Ece ile teneffüs boyunca muhabbet etmiştik. Şimdi ise sınıfa doğru yürüyorduk. Ece'ye nedense kanım ısınmıştı. Sıcacık bir kızdı.
"Peki neden bu okula geldin? Babanın işinden falan mı?" diye sordum sınıfa geçerken. Ece'nin kafası önüne doğru düşerken yanlış bir şey mi diye düşündüm.
"Ben yetimhanede yaşıyorum. Annem ve babam beni bırakıp gitmişler. Bu okula da %100 burs ile geldim." demesi ile belki de kanım bu nedenle ısınmıştır diye düşündüm.
"Artık yetimhanede yaşamıyorsun!" dedim aniden.
"Nasıl? Anlamadım?" diye sordu Ece.
"Benim evime taşınıyorsun." dedim.
"Ama annen ve babana danışmalısın. Böyle kararları onlar almalı." dedi. Derin bir iç çektim ve "Benim annem ve babam küçük yaştayken vefat ettiler. Bir abim var o da yurt dışında. Bende 18 yaşıma kadar yetimhanede yaşadım." dememle Ece ufak bir çığlık attı ve boynuma sarıldı.
"Teşekkür ederim, teşekkür ederim! Beni o yetimhaneden kurtardığın için teşekkür ederim! Peluş hayvan gibi yumuşacık bir kalbin var!" diye bağırması il bağırmasa daha iyi olurdu diye düşündüm.
Çünkü dedikodu seven sınıfımız bizi izliyordu. Ece'den ayrılmadan sınıfa kötü bakışlarımı yolladım. Neredeyse hepsinin başı dönerken Rüzgar hala bizi izliyordu.
"Tamam Ece yeter bu kadar. Sıramıza geçelim." dedim. Ece benden ayrılırken yüzündeki gülümseme üvey annemlerin beni yetimhaneden alırkenki gülümsemesine benziyordu.
Biz sıramıza geçerken Rüzgar arkasına döndü ve "Abinler nerede?" diye sordu. Ona ne ki?
"Yurt dışına çıktılar." dedim sert bakışlarımı atarken.
"Abine verdiğim kart sende mi peki?" diye sorması ile kafasından zoru mu var diye düşündüm.
"Abime verdiğin kart nasıl bende olabilir?" dedim. Rüzgar dediğimi mantıklı bulmuş olmalı ki cebinden bir kart çıkardı ve bana uzattı.
"Bu ne?" diye sordum.
"Kart." demesi ile göz devirdim.
"Onu bende görebiliyorum." dedim.
"O zaman niye soruyorsun?" demesi ile yüzüne uçan tekme atmayı düşündüm.
"Ne içi verdiğini soruyor mal kafa" dedim sinirle.
"Abinler yokken şu piç sarkıntılık falan yapar rahatsız ederse ararsın. Tabi sesimi duymak istersen de arayabilirsin." dedi Rüzgar.
Onun bu pişmiş kelle gibi sırıtmasına sinir olurken "Gerek yok." dedim. Bu sefer Rüzgar kartını Ece'ye uzattı.
Ece kartı alırken ikisine de kötü bakışlarımı atmaya başladım.