Helin Berzani Nefesim boğazımda asılı kaldı. Zihnim gördüğüm bu manzarayı algılamayı reddediyordu. Sabahtan beri Zeynep’in evinde, ölüm döşeğinde yattığını sandığım, benim için abimin kurşununa siper olan adam... Gecenin bu zifiri karanlığında, kan revan içindeki gömleği ve cehennem ateşi gibi yanan kapkara gözleriyle tam karşımdaydı. “Yusuf abi?” diye fısıldayabildim sadece. “Senin... Senin burada ne işin var?” Bana cevap vermedi. Sadece ağır ağır, o geniş omuzlarıyla kapattığı karanlık köşeden bir adım yana kaydı. Ay ışığının cılız hüzmesi onun arkasındaki boşluğu aydınlattığında, kalbim göğüs kafesimi delip geçecek gibi atmaya başladı. Orada, samanların üzerinde, yüzü gözü kan içinde tanınmaz hale gelmiş biri yatıyordu. Hırıltılı nefesler alıyor, acı içinde kıvranıyordu. Üzerindeki

