1. Bölüm. Hüküm

982 Words
Kaç saat oldu bilmiyorum. Burada öylece oturmuş, kocamı bekliyordum: ağabey dediğim adamı. Benim kaderimde buymuş. Ağabey dediğin adamın koynuna girmek, için bekliyordum. Komodinin üstündeki saatte baktım: saat on ikiye, çeyrek geçiyordu. Adım sesleri gelince. Korkum ikiye katlandı. Korktuğum an gelmişti. Kapı açılınca, başımı kaldırıp ona baktım. Ağır adımlarla yanıma gelip durdu "Kalk ayağa!"Dedi Zorlukla ayağa kalktım. "Titreyip durma. Bu durumda olmamızın sebebi sensin. ikimizin de hayatını mahfetin" Çeketini çıkartıp yere attı. Sonra beni süzüp. "Çıkartsana üstünü? Ben mi yapıyım?" Dedi. "Ağabey yalvarırım yapma!" Diye yalvardım. Gömleğinin düğmeleri, açmaya başladı. Bir yandan da, konuşuyordu. "Lan hala ağabey diyor. Demin kıyılan nikah neyin nesi'ydi? Evcilik oyunu mu oynuyoruz, burda. Hadi beni uğraştırma. Sen evet derken, herşeyi göze alıp yaptın" Dedi. Gömleğinin, düğmelerinin tamamını açıp. Bana bir adım daha yaklaştı. " Daha fazla zorlama. Bu işkence çabuk bitsin" Dedemin verdiği görevi, çabucak bitirmek istiyordu. Elini başımdaki örtüye atıp çekti. " Ağabey lütfen" Dedim. Beni duymamış gibi. Örtüyü yere atıp, bir elini elbisemin yakasına götürüp, diğerini de, belime koyup, beni kendine çekti. Burun, buruna geldik. Belimdeki elini, sırtımdaki, fermuarına götürüp, aşağa doğru çekti. Benim karşı koyacak bir gücüm yoktu. "Evet dediysen: hükmünü de yerine getireceksin" dedi soğuk bir sesle. Artık tek kelime bile etmedim. Kaderime razı geldim. Dedeme, söz vermiştim: Murat'ın hayatı, benim bu gece ağabey dediğim adamın, yatağına girerek kurtaracaktım. Başka şansım yoktu. Allah'tan bu gecenin çabuk bitmesini diledim. Titremem, hala devam ediyordu. Gözlerimi kapadım. Olan biteni, görmek istemiyordum. Beni yatağa yatırdı. Canımdan can gitti. Sevdiyimle hayalini kurduğum: İlk gece, şuan başka bir adamla yaşıyordum. Ne kadar zaman geçti, bilmiyorum. Gözlerim hala kapalıydı. Özerimdeki adam işi bitince, Üstümden, kalktı. Ayak seslerinden uzaklaştığını, anlıyordum. Kapının açılıp kapanma sesi, geldi. İki dakika sonra, su sesi, gelince, banyoda olduğunu anladım. Gözlerimi yavaş yavaş açtım. Beni tavan karşıladı. Örtüyü yavaşça üstüme çektim.Kıbırdayacak halim yoktu. Gözümdeki yaşlar, yavaş, yavaş süzüldü. " Murat afet beni. Senin için yaptım" diye mırıldandım. Kendimi böyle avutuyordum. Kapı açılma sesi gelince, gözlerimi tekrar kapadım. Onun yüzünü görmek istemiyordum. Yalvarışlarıma kulak tıkamıştı. Kendince benden intikam almıştı. Beni suçlu buluyurdu: Kaçmasaydım, bunlar gelmeyecekti başıma, ve onu sevdiğinden ayırmayacaktım. Hışırtı seslerinden giyindiğini anlatıyordum. Üstümdeki örtüyü biraz daha çektim yukarıya. Kendimi ondan koruyacak mışım gibi. Sanki koruyacak bir şey kaldı? Tekrar kapı açılıp kapandı. Bu sefer dışarıya çıkmıştı. Gözlerimi açıp, yavaşça yerimden kalktım. Örtüyü kendime dolayıp, zorlukla banyoya girdim. Örtüyü yere atıp, duşakabin'e girdim. Sıcak suyu ayarlayıp, altına girip, bekledim. Yaklaşık yirmi dakika suyun altında durdum. Su, o kadar sıcaktı ki. Derimin hepsinin soyulduğuna emindim. Lifi alıp, soyulmayan yerleride, ben soydum. Lifi o kadar çok sert sürüyordum ki, vücuduma. Her yerim kızarmaya başladı. Lifi yere atıp, elerimle duvara vurdum. "Allah hepinizin belasını versin. Hepinizin!" Diye ağlayıp, yere çöktüm. Ağabeyim, seni ölmeden öldürücem, demişti. Dediğini yapmıştı. Beni ölmeden öldürdü. Hayatımı mahvettiler. Ben banyoda ağlarken. Asiye ablanın sesi, geldi, dışardan. "Merva! Kızım iyi misin?" Dedi. Benim iyi olacak durumum, kalmış mıydı? Bana biçtikleri hayat buydu. İsyan etmeye, hakkım yoktu. Zorlukla ayağa kalkıp. Askıda duran bornozu giyip, dışarı çıktım. Asiye abla, yataktan çarşafı alıyordu. Tabi göstermesi gereken biri vardı? Ona götürecekti. Beni görünce çarşafı yere bırakıp, yanıma geldi. "Ah benim kınalı kuzum. Gel otur şöyle" beni yatağın bitişiğinde ki, koltuğa götürdü. Oda yanıma oturup. Saçlarımı okşadı. "Ağla! Kuzum ağla. Dük içindekileri" bana anne şevketiyle, teselli edince. Başımı göğsüne yaslayıp, ağladım. "Neden? Abla neden? Benim başıma bunlar neden geldi?" Diye haykırdım. "Nedeni, ancak yaradan bilir. İsyan etmek günahtır. Bunu en çok sen bilirsin. Bunda vardır bir hayır, deyip susacaksın. Sana yazılan buymuş" dedi. Asiye abla beni sarıp sarmalarken, dedemin sesi geldi. "Asiye bir terslik mı var?" Diye bağırıyordu. Benim patlak olup olmadığımı soruyordu, aklınca. Asiye abla hemen ayağa kalkıp. "Kızım ben gideyim. Şimdi odayada gelirim bu. Sonra yine gelirim" dedi. Başımı koltuğun kolçasına yaslayıp. Tepkisizce onu izledim. Ne verecek bir cevabım vardı, ne de konuşacak macalim. Asiye abla yerdeki kanlı çarşafı alıp odadan çıktı. O gittikten sonra, zorlukla ayağa kalkıp. Hala yerde duran, elbisemi alıp giydim. Yatağa baktığımda, bir saat önce olanlar bir, bir geldi gözümün önüne. Benim oraya tekrar yatmam, imkansızdı. Zorlukla yürüyüp, odanın balkonuna, çıktım. Gecenin zifiri karanlığına bakıp, Murat'ın şimdi ne haldedir diye düşündüm. Onun için kendimden vazgeçtim. Beni anlar mıydı: Onu yaşatmak için yaptığımı. Balkonda ne kadar kaldım bilmiyorum. Vücudum uyuşmuştu artık soğuktan. Tekrar odaya dönüp. Az önce kalktığım koltuğa uzandım. Gözlerimi kapatıp, bu gece olanları unutmak istedim. Bu mümkün değildi, ama denedim. **** Sabah kapının vurulma sesiyle uyandım. Asiye ablanın sesiydi. Kapıyı açıp içeriye girdi. "Merva kızım deden aşağıda seni bekliyor. İnsin dedi" zorlukla koltuktan oturur hale geldim. Asiye abla benim halimi görünce. "Kızım ağrın mı var? İlk gece zordur" dedi mahçup bir sesle. Gerçekten çok ağrım vardı. Kanamam vardı. Karnımı tutup. "Abla çok ağrım var. Kanamam da var" Dedim çekine çekine. Asiye abla çekmeceyi açıp. İçinden bir ağrı kesiciyi bulup. Getirdi bana. "Al kızım, İç şunu. Bu ağrının biraz dindirir" elinden ilacı alıp, içtim. "Hadi! dedeni kızdırmayalım" ayağa kalkıp, yavaş adımlarla aşağa indim. Dedem dediğim: insan müsveddesi, şöminenin önünde oturmuş. Sigara içiyordu. Amcamda karşısında ki, tekli koltukdaydı. Benim geldiğimi görünce. Beni baştan aşağa süzüp. "Yeni gelin, gel bakalım" elini uzatıp. "Dedenin ve kayın babanın elini öp" kendisi ve amcamı kast ediyordu. Gidip yüzüne tükürmek istiyordum, ama mecburdum. Yavaş adımlarla yanlarına gidip. Önce elini uzatan. Dedemin elini öptüm, sonra amcamın. "Şimdi gel otur şuraya" yanını gösterdi. Dediğini yapıp. Yanına oturdum. "Birazdan eve dönüyoruz. Sen o konaktan, artık başını bile çıkarmayacaksın. Evli bir kadın gibi davranıp, kocanı memnun edip. Gönlünü hoş edeceksin. Etmediğin takdirde, neler yapacağımı sen çok iyi biliyorsun. O puştun gırtlağını sıkarım. Ne yapıp edip Baran'nın aklından o, or*sp* yu çıkaracaksın. Eve bağlayıp. Onun İstanbul macerasına son vereceksin" bana bundan sonra yaşayacağım, cehennemi anlatıyordu. Benim Murat için, bu dedikleri yapmaktan başka bir çarem yoktu. Yapacaktım. "Tamam istediğin gibi olsun" dedim. Uzatmayarak. Çiftlikten ayrılıp, konağa doğru yol aldık. Ben, dedem ve amcamdı. Kocam dediğim adam dün geceden beri yoktu. Hayatımın içine s*ç*p Gitmişti. Belki de şuan sevdiği kadının yanındaydı. Ben onun için bir engel değildim. İstediği gibi takılacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD