‘’KORKUSUZ KORKAK ‘’

2361 Words
                YAZARINDAN Poyraz, arabayı hızlıca Lunaparka sürdüğünde Hazan’ın bir umut orada olmamasını, onun hastaneye kaldırılmış olmasını diledi. Otoparka vardığında ortalığın polis kaynadığını görüyordu. Poyraz hızlıca arabadan inip olay yerine girdiğinde önünü polis kesti. ‘’ Buraya giremezsiniz beyefendi. Çıkın lütfen. ‘’ Poyraz yere baktı. Her yer kan gölüne dönmüştü adeta. Belirli yerlerde değil arabanın kapısında, paspasında, çevresinde de kan izleri vardı. Demek ki Hazan sürünmeye ve oradan kurtulmaya çalışmıştı. Poyraz gözünün önüne gelen o görüntüyle ürperdi. ‘’ Ben Hazan’ın arkadaşıyım. ‘’ dedi Poyraz. Duyacaklarından korkarak boğazını temizledi.’’ O… O yaşıyor mu? Nerede? ‘’ ‘’ Onu bulduğumuzda baygındı. Doktor durumunun kötü olduğunu, şuurunun kapalı olduğunu söylemişti. Oldukça da kan kaybetmiş. Umarım yaşıyordur. Buraya en yakın hastaneye götürüldü. ‘’ Poyraz, derin bir nefes aldı. Polisin onu telkin etmeye çalıştığını görüyordu ama imkanı yoktu. Sakinleşemezdi. Hızlıca arabaya binip hastaneye gitmek için sürmeye başladı. Hastaneye geldiğinde hızlıca arabadan indi ve danışmandaki kıza ilerledi. '' Bugün buraya Hazan isminde bir hasta getirildi mi? '' dedi Poyraz telaşla. '' Evet. Siz yakını mısınız? '' '' Arkadaşıyım. '' ''Bekleyin. Doktoruyla görüşmeliyim.'' dedi danışmandaki kız ve eline telefonu almak için uzandı. Poyraz kızın elini tutup durdurdu. '' Bekleyemem. Nerede? Hemen görmem gerek.'' '' Bakın. Hazan hanım buraya polis eşliğinde geldi. Yani onu yakını hariç birinin görmesi şuan yasak. Doktor’un onayı lazım.'' dedi titreyen sesiyle. '' Acele etsen iyi olacak '' dedi Poyraz sertçe. Elini yavaşça telefondan çekti. Kız hızlı hareketlerle telefonu kulağına götürdü ve konuşmaya başladı. '' Arda bey, burada Hazan hanımın arkadaşı olduğunu iddia eden bir bey var. Hazan hanımla görüşmek istiyor. Israrcı. Ne yapmalıyım? ‘’ Bir süre dinledi ve telefonu kapattı. '' Bugün görüşmeniz yasak. Hazan hanım dinleniyor.'' dedi kız korku dolu gözlerle. Poyraz, onu oldukça ürkütmüştü anlaşılan. '' En azından bana nasıl olduğunu söyleyin. ‘’ dedi Poyraz. ‘’ Yaşıyor yani, öyle mi? Durumu kötü değil. ‘’ O esnada danışmana gelen bir başhekim Hazan Karasu dosyasını imzalamak için danışman kızdan kalem istedi. Danışman kız kalemi verip Başhekim dosyayı imzaladığında Poyraz doktoru gitmeden durdurdu. ‘’ Ben Hazan’ın yakınıyım. Durumunu merak ediyorum. Bir şey söyleyin. ‘’ Başhekim gözlüğünü çıkardı ve Poyraz’a baktı. '' Hazan Hanım gayet iyi. Geldiğinde oldukça kan kaybı vardı. Ama biri gelip kan ihtiyacımızı karşıladı. İnanın o adam olmasa şuan çok daha farklı şeyler konuşabilirdik. ‘’ '' Kanı kim verdi? '' dedi Poyraz merakla. '' Hasta gizliliği söz konusu olduğundan bundan bahsetmem etik olmaz. Ama zaten kanı veren adam bunu Hazan hanımın da bilmesini istemedi. ‘’Başhekim elindeki dosyayı danışman kıza uzattı. ‘’ Hazan Hanım’ın çıkış işlemi için onay verdim. Çıkmadan refakatçisi ve kendisi imza atarsa çıkış yapabilirler. ‘’ Danışman kız başıyla onaylayıp dosyayı aldığında Poyraz kaşlarını çattı. '' Daha yeni ağır bir ameliyattan çıkmadı mı? Neden bu kadar çabuk gönderiyorsunuz?’’ '' Hazan Hanım’ın kesin isteği bu. Ayrıca kendisi özel güvenlikle birlikte eve gidecek.’’ Başhekim ‘’ İzninizle. ‘’ deyip oradan ayrılırken danışman kıza baktı. Hazan’ı mutlaka görmeliydi. Bir süre uzaktan danışman kızı izledi. Onun oradan ayrıldığını gördüğünde ise koşar adımlarla danışmana ilerledi ve hasta dosyasına baktı. Hazan’ın odasını öğrenir öğrenmez ise koşar adımlarla merdivenlere yöneldi. Onu görmeden gitmemeye yemin etmişti. Onun iyi olduğunu görmeliydi. Onun olduğu kata geldiğinde derin bir nefes aldı. Hazan’ın odasından bir kadının çıktığını gördüğünde durdu ve bekledi. Kadın gider gitmez kapıyı yavaşça açıp içeri girdi. Hazan hasta yatağında beyazlar içinde melek gibi uyuyordu. Omuzu bandajlıydı. Daha da yaklaştı Hazan’a. Hala o kadar güzeldi ki… Yüzü beyazdı. Yüzü yorgun gibiydi. Hazan’ın saçlarına doğru eğildi ve o bahar kokusunu içine çekti. '' Merhaba prenses. ‘’ dedi elini Hazan’ın saçlarına götürerek. ‘’Bana küçük bir umut verdiğin için teşekkür ederim. ‘’ Poyraz derin bir nefes aldı. Fazla zamanı yoktu. ‘’ Çok özür dilerim Hazan. Seni öyle bıraktığım için çok özür dilerim. Sana zarar verebileceğimi söylemiştim. Ben böyleyim demiştim. ‘’ Poyraz dolan gözlerini sildi. ‘’ Sana sessiz bir veda etmek istiyorum şimdi. ‘’ dedi ve Hazan’ın alnına eğilip öptü. ‘’ Umarım bu sefer seni üzmemeyi başarabilirim. Hoşça kal. ‘’ Hazan gözlerini açtı. Odada sessizlik hâkimdi. Burnuna dolan bir koku ona çok tanıdık geliyordu. Deniz kokusuydu. Fakat o kadar yorgun hissediyordu ki ayrım yapamıyordu. Poyraz’ı düşündü. Neden kendisini orada bırakıp gitmişti? Onun bir yandan telefonda biriyle konuştuğunu, ona bağırdığını duymuştu ama ne konuştuğunu hatırlamıyordu. Kendisine ölmemesi için o kadar yalvarmışken daha sonra nasıl bırakabilmişti? İnsan düşmanı olsa acırdı. Onun bir sebebi olduğuna inanmak istiyordu Hazan. Bir sebebi olmalıydı. Odanın kapısı açıldığında içeriye Mira ve Arda girdi. Mira’nın göz altları morarmış belli ki ağlamıştı. Hazan’ı uyanık gördüğünde hızlıca yanına geldi. ‘’ Hazan… ‘’ dedi Hazan’ın elini tutarak. Gözlerinden yanaklarına hızla yaş süzülüyordu. ‘’ Ya seni kaybetseydim? Sana bunu kim yaptı? Nasıl oldu? Bir yanlışlık olmalı. Öyle değil mi? Kim seni kasten yaralasın? ‘’ Hazan elini kaldırıp Mira’nın omzuna koydu ve ovdu. ‘’ Ağlama. İyiyim. ‘’ dedi Hazan. ‘’ Şuan bunları konuşmak istemiyorum Mira. Tek istediğim eve gitmek. ‘’ ‘’ Bugün eve gidemeyeceksin. ‘’ dedi Arda araya girerek. Hazan kaşlarını çattı. ‘’ Böyle konuşmamıştık. Bugün çıkacaktım. Öyle demiştin. ‘’ ‘’ Hazan kusura bakma ama elimden bu kadarı geliyor. ‘’ dedi Arda. ‘’ Seni en az bir hafta yatırmadığımıza şükretmelisin. Baş hekim dosyanı imzaladı fakat çıkışını yarına aldık. ‘’ ‘’ Bir gün daha bu hastane kokusunu çekemem. ‘’ dedi Hazan. Nefret ediyordu. '' Bugünde buradasın. Yarın çıkabilirsin. Bu arada Polis ifadeni almak için kapıda bekliyor. Hazırsan gelecekler. '' dedi Arda itiraz istemeyen bir sesle. '' Tamam. Gelsinler. ‘’ dedi Hazan. Mira ve Arda çıktığında iki polis içeri girdi. Biri not tutuyor diğeri soruları soruyordu. '' Öncelikle geçmiş olsun. ‘’ dedi polislerden biri. ‘’ Hazırsanız size birkaç sorum olacak.’’ '' Hazırım.'' '' Bu olay yaşandığında yanınızda biri var mıydı? Veya etrafınızda herhangi birini gördünüz mü? '' '' Bu önemli mi? '' dedi Hazan. Polisler Hazan’ın cevabını şaşkınlıkla dinliyordu. '' Evet. Görgü tanığı işimizi kolaylaştırır.'' '' Yanımda birinin olup olmadığını veya etrafta birinin olup olmadığını hatırlamıyorum.'' dedi umursamaz tavırla. '' Size nişan alan kişiyi görmediniz değil mi? Eminsiniz?'' dedi polis. Hazan’ın bir şeyler sakladığını düşündü. '' Evet dediğim gibi. Bir dakika...''  Hazan gözünün önüne gelen bir anı hatırladı. Poyraz oradayken arabanın arkasında biri duruyordu. '' Ne oldu? '' '' Birini gördüm. Bir arabanın hemen arkasındaydı. Ama yüzü maskeliydi.'' '' Anladım. Söylemek istediğiniz başka bir şey var mı hanımefendi? Güvenliğiniz bizim için önemli. Hiçbir şeyden korkmanıza gerek yok. ‘’ '' Hayır. Yok. ‘’ dedi Hazan. Polisler birbirine döndü ve aralarında konuşmaya başladı. Hazan’da duyuyordu. '' Bu şartlarda eşkal bulmamız imkansız. Güvenlik kameralarına baksak iyi olacak. Kadının yanında birinin olup olmadığını öğrenmeliyiz. ‘’ Hazan o esnada araya girdi. Kamerada Poyraz’ı gördüklerinde onun yaptığını düşünebilirlerdi. '' Yanımda biri vardı. Ama bana yardım istemek için arabasına bindi ve gitti. '' dedi Hazan. '' Size sorduğumuzda neden söylemediniz? '' dedi Polis kaşlarını çatarak. ‘’ Onu suçlamanızı istemedim. ‘’ dedi Hazan. Polisler aralarında tartışıp odadan çıktığında Hazan derin bir nefes aldı. Ne olacaksa olsun istiyordu. Çok yorgundu. Mira odaya girdiğinde yattığı yerden doğruldu. ‘’ Mira benim telefonum burada mı? ‘’ dedi Hazan. Gözüyle etrafına bakındı. ‘’ Evet. Polisler az önce getirdi. Neden sordun? ‘’ dedi Mira. ‘’ Verir misin? ‘’ Mira odadaki dolaplardan birine ilerledi ve içinden bir poşet çıkardı. Hazan’ın telefonunu içinden alıp Hazan’a uzattı. ‘’ Mira kıyafetlerim var mı peki? ‘’ dedi Hazan. ‘’ Evet. Dolapta. ‘’ ‘’ Senden bir şey daha isteyebilir miyim? ‘’ dedi Hazan mahcup sesle. ‘’ Şirkete gidip bütün verileri gizler misin? Kimsenin erişimine izin verilmesin. En azından bir süre… ‘’ Mira şaşırdı. ‘’ Emin misin Hazan? Bana söylemek istediğin bir şey var mı? ‘’ ‘’ Eminim. Bir süre böyle olması daha iyi. ‘’ ‘’ Peki canım. ‘’ dedi Mira ve montunu giydi. ‘’ Bir şey olursa hemen ara. Ben işlerimi halledip hemen geleceğim. Tamam mı? ‘’ ‘’ Tamam Mira’cım. ‘’ Mira çıktığında Hazan kolundaki serumu anında çıkardı ve telefondan son konuştuğu numaraları açtı. Poyraz’ın numarasını açıp biraz bekledi. Deli gibi merak ediyor, düşünüyordu. -.- Poyraz, eşyalarını valize koydu ve evden çıktı. Gidiyordu. Özgür’ü bulacaktı. Nerede olduğuna dair bir fikri vardı ve neredeyse emindi. Murat’ın ona gösterdiği görüntülerdeki tablolar, resimler ve o boş depo tanıdık gelmişti. Orasının yurtdışında bir yer olduğunu biliyordu. Geçmişinde de bulunduğu bir yerdi fakat bir türlü neresi olduğunu, adını hatırlamıyordu. Hafızası yine onu zorluyordu. Poyraz yaşadıklarını bininci defa daha düşünüyordu. Yaşadıklarını, yaşattıklarını... Belki şimdi onlarca polis onun arkasındaydı bilemezdi. Onun kaçtığı tek şey polis değil birde kendi vicdanıydı. Kafasını ellerine gömdü. Onu orada bıraktığı için kendinden nefret ediyordu. Onun yüzüne nasıl bakardı? Ona nasıl bir sebep bulabilirdi? Telefonu çaldı. Arayan Hazan'dı. Açıp açmamakta tereddüt etti. Hala nasıl arayabiliyordu. Korkmuyor muydu? Ona zarar vermesinden. Poyraz'ı bunları bir kenara bırakıp telefonu açtı. '' Poyraz… ‘’ Sesini duyduğu an derin bir nefes aldı. Cevap vermedi. '' Poyraz görüşelim ne olur. Nerde olduğunu söyle.'' dedi bu sefer Hazan. Poyraz yine cevap vermedi. '' Poyraz söz veriyorum. Bu son. Son kez konuşalım. Bana neler olduğunu anlat.'' dedi Hazan. Ağlıyordu. ‘’ Poyraz… ‘’ dedi Hazan hıçkırıklarının arasından. ‘’ Beni bırakma sebebin neydi? ‘’ ‘’ Bana bir şey sorma.’’ Dedi Poyraz zorlanarak. ‘’ Ben gidiyorum. Havalimanındayım. Bir daha görüşmeyeceğiz. Sana bir daha zarar gelmeyecek. Söz veriyorum. ‘’ Poyraz telefonu tamamen kapattı ve şapkasını başına geçirdi. Başı şiddetle ağrıyordu. Olması gereken buydu. Hazan Poyraz’ın telefonu kapatmasıyla telefonu bir yatağa fırlattı ve masanın üzerinde duran eşyalara uzandı. Üstünü canının yanmasını önemsemeden giyerken yarasından kan sızdığının farkında değildi. Sorularının cevaplarını almak, Poyraz’la yüzleşmek istiyordu. O gün orada ne olduğunu öğrenecekti. Polislerin getirmiş olduğu poşetin içinden cüzdanını aldı ve içinden bir miktar para alıp odadan çıktı. Kimseye görünmeden hastaneden çıktığında ilk gördüğü taksiye bindi. Eli ağrıyan omzunun üzerindeydi. -.- Poyraz, valizini teslim edip bineceği uçağa doğru yavaş adımlarla ilerleme başladı. Aklı Hazan’daydı. Her bir adımında kalbi sanki onun adıyla atıyordu. Neden bu kadar etkilenmişti? Neden Hazan bu kadar önemli oluvermişti? İstemeden onu zaafı mı yapıyordu? Zaaflar tehlikeliydi ve kötüler her zaman zaaflardan yararlanırdı. Son kez güvenlikten geçti ve tam uçağa doğru yürümek üzereyken isminin seslenilmesiyle durdu. '' POYRAZ!'' '' Hazan…'' Poyraz, arkasına hızlıca döndü ve güvenliklerin almamak için direndiği Hazan’a baktı. Burada ne işi vardı? O yaralı haliyle nasıl hareket edebiliyordu. Hazan Poyraz’ın yanına gelmek için dirense de görevliler izin vermedi. '' Gidecek misin? ‘’ dedi Hazan öfkeyle. ‘’Bu kadar mı? Bana hiç bir şey söylemeden öylece gidecek misin? ‘’ Hazan kanayan yarasına dokundu. Eli kana bulaştığında canı yanıyordu. Kan tişörtünden sızmıştı. Poyraz’a döndü. Poyraz gitmek için bir adım attı. Hazan’a bakamazdı. Ona sırtını döndü. ‘’ Korkak! ‘’ dedi nefret eder gibi. ‘’ Tamam. Git! Sakın arkanı dönme. ‘’ Hazan gözlerinden akan yaşı sildi. Kan yüzüne bulaştı. ‘’ Seni beni en ihtiyacım olduğu zaman elinin tersiyle itmenle hatırlayacağım! Korkak! ‘’ Hazan yere çömeldi. Dizlerinin üstünde durdu. ‘’ Eğer bir gün dönersen giderken bıraktığın biri gibi birini asla bulamayacaksın… ‘’  Hazan daha fazla direnemeyip yere yığıldığında kalabalık etrafını sarmıştı. Poyraz uçağa doğru yürürken aklı Hazan’daydı. Dönemezdi. Yapamazdı. Ona daha fazla kötülük edemezdi. Hazan’ın söylediği cümleler bir kılıç gibi beynine saplanıyordu. Uçağa bindiğinde görevlinin onu uyarmasıyla koltuğa geçti ve oturdu. '' Durumu iyi '' dedi görevli Poyraz'a. '' Sanırım yarası ve kanamış. Onu hastaneye götürecekler.'' Poyraz derin bir nefes aldı ve koltuğuna oturdu. Gözlerini kapattı. Kısa sürede uçak havalanmaya başladı. Gidiyordu... -.- Hazan gözlerini açtığında başucunda sinirden öfkeyle kendisine bakan insanları gördüğünde gözlerini geri kapattı. Fakat Mira inanmamış olacak, yüksek sesle bağırdı. ‘’ Çabuk aç gözlerini! ‘’ dedi Mira öfkeyle. ‘’ Sen beni nasıl kandırırsın? Hangi akla hizmet bu yaralı halinle kalkıp gidersin? Hadi kendine acımadın bize de mi acımıyorsun? Aklımız çıktı! ‘’ Hazan hiçbir şey diyemiyor öylece Mira’ya bakıyordu. Arda, Mira’nın hemen yanında onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Arda kızgın gözlerle Hazan’a döndü ama o Mira kadar sert olamıyordu. Hazan’a karşı his beslediği ortadaydı. ‘’Mira söylediği her şeyde haklı. Yaran bu kadar tazeyken kendini bu kadar zorlamayı nasıl başardın? Amacın neydi ki? Orada ne arıyordun sen? ‘’ Hazan başka yöne baktı. Şuan onları dinlemek, çocuk gibi azarlanmak istemiyordu. Evet, yaptığı hataydı ve onları düşünmeden üzmüştü. Fakat şuan onun aklı çok daha başka yerlerdeydi. İçinde büyük bir öfke hiç durmadan büyüyordu. Gözleri bir anda bileğine değen gri soğuk metale kaydı. Nasıl yani? Kendisini yatağa mı kelepçelemişlerdi? '' Bu da ne demek oluyor? '' dedi Hazan öfkeyle bağırarak. '' Kim yaptı bunu? '' Arda izah etmek için öne doğru geldi. '' Üzgünüm Hazan. Ama bir daha kaçmanı göze alamazdık.''  '' Bunu yapamazsınız Arda!''  dedi Hazan öfkeyle. Gözleri adeta ateş fışkırıyordu. İkisi de onu ilk defa böyle görüyordu. '' Seni düşündüğümüz için hepsi bu. Oraya gitme amacını bilmiyoruz ama Mira ve ben psikolojik destek alman gerektiğine karar verdik.'' '' Ne?'' Hazan öfkeyle güldü. ‘’ Siz benim adıma karar mı aldınız? Ne sanıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz? Çabuk şunu çözün! ‘’ '' Üzgünüm Ama Arda haklı.'' dedi Mira Hazan’ın elini tutarak. Hazan elini öfkeyle geri çekti. '' Delirdiğimi falan mı düşünüyorsunuz?'' dedi Hazan şaşkınlıkla. '' Hayır sadece önlem almak istedik. Daha önce…'' '' Sakın Mira! Sakın! Eğer bunu atlatmasaydım yurtdışından kesinlikle gelmezdim. Bunun daha önceyle falan alakası yok. Sadece bilmediğiniz şeyler var ve bu sadece beni ilgilendirir.''  ‘’ Özür dilerim Hazan. Haklısın. Çok özür dilerim… ‘’ Mira ağlıyordu. '' Özür dilemeyin! ‘’ dedi Hazan. ‘’ Hemen şu şeyi çözün. Bir an önce eve gideceğim!’’ ‘’ Hazan lütfen… ‘’ dedi Arda. ‘’ Hemen dedim! ‘’ -.- Mira odadan çıktığında Arda elinde bir anahtarla Hazan’ın yanına geldi. Kelepçeyi çıkarıp kenara koyarken Hazan’a üzüntüyle bakıyordu. '' Bu sadece bir önlemdi. Üzgünüm. '' dedi Arda. '' Çok öfkeli olduğumun farkındayım. Fakat sakinleşmek için zamana ihtiyacım var.'' Arda bir süre düşündü. Sorup sormamak arasında tereddüt etti. Fazla dayanamadı. '' Orda ne işin vardı. Görevlilere zor anlar yaşatmışsın.'' '' Birini görmem gerekiyordu. ‘’ dedi Hazan kestirip atarak. '' Yaralı halinle gittiğine göre önemli biri olmalıydı.''  Arda’nın yüzündeki gülümseme yerini karanlığa bırakmıştı. '' Değil. ‘’ dedi Hazan zorla yutkunurken. ‘’ Artık önemli değil…'' 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD