(Sorani)
Ben adım Sorani, Muhammed Ensar'ın kızı.
Ama Yamal da bana diyor (jamil) yani aşkım demek bana aşkım diyor baş belası ondan önce kim bana yaklaşırsa ertesi günü ölüydü.
Ve ben 12 yaşındayken bile sayısız adam öldürdürmüştüm.
Hayatta kalmak için İblis' in askerleri hangi eğitimleri yapıyorsa ben de gizlice geceleri onu yapıp kendimi güçlendirmem lazımdı.
Ve ben dediğimi yaptım, aylar sonra onlar fark etmeden adam öldürmeyi de öğrenmiştim ,kendimi korumayı .
iblis ölmeme izin vermiyordu ama beni ölmekten beter ediyordu.
beni boğuyor ama öldürmüyordu.
Onlarca kes kendimi ölmek için uğraştım.
Beni koyduğu çatısı yıkık oda,ya bir kadınla bir çocuk getirmişlerdi.
Onlarda günlerce benimle orda kaldılar ,
Kadın diyordu "ben ölmeyeceğim çocuklarıma ve kocama kıyanların canını alacağım"
Bende o günden sonra ölmek için değil yaşamak için savaştım çünkü iblis annemi ve babamı öldürmüştü !
ben 12 yaşındaydım intikam yemini ettiğimde .
Onun canını elbet alacağım.
Ordan kaçtım bir şekilde, nereye gittiğimi bilmeden yaralı Yalın ayaklarım beni özgürlüğüme kavuşturacaktı.
İzbe bir köşede küçük yıkık bir eve girip 2 gün boyunca oradan çıkmamıştım.
Çıkarsam beni bulacaklardı.
Kime ve nereye gideceğimi de bilmiyordum, sadece ayaklarım beni nereye götürse benim özgürlüğüm o taraftaydı.
Kulaklarımdan yankılanan bomba sesleri ve gökyüzüne dağılan sisli karabulutlar ,üzerimize yağmur gibi kurşun yağıyordu.
Ben 12 yaşında savaşının ortasında kalmıştım.
Nasıl yaşayacağımı bilmiyordum ama bir şekilde yaşamam gerekiyordu.
Açıktığım için yerimden çıktığımda sokaklar bomboştu ama onun yerine insan cesetleri sanki bir sinek ölmüş gibi değersiz ve önemsizdi.
Ben o küçük yaşta üzerime yağan bombalardan çok aç karnımı doyurmanın derdine girmiştim.
Bir eve girdim yerde ölen çocuk , kadınlar ve erkekler vardı.
Mutfağa girdiğimde yıkılmak üzere olan evden çatırtı sesleri geliyordu.
Yavaş, yavaş odalara baktığımda küçük bir tüpün üzerinde penceresi devrilmiş yemeği görünce Ağlamaya başladım.
Çocuk aklımla niye ağlamıştım ben bilmiyorum ama galiba o yemeği yemek onlara nasip olmadı diye çok ağlamıştım.
Ağlamam durunca oturup karnımı doyurmuştum.
Yerimden kalkıp odalardan birine baktığım zaman bir battaniye bulup içine girmiştim orada kaç saat uyudum ne kadar kaldım hiç bilmiyorum.
Ama gözümü açtığımda her yer zifiri karanlıktı.
Kışın ortası hava buz gibiydi.
Ben korku ile yerimden kalkım Her yer o kadar karanlıktı ki tıpkı iblis gibi karanlıktı, ve o karanlık beni yutacak gibi geliyordu.
Karanlık İblis'in ta kendisiydi.
Ağlayarak korku ile elimden çıkarken küçük de olsa bir ışık aramaya başladım defalarca düşüp bir an önce karanlık evden çıkmak için koşmaya başladım.
Gelen bağırış seslerinden bir köşede oturup ağlamaya başlamıştım ta ki güneş doğana kadar.
Güneş kimin için doğmuştu bilmiyorum ama kesinlikle savaşın ortasında kimsesiz kalan bir çocuk için doğmadığını çok iyi biliyordum.
Yerimden kalkıp dün kaldığım eve gittiğimde seslerin geldiğini görünce korku ile geri geri adımladım.
Ayaklarım adımın ölmüş bedenine çarparken korkuyla yerimden sıçradım.
Sesler evin içinden gelirken!
Ne yapacağımı bilemediğim için başıma kadının kucağına koyup onunla birlikte yerde uzandım.
Bedenime çarpan tekme ile korkudan ses çıkaramadım.
"Ölmüşler "dedi
Diğeri de" bak evde ne varsa topla çabuk çıkalım" dediğinde .
İblis değil de hırsız olduklarını anladım evde bir süre sesleri geldikten sonra hadi çıkalım kimse gelmeden"
Birazdan sesler kesilince gittiklerini düşünüp başımı kaldırdım kimse yoktu Ben yiyecek bir şeyler bulma Umut ümidiyle çıkmıştım.
Ama yiyecek hiçbir de şey bulamamıştım.
Günlerce bulduğum artıklarla karnımı doyurup gecelere yine o eve geliyordum.
Kimin eviydi bilmiyorum ama artık bu benim sığınağım olmuştu benim yuvamdı.
Gelen bomba seslerinden ve kurşun seslerinden tekrardan geldiklerini biliyordum.
Artık bu ülke,nın iç savaşı değil ülkeler arası bir savaştı.
Kimin savaşıydı ,neyin savaşıydı , kimin ya da neyin uğrunaydı bu kadar cam kaybı.
ben bilmiyorum ama tek bildiğim biz ölüyorduk.
Canımızla, namusumuzla, malımızla ölüyorduk.
Kaçacak yerim de yoktu benim.
Sadece tek bildiğim yaşayabildiğim kadar yaşamaktı.
Yaşamayı bana sevdiren neydi bilmiyorum Ama tek bildiğim şey annemin ve babamın ve çocukluğumun masumiyetini kanlı ellerine bulaştıran iblisin canını almaktı.
Ben bu sözü kendime verdiğimde tam 12 yaşındaydım.
Evden bulduğum bıçakla bütün saçlarımı kestim.
Sonra bulduğum erkek kıyafetlerini giydim.
Bunu yapmak zorundaydım, aksi takdirde bana büyük zararlar veriyorlardı .
çünkü...
Erkek olursam sadece beni öldürebilirlerdi.
Ama kadın olursam beni ölmekten çok daha beter edeceklerini çok iyi öğrenmiştim.
Birkaç gün sonra gizlice bir eve girerken enseme değen soğuk namlu ile yerimde buz kestim.
"Kimsin , yavaşça arkanı dön"
Arkamı yavaş yavaş döndüğünde İblis olmadığına sevinmiştim ,ama her halinden ondan beter biri olduğu belliydi zaten.
Bana yardım edeceğini söyleyip beni götürdüğü onlarca çocuğumun içinde bulunduğu çadırlar vardı.
Onlarca değil yüzlerce çocuk vardı.
Çocuklara yardım ediyor diye sevindiğimde işin aslı çocuklara yardım değil de onları kesip doğrayıp böbreklerini sattığını öğrendiğim an buradan da kaçmaya karar vermiştim.
Bunu da bana küçük bir çocuk söylemişti.
"Bizi kesecekler biz değerli değiliz ama içimizdekiler çok
değerliymiş,Konuşurlarken duydum"dedi.
Ben de içimizdeki değerli şeyleri almasınlar diye onada kaçmayı söylesem de gelmedi ,korkuyordum Ama ben kaçmak zorundaydım.
Gece yarısı bütün çocuklar uyuduktan sonra çadırdan çıktım.
Koşarken arkamda Bir gölgenin geldiğini gördüğümde daha çok hızlı koşsam da bana attığı tekme ile yere düşmüştüm.
Üzerime eğilip kısacık olan saçlarımı çekmeye başlamasıyla.
"Baş belası nereye gidiyorsun ?kaçabileceğini mi sanıyorsun ?.
dediğinde kaçacak bir yerim olmadığını ben zaten çok iyi anlamıştım
Belimdeki çakıyı çıkarıp, dizine üst üste sapladım.
Adam yerde acıyla bağırırken "kaçıyor yakalayın şu ellerimle canını okuyacağım"dediğinde ben hızlı bir şekilde karanlığın içinden koşmaya başladım.
Beni bulduklarında ayağını yaraladığı adam beni dövmekten bütün kemiklerimi kırmış gibiydi.
Kafama dağıttığı silahla biri elinden tutup" öldürmekle elimize bir şey geçmez mahsene koy ilk başta bunu elden çıkaralım "dediğinde sanki bir maldan bahsediyordu.
Kanlar içinde beni sürükleyerek mahzene kapattıklarında beni neden hala öldürmediklerini çok iyi anlamıştım.
beni içimdeki değerli olanlar için öldürmeyeceklermiş.
kalbim çok değerliymiş tıpkı diğer organlarım gibi.
Kimi çocuğu öyle satıp kimisinin de içini çıkarıp satıyorlarmış.
Ben korku ile dizlerimi kendime çekip ağlamaya başladığımda adam bana düz küfür ediyordu.
Sabaha karşı bulunduğumuz yere" Allahü Ekber" diye sesler gelince
Elimi kulağımın üzerine koyup ağladım.
Onca aracın durması ile içimde ki korku daha da büyüdü çünkü gelenler belliydi kim oldukları yine beni alıp götüreceklerdi.
Ayağını yaraladığım adam doktur onu yarasına bakarken " ömür boyu salat kalacağını söyleğinde " keşke kalbine saplayabilseydim
Ya beni satıp ya da beni burada öldüreceklerdi?
ben ne olacağını ne yapacaklarını bilemez şekilde otururken.
Dışarıdan silah sesleri gelmeye başladı çok kısa süren silah sesleri ile.
İçeri silahlı adamlar girdi ben onları gördüğümde başımı eğdim hepsi birden Allahü ekber diye sloganlar atmaya başladılar.
Allah ekberdir ,ama sizin ekberiniz mi?
Bilmem ama sizin gözünüzü çıkaracak ben ondan eminim belki bir gün belki bir yıl,belki 40 yıl, ama olacak onu biliyorum.
Ayağını yaraladığım adam " Gel bak biri var burda onu al para da istemiyorum"
Bahsenden rast gele aldıkları çocukları geçip beni gördüğün de gözlerindan ateş çıkıyordu desem az kalırdı.
Beni arkasından sürükleyerek koyduğu çamurlu pikabın bagajın,daydım
Saatlerce kaldığım yerde ,en son beni hatırlamış gibi iblis kendisi beni çıkarmıştı.
Kaçtığım için beni öldürmek yerine ceza veriyormuş,
Ama bende beni yaşatması için herşeyi yapacak benden çocukluğumu , annem'in ve babamın canına kıyan bu iblis'in canını alacaktım.
Boynuma dayadığı hançerle yüzüme bakıp pis pis gülüyordu.
Bir değil,Bin kes nefret ettim onunla aynı havayı soluduğum için.
Muta nikahı yapmıştı 3 yıl sonra ve ben
15 yaşındaydım.
4 yıldır ben bu iblislerin elindeydim ne ölüydüm nede diri.
Ama tek Allah'ın kulu bana yaklaşamıyordu.
Onlar kana susamış, onlar caniyse ben hepsinden beter olmuştum.
Onlarda bunun farkındaydı.
İblis o yüzden beni bırakmıyordu Zaten bunu fark edildiğimde geçti.
Artık insan ölüsü görmek bana normal bir şey gibi geliyordu.
Hatta umursamıyordum diye diyebilirim.
İblis'in "Sorani" diğen sesi ile ona baktım.
" Karımsın " diyor "Allah kocasına böyle davrananları cezalandırır biliyor musun "diyor.
" Allah ne zamandan beri iblisleri koruyor" dediğimde yüzüme vurduğu tokatla ben yere düşerken.
O benim canımı yakıyordu ,bende onun canını böyle okuyordum.
Aradan geçen zaman benden çok şey alırken ben.
17 yaşında olmuştum
Dev gibi vahşi hayvanlar gibi üzerime gelirken gözünden zerre ne acıma ne de merhamet vardı.
Kirli ve kanlı ellerini zorla sürüyordu bana o her elini sürdüğünde ben biraz daha ölüyordum.
Köşede oturmuş ağlarken yamal yani gerçek adı ile ( Şervan) bana bakarken ben ona da nefretle baktım.
" Senin yüzünden"diye bağırdım.
" Beni sen durduruyorsun ? Sen olmasan ben bunların canını ala ala can verecektim "
Şervan" Sorani (habibi ) (seni seviyorum) diyordu.
" Yapma "yamal yapma yapma sen beni sevince benim elim kolum bağlanıyor"
Akan gözyaşlarımı silip beni öperken ona sıkıca sarıldım .
" Başımın belası Şervan başımın belası "
Sonra uğruna ölecek kadar güzel gülen gülüşü ile " başımın belası Sorani " diyor.
İkimiz sarılırken birden onu ittim.
İblis gelirse ona olan zaafımı görse onu öldürdü.
" Git Şervan git seni sevmiyorum"
Başını iki yana sallayarak" beni öp öyle gideyim " diyor başımın belası.
" Kokusunu ruhumdaki yaraları yara yara ciğerimi deşerken onu koklayarak öptüm.
Dudaklarım yaralı yanağına değerken iblis dün gözümün içine baka baka saçlarından tutup yüzünü çamura batırmıştı! ben umursamaz gibi olmaya çalışıyordum.
Ama her Şervan'a bakarken canımdan can gidiyordu.
İblis Allah'ın cezası iblis,
İblis Birde kendine tanrı dedirtiyormuş yani ikinci tanrıymış tanrının oğlumuş çünkü.
Babam derdi ki " Allah tek,tir ,onun ne ortağı var ne de ,kimseden doğmuş nede kimse onu doğurmuş."
Kendi kendime tekrar ediyordum unutmamak için.
Aradan geçen kanlı ve acılı zamanlarla artık ölüme alışmıştım.
" Sorani çok güzelsin " diyor iblis ben ise üzerimde ki yırtık ve eski elbiselerle banyo bile etmiyordum aylarca.
İblis yanıma yaklaşmasın diye ,
Ben hiç kendimi görmedim ki ? .
Şervan köşede oturmuş bana bakıyordu.
Ben ise ona yüzümü çevirdim.
Gizlice yanıma gelip "Sorani seni çok seviyorum "değip hızlıca geri yerine gitti.
Ben ise ona sert sert bakarken kalbim ona doğru akıyordu.
" Baş belası" dedim .
İblis dışardan gelip" gel buraya sende geleceksin hazırlan" dediğinde bana bakıyordu.
(İblis bir anlarsa ona olan zaafımı bir anlarsa )diyordum içimden( onu kullanıp sana çok şey yapar onu ölümden beter eder Sorani sakin bakma)
Şervan göz ucuyla bana bakıp " Allahü Ekber" değip arabaya bindi.
Bende onu umursamadan,içeri geçtim.
İblis hissediyordu ama ben bir gün Şervan'a bakmadım o da iblis varken bakmıyordu.
Takı iblis gece onu yaralı ve kanlar içinde getirince.
" Şervan" dedim avaz avaz bağırırken "Şervan'a ne oldu". değip uzun tırnaklarıma iblisin boğazına batırmıştım.
Tırnaklarımın battığı boğazından kanlar akarken İblis bundan keyif alır gibi gülüyordu.
Çünkü o benim yumuşak karnımı bulmuştu.
5 yıldır hayatımda olan Şervan'ı uzaktan sevdim birisi anlamasın diye.
"Kansız köpek" değip onu itip belinde ki silahı alıp ona doğrultum.
" Şervan ölürse Sen de ölürsün " dediğimde kahkaha atarak " onun ölmesine izin vermem Sorani 'hele ki ona olan Zafını gördükten sonra"
Ben bir yerdeki Şervan'a bakıyordum Bir de silahı doğrulttum iblis'e.
İçimdeki iblis (onu vur derken.
kalbim ise (Şervan ölür) diyordu.
Çünkü ben onu öldürürsem karşımızdaki onlarca iblisin askerleri beni ve Şervan'ı öldürürdü.
Çok kısa sürede gelen doktor Şervan'ın vücudundaki kurşunu çıkarırken Ben yanı başında oturmuştum.
Asıl şimdi onun canı tehlikedeydi asıl şimdi başlıyorduk.
Benim buradan kaçıp gitmem gerekiyordu güçlenmiştim büyümüştüm Şervan'la birlikte kaçabilirdik.
Aylardır kafamda kurduğum planı Şervan iyileşir iyileşmez kaçmaktı.
Beklediğim fırsat 2 gün sonra ayağıma gelmişti.
Suriye savaş varken sanki savaşın içinde ayrı bir savaş olmuştu.
Alışılmışlığın da ötesinde bir savaş.
Sessiz Ama büyük bir savaş.!
Ben 11 yaşından beridir bu iblislerin içindeyim ve bir kere bile bu kadar paniye kapıldıklarını tek tük görmüştüm.
"İnşallah diyorum inşallah bu sessiz Savaş seni yutar iblis"
İblis' in paralı askerlerle hepsi vahşi gibi kanlı elbiseleri ve kanlı elleriyle arabalara binerken yanımızda sadece birkaç kişi kalmıştı.
Şervan'ı bırakıp gidemeyeceğimi bildiği için de bir anlık boşluğuna mı? geldi.
bilmiyorum ? Panikten tüm aşamaları toplayıp gitti.
bizi 10 tane adamla bırakıp gitmişti.
Daha fazla zaman kaybetmemek için içeri girip hazırlıkları yaparken iblis' in adamlarından biri içeriye girip
Bana yaklaşınca niyetini anlamıştım Benim de aradığım fırsat ayağıma gelmişti.
" Gel "dedim.
Şaşırmış yüz ifadesiyle bana bakarken o da geri geri gitmeye başlamıştı.
çünkü onlar ne zaman bana yaklaştıysa öldüler.
Gülerek "ne o bir kadından mı ?korkuyorsun 'dediğimde.
kocaman cüssesiyle üzerime gelen gölgesini gördüğümde .
"Önce üzerinde bıçak var mı? ona bakalım Sorani"
Ben gülerken " gel bak" dedim .
Akıllı şeytan"hayır olmaz elbiselerini tek tek çıkar" dediğinde.
" Çık git o zaman " dediğimde ses etmedi.
Kapıya kadar gidip bana döndü bana gelirken ben biraz daha yakınlaşmasını bekledim.
O beni belimden tutup başını boynuma koyduğunda üzerimde bıçak var mı ?diye beni aramaya başlamıştı.
"Bu kadar mı ?korkuyorsun benden"
Gülerken " Sorani iblis bile korkuyor senden " dediğinde" ben olsam bende benden korkardım" derken onunla kaldığım oda'ya gittim
Yatağa uzandığımda üzerime gelirken elimi yavaşça yerdeki döşeğin altındaki onlarca bıçaktan birine attım.
Koca kanceri üst üste ona batırdım onu hakladığımda hayvan gibi üzerime yığılmıştı.
Onu zorla üzerimden atarak koca gövdesini diğer odaya götürdüm.
Bir şey olmamış gibi kapının önüne çıktım .
Bir iki defa baktım iblis'in askerlerinden bir tanesi yanıma gelirken "içeri gel "dedim.
O da gelmedi,önce güvenmiyor tabii bana.
Biliyor bana dokunursa öleceğini.
Ben ona bakarken o da daha fazla dayanamayıp,içeri girdi.
Bu içeri girmez kapının arkasından çıkıp üst üste onlarca bıçak darbesiyle onu da öldürdüm.
Onuda diğerinin yanına çekip üzerine de örttüp kapıyı kapattım.
Geriye 6 tane kalmıştı.
Kapıdan baktım diğerlerini nasıl halledeceğim diye düşünürken onlara yemek yaptım.
" Önce sen ye " diğen iblis'in askerîne baka baka yedim .
Onlar da emin olunca oturup yemek yemeye başladılar.
İçeri girip öldürdüğüm adamların yeleklerinde el bombasını aldım.
aldığım ekmek ile onlara doğru giderken ekmeklerin en altındaki beze el bombasının pimini çekip onlardan uzaklaştım.
Birkaç saniyede gelen bomba sesi ile arkamı dönüp onlara baktığım da hepsi geberip gitmişti.
Hemen içeriye geçip, Şervan'nın yanına gittim,onu zorla kaldırdım ikimiz zorla arabaya bindik.
Ben onların elbiselerini giyip yüzümü kapattım.