Rohat avludan koşarak içeri girdi ve “Evar, ne oldu?” dedi. Masada duran magnolia kavanozunu gördüğünde, yediklerimden dolayı kötü hissettiğimi anlamıştı. Yüzüm kızarmış, soluklarım düzensizleşmişti. O an, herhangi bir yadırgama olmadan, Rohat beni kucakladı ve avluda Adar’a seslendi. “Arabayı hazırla!” Zihnimde her şey çalkalanıyor, birbirine geçiyordu. Rohat, bir an dengesini kaybetmiş gibi avluda oradan oraya koşuşturuyordu. Adar’ın sert sesi avluda yankılandı, “Abi, kendine gel!” İlk kez sesini böyle duyuyordum. Konakta herkes terasa çıkmış, şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Baver Ağa, bir şeylerin ters gittiğini anlayıp hızla aşağıya inmiş, yakın dostuna destek olmak için, “Rohat, sakin ol. Karın iyi olacak,” diyerek temkinle yaklaşmıştı. Aslında, şu anda Rohat’ın halinden en çok B

