Onu görünce, durmak zorunda kaldım. Demek buradaydı, yaptığını sindirmiş. Oda beni fark edince, önce bir afalandı, sonra hiç bir şey olmamış gibi, kendini toparlayıp, bana yol verip içeriye geçti. Bende hemen kendimi dışarı attım.
Kapının önüne çıktığımda, hemen yan odaya kendimi attım. Odaya girer girmez, duvar dibine çöktüm. Elimi ağzımı koyup, sesimin dışarıya çıkmasını engellemek için, var gücümle bastırdım.
Hıçkıra hıçkıra, ağlamaya başladım. Onu gördüğümde, dün gece gözümün ününe geldi.
Ona yalvarmıştım: bana dokunmaması için, ama o ne yaptı, ne yalvarışlarımı, ne de ağlayışlarımı takmayıp, sevdiğim dediği kıza ihanet edip, bana acımasızca sahip oldu.
Onu hiç bir zaman afetmeyecem. Onun dedemden, hiç bir farkı kalmadı. Onların istediğini yerine getirdi. Bana demişti:
İkimizin hayatını mahfetin diye.
Asıl o mahfeti hayatlarımızı. Bana dokunarak aramıza uçurumlar koydu. Beni diri diri toprağa gömdü. Onun yüzünden şuan kendimden iğreniyorum. Onun dokunduğu yerleri, söküp atmak istiyorum.
Ben duvar dibinde ağlarken, annem kapıyı açıp içeriye girdi. "Sen ne yapıyorsun burada?" Tam karşıma geçip, "Kimse seni böyle görmeden, çabuk odana çık" diye emir verdi. Odan diye nitelendirdiği, yer bundan sonra kalacağım, mahsenimden bahsediyordu.
"Kalk sana! Saçından tutup sürüyerek mi götüreyim seni" dedi acımasızca.
Daha fazla onun tehtitlerine dinlememek için, ayağa kalkıp, ona hiç bir şey söylemeden, bulunduğum odadan çıktım.
Koridoru aşıp merdivenlerden çıkıp dediği odaya kendimi attım. Kapıyı kapatıp sırtımı yasladım. Göz yaşlarım yine akmaya başladı.
Annem dediğim kadın, bana düşman kesilmiş. Bilmediğim bir sebepten. Belki de biliyorumdur.
Onun kocasının katilin oğluna kaçmıştım. bunun bedelinin ödetiyor bana. Nefes almakta zorluk çekmeye başladım. Bu giydiğim elbise beni boğuyordu.
Üstümdekini çıkartmak için dolabın yanına gidip, kapaklarını açıp, kendime bir kıyafet almak istedim ama açtığım bölme, onun kıyafetleriydi.
Hızlıca kapağı kapatıp diğerini açtım, neyse ki istediğimi bulmuştum. Kemerli siyah kloş bir etek, zümrüt yeşili, hafif dökümlü saten yüzeyli bir gömlek bulup çıkardım.
Üstümdekini çabucak çıkartıp, gömlekle eteği giydim. Çıkkardığım elbiseyi alıp dolaba yerleştirdim. Bir saat bile olmamıştı giydiğim.
Temizdi yani.
Koltuğa geçip oturdum, yapacağım hiç bir şey yoktu. Telefonumu da almıştı dedem. Murat'ı deli gibi merak ediyordum. İnşallah ona bir şey olmamıştır. Yaptığım fedakarlık bir şey yaramıştır diye dua etim.
Hava kararınca, hala oturduğum koltukdaydım.
Sema kapıyı açıp içeriye girdi. Bu sefer yemeği o getirmişti. Elindeki tepsiyi sehpaya koyup, yanıma koltuğa oturdu.
"Merva nasıl biraz daha iyi misin?" Dedi içtenlikle. "Nasıl olayım Sema. Beni bu odaya hapsetiler. Bir mahkumdan farkım yok, nasıl olmamı bekliyorsun?" Dedim.
"Haklısın ne diyim?" Oda benim halime çok üzülüyordu ama onunda elinden bir şey gelmiyordu. "Merva ben anlayamıyorum? Birden ne oldu, dedem size hemen nikâh kıydı" oda şaşkındı bu olanlara.
"Yani seni anlıyorum sen karşı çıkamasın buna gücün yetmez, ama ağabeyimi anlamıyorum. Nasıl oldu da Mısra'dan vazgeçti" diye devam etti.
"Vazgeçtiğini nereden çıkartın? Baban: nikahı kabul edersen sevdiğinle de gönlünce gezip takılabilirsin, dedi" dedim. Sema hayretle gözlerini açıp, "Nasıl olur böyle bir şey?" Dedi kızgınca.
"Oldu işte, neye şaşırıyorsun ki. Bu aile herkes kendi çıkarlarının peşinde. Ağabeyde onların istediğini yaptı. Benim canımı söküp aldı" dedim.
Dudağını dişleyip, parmaklarıyla oynamaya başladı, biraz tedirgindi. Beliki bir şey sormak istiyodu. "Merva hani dün dedem şey dedi ya.." deyip biraz duraksayıp, tekrar devam etti, konuşmasına.
"Dedi ki çarşaf verdiler.. gerçekten siz gerdeğe girdiniz mi?" Dedi, utana utana. Bu soru benim canımı o kadar yaktı ki. 'Hayır' demek için neleri vermezdim. Murat dışında. Bir tek ona yenildim zaten.
Dizlerimi karnıma çekip, kollarımı dizime koyup başımı yasladım. Gözlerimden yine yaşlar akmaya başladı. Başımı tekrar kaldırıp, "Senin deden, şimdiye kadar hangi dediğini yarım bıraktı, bunu yarım bıraksın" dedim.
"O gece benim canımdan can gitti, Sema. Ağabey dediğin adamın sana dokunması, nasıl bir şey bilemesin.
Dokunduğu yerleri söküp atmak istiyorsun, derini yüzmek, kazımak istiyorsun, ama hiç bir şeyin faydası yok" dedim hıçkıra hıçkıra.
"Onu gördüğüm yerde parçalamak istiyorum. Benden aldıkların hesabını sormak, boğazını sıkmak istiyordum" dedim sinirle.Sema beni kendine çekip sıkıca sarıldı. "Tamam hişt ağlama, geçti" deyip sırtımı sıvazladı.
"Geçmedi, geçmeyecek benim kabusum asıl şimdi başlıyor. Ben onunla nasıl aynı oda, aynı yatakta kalıcam.
Ya benden yine kadınlık yapma mı istese, ne yapıcam? Bana bir daha dokunursa bu sefer ölürüm. Sema yemin ederim ki, ölürüm" dedim.
"Tamam canım tamam" dedi. Sema'yla bir müddet öyle kaldıktan sonra. Ağlamam yavaş yavaş dinmeye başladı. Sema beni biraz kendinden uzaklaştırıp. "Hadi ye şunları. Zaten soğudu" dedi. Yemeklere bakarak.
"Aç değilim. Canım hiç bir şey istemiyor" dedim.Tekrar başımı dizlerime koyup gözlerimi kapatıp. "Merva lütfen benim hatırım için ye" diye tekrarladı.
"Sema lütfen, ısrar etme" dedim. Sema pes edip, ayağa kalktı. Tepsiyi alıp, "Böyle yaparak kendini cezalandırıyorsun" Deyip odadan çıktı.
O gittikten sonra başımı daha da dizlerime gömüp, olanları unutmaya çalıştım.
***
BARAN:
O gün, İstanbul'dan daha yeni gelmiştim. Benim Mardin'de pek işim olmazdı. Yılda iki üç defa gelirdim. Oda annemin ısrarlarıyla oluyordu. Keşke o günde gelmeseydim.
O gün sabah erkenden gelmiştim. Annemler beni kapıda görünce, ilk annem gelip boynuma sarıldı.
Ellerini öpüp, bende ona sıkıca sarıldım. Sema, ve Güneş te gelip, onlarıda kucakladım. Sonra merdivenlerin bitişiğinde duran Esmer Yengemin elini de öpüm, onada hâl hatır sorup, ennemle yukarıya çıktım.
Tam oturma odasına gireceğim zaman, odadan çıkan Merva'yla karşılaştım. Beni fark eder etmez,oda Sema ve Güneş gibi boynuma atladı.
"Ağabey sen ne zaman geldin?" Dedi bana.
Bende ona sıkıca sarılıp,"Şimdi geldim" dedim.
"Hadi oğlum içeriye geçin" dedi annem. Annem Merva'yı pek sevmezdi. Ne onu ne de Esmer Yengemi.
Merva benim için, Güneş ve Sema dan bir farkı yoktu. Onlar neyse Merva'da odur benim için, ama annem onunla pek samimi olmamı istemiyordu.
"Nasılsın?" Dedim, Merva 'ya. "İyim ağabey. Sen nasılsın?" Dedi. "Gördüğün gibi" deyip, oturma odasına gittim. Babam, dedem ve ağabeyim oradaydı. Onlarında ellerini öpüp. Hoş geldin merasimi bitmişti.
Kahvaltı yaptıktan sonra, dedem,babam ve ağabeyim şirkete gitti. Onlar gittikten sonra, Yusuf'la biraz konuşup sohbet ettik. Yusuf Merva'nın ağabey idi.
Akşama doğru, Merva gelip bu gün, ders için arkadaşında kalacağını, söyledi. Önce Yusuf biraz olmaz dedi, ama Merva çok ısrar etti.
Arkadaşı, zaten bir annesiyle yaşıyordu, kimseleri yoktu. Evimize de yakın olunca, Yusuf'u ben ikna ettim. Yusuf tamam deyince Merva evden çıktı.
Yusuf'la bizde dışarı çıktık. Saat 21 gibi gittiğimiz, mekandayken, Yusuf'un telefonu çaldı. Yusuf telefonu açıp, karşı tarafı dinledikten sonra, bir hışımla yerinden kalkıp,
"Ne diyorsun sen lan" diye kükredi. "Sen ne biçim konuşuyorsun Merva hakkında benim bacım öyle bir şey yapamaz" dedi.
"Yusuf ne oluyor?" Dedim ama Yusuf'un beni dinlediği yoktu. Bir hışımla dışarı çıktı. Bende peşinden gittim. "İzini kaybettirme, konum at bana" deyip, telefonu kapatı.
Arabanın tekerliklerine bir tek atıp. "Allah seni kahretsin Merva" dedi. "Ne oluyor lan? Merva ne yapmış?"dedim. Yusuf elini saçlarına koyup çekti. "Merva O Aziz itinin oğlu, serefsiz Murat'a kaçmış" dedi.
Amcamı öldüren Aziz. "Ne diyorsun lan, Merva yapmaz öyle bir şey" dedim.
İnanmayarak.
Yusuf elindeki telefona bakıp, arabaya bindi. Bende yolcu koltuğuna geçip, oturdum.
Yolda giderken Yusuf dedem ve babamı arayıp , Merva'nın Murat'a kaçtığını söyledi.
Yusuf'u arayan her kimseyse attığı konuma gittik, gittiğimiz yol ısız bir yoldu. "İşte orda" dedi Yusuf, önümüzde bir araba göründü. Yusuf gaza basıp, önlerini kesti.
Arabadan bir hışımla çıkıp silahı belinden çıkarıp arabaya doğrultu. Bende çıkıp diğer arabaya baktım. İçinde Merva ve o serefsiz Murat vardı. "Çık lan dışarı" diye kükredi Yusuf.
O serefsiz arabadan çıkıp karşımıza dikildi.
Ardında Merva'da çıktı. "Ağabey yalvarırım yapma" diye yalvardı. "Son duanızı edin, ikinizi geberticem" dedi Yusuf. "Ağabey biz birbirimizi çok seviyoruz, lütfen kıyma bize" dedi Merva.
O Murat iti de belindeki silahı çıkardı. Yusuf bunu fark edip, eline ateş etti. "Ahh" dedi. Elindeki silah yere düştü. "Ağabey sen ne yaptın" dedi Merva. Yusuf hemen Murat'ın yanına gidip, yerdeki silahı alıp geriye attı.
Yere düşün Murat'ı yumruklama ya başladı. Merva hemen koşup Yusuf'u tutmaya çalıştı. Bende gidip Merva'yı tutum. Yusuf Murat'ı bırakıp, gelip Merva'yı elimden alıp, yüzüne tokat attı.
Merva'yı çekmeye çalışırken, Murat, Yusuf'un belinden düşün silahı aldı. Bunu fark edip üstüne atladım. Bende onu yerde yumruklama ya başladım.
O sırada Yusuf Merva'ya bir kaç tokat atmıştı.
En Yusuf silahı çekip Merva'yı vuracaktı. Bende Murat'ın üstünden kalktım. Merva güzleri kırpmadan, "Çek tetiği, Adamsan vurursun" dedi.
Yusuf silahın namlusunu, Murat'a çevirdi. "Seni değil onu geberticem, ölüm sana ödül olur, sen yaşarken ölüceksin" dedi. Merva Yusuf'un ayaklarını kapanıp, "Onu öldürme ne istersen yaparım" dedi.
Ondan sonra dedemler geldi. Ne olduğunu bile bilmeden çiftlik evine geldik, dedemin talimatıyla Merva'yı alıp geldim.
Merva çok kötü durumdaydı.
Sanki dünyayla bağlantısı kesilmişti. İçeriye geçtiğimizde,
Robot gibiydi. Dedemler gelince Merva dedeme yalvarmaya başladı.
"Ona bir şey yapmayın ne isterseniz yaparım" dedi.
Dedenim işine geldi bu, bizi evlendirmek istediğini söyledi. Ne kadar engel olmaya çalışsamda, beni Mısra'yla tehtit etti.
Mısra benim beş yıllık sevgilimdi. Fakir bir ailenin kızıydı. Annesi ve sakat bir babası vardı. Dedem bir türlü izin vermemişti evlenmemize, ona göre bizim aileye uygun değildi.
Mısra da istemedi evlenmek. Babasını yalnız bırakmak istemediğini söylerdi. Asıl sebebi dedemin onu istememesiydi. Çok gücüne gitmişti, dededim dedikleri. Bu yüzden bizde bu güne kadar bekledik.
Şimdi onunla tehtit ediyordu. Bir beni bir Merva'yı tehtitle ikna etmeye çalıştı. Benim Mısra için evet demekten başka şansım yoktu.
Merva'da Murat için evet dedi. Ne olduğunu anlamadan nikahımız kıyıldı. Gece yarısına kadar, odaya gitmedim. Dedem gelip benimle konuştu. Yine beni Mısra'yla tehtit etti.
Mecbur odaya çıktım, ayaklarım, geri geri gidiyordu. Kapıyı açıp içeriye girdiğimde, Merva yatakta oturuyordu. Benim geldiğimi, görünce titremeye başladı. Ona titreyip durma diye söyledim.
Merva ağlama, bana yalvarmaya başladı. Ben ona çok kızgındım, bizi yaktığı için. Onun ne ağlaması ne de yakarması, beni durduramadı.
Bütün öfkemi ondan çıkardım.
Ona sahip olduktan sonra, kendime geldim. Altımda bir kuş gibi titriyordu. O bir çocuktu daha ve ben bunu yeni fark ediyordum. Onunla işim bitikten sonra.
Kalkıp banyoya attım kendimi. Dedemin istediği oldu, bakireydi, ve ben acımasızca ona sahip oldum. Duşakabin ne girip yumruğumu duvara geçirdim. Kaç tane atım bilmiyorum.
Bir on dakika kaldıktan sonra, havluyu belime dolayıp banyodan çıktım. Merva çarşafı kendine çekmiş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Daha fazla orada durmak istemedim. Yerden kıyafetlerimi alıp, bir çırpıda giydim.
Komodinin üstündeki telefonumu alıp, arkama bakmadan odadan çıktım..
Tam evden çıkıyordum dedemin sesi geldi.
"Nereye?" Dedi boritan sesiyle. Ona dönmeden,
"Benden istediğini yaptım, tam bir şerefsiz gibi.. artık özgürüm demi" Deyip evden çıkıp arabaya bindim.
Arabayı direk havaalanına sürdüm. Kendime küfür ede ede, havaalanına geldim. İlk uçakla İstanbul'a gittim. Sadık arabamı havaalanına getirmişti. Arabaya binip Mısra'nın olduğu eve sürdüm.
Evin olduğu sokağa gelip durdum. Sabaha kadar orada bekledim. Beklerken uyuya kalmışım. Beni buraya getiren ona ihanetimdi.
Geldim ama karşısına çıkmaya cesaretim yoktu. Bende arabayı çalıştırıp kaldığım evime geldim.
Yatak odasına çıkıp kendimi yatağa bıraktım. Akşama kadar yataktan çıkmadım. Hava kararınca, uyanmıştım. Telefonuma baktığımda bir sürü cevapsız arama vardı: annemden agabeyden, ve babamdan.
Hiç birine geri dönmeyip. Yatağa geri yattım.
Sabah uyandığımda, yine telefonuma bildirimler geldi. Ağabeyim bir mesaj vardı.
Dedemin küplere bindigini söyledi, hemen Mardin'e geri dön diyordu.
Yeni bir tehtit kaldırmamak için, Mardin'e geri döndüm. Mevlid vermişlerdi bizim için. Eve geldiğimde. Ağabeyimle misafirlerle ilgilenip durdum. Onlar gidince bende oturma odasına gittim.
Kapıdan içeriye girdiğimde, Merva'la Burun buruna geldim. Oda çıkıyordu odadan.
Gözleri doldu, bana bakınca, kendimi toparlayıp, ona yol verdim.
O gidince bende aile meclisimize gelip Davut amcamın yanına oturdum.
Bana hayırlı olsun dileklerinde bulundular.
Biraz daha sohbet edip, gittiler.
Onlar gittikten sonra, dedemle daha fazla kalmamak için, oradan ayrılıp, odama gittim. İçeriye girdiğimde, Merva'nın koltukta sıçrayıp uyandı.