayır Emine teyze babamın arabayı almam... Neyse... Gidelim şuradan birileri geliyor. Instagramdan yazarım..." dedi ve hızlı adımlar kendi evine doğru gitmeye başladı. Ben de aynı sessizlik ile kapıyı açıp eve girdim. Kalbim deli gibi atıyor... Yarın... Buluşacağız...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD