Sorani ,solin Soran)nın anlatımı..
Ya tozu dumana katarsın, ya da
başkalarının çıkardığı tozu yutarsın .
ben de o tozu yutmak yerine onlara o fırtınada Kopan tozun ta kendisi oldum.
Ben Sorani' kimsesiz olduğuma bakmayın ayağımın altında ezdiğim onlarca adamların kanlarını bilemezsiniz.
Yaşadıklarım beni öldürmedi ama bir o kadar güçlendirdi.
Ezildiysem ezdim, hemde beni ezenleri ezdim ,
Kartal gibi pencerelerim ile yüzüne vurduğumun gözünü çıkarırım.
Ben bu savaşın içinde doğmuş büyümüşüm.
Onlarca kes öldüm ,
ölümün çok da kötü bir şey olmadığını gördüm.
Korkulacak birşey yok yani ,bunu Öğrendikçe güçlendim.
İnsanın ölüm korkusunun atlattıktan sonra yapamayacağı hiçbir şey yok.
Tıpkı benim ölümden hiçbir zaman korkmadığım gibi.
İnsan annesinden korkarmı ?
Ben de ölümün kucağında büyüdüm.
Benim annem de ölümdü,Ölüm ve savaş beni büyüttü beni.
Ben korkusuz Sorani'
Taki Şervan hayatıma girene kadar .
Savaştaysanız zafınız olmaması gerek.
ah Şervan' sen olmasan kim tutar bu Sorani' yi?
Sadece tek korkum Şervan'a bir şey olmasıydı.
bu beni yaşadığım tüm ölümlerin ötesinde de olan bir korkuydu.
İşte hepsinin eceli olmamı o engelliyordu.
yoksa ölene kadar hepsini öldürecektim ,Taki biri beni öldürene kadar.
kaç kişiyi öldürebildiysem bu kadar öldürecektim.
Çünkü onlarda bana ben acımamayı da onlardan öğrendim.
Yoksa babam iyi bir adamdı, severdim iyi adamları ,galiba babam ölünce
Bütün erkekler kötü oldu.
Ben Sorani' yaşadığım ne yaşayacağım her şeyin üzerine yemin ederim ki.
beni yaratan yaşamamı istiyor.
Ben bile yaşamayı istemezken o yaşamam için bana yamalı' yani umudum olan Şervan'ı göndermişti.
düşünsenize savaşın tam ortasında yaşamınız için bir umudunuz var.
Siz kaderinize razı gelip ölür müsünüz yoksa o Umudu yaşatmak için savaşır mısınız?
Ben kendim için değil bana bu umudu gönderen.
Tanımadığım yaratıcının üzerine yemin olsun ki ben Şervan' için yaşıyorum.
Yüzüne bakmaya Hasret göz bebeklerim büyüyor onu görünce .
hasretten yara bere içinde kalmış elim ve ayağım titriyor hani ne diyorlar boğazıma bir yumruğu oturuyor.
Dik, dik bakıyorum ama ona sarılma isteği bağrımı deşiyor .
Kalbimin orta yerinde bir acı saplanıyor ona olan hasretimden elim ayağım tutmuyor gibi.
Sonra öyle bir an oluyor ki yaşadığım için lanet ediyorum .
sonra Şervan' bana öyle bir gülüyor ki neden yaşadığımı hatırlatıyor bana.
Onun gülüşü " yaşa Sorani ' sen benim için yaşa diyor "
Yıllardır hayatımda olan Şervan' a olan zaafımı iblis anlamasın diye hep uzaktan sevdim.
ben ona sıkı, sıkı sarılıp kokusunu içime çektiğim bir anı hatırlamıyorum doğru düzgün.
İlk başlarda yüzüne bile bakmıyordum sonra kalbim aktı ona, kalbimden sonra avuç içlerim sızlandı ona uzanmak için.
İki saate yakın bir zamandır yanıma koyduğu Şervan'ı ile karşı karşıya oturuyorduk.
O bana bakıyor, ben ona bakıyorum.
Uzaktan elini uzaktı bana , ben onun elini ittim iblis'in askeri bize bakıyordu.
Şervan'nın gözleri dolar gibi baktı.
Ben de ona sırtımı döndüm.
Gece , olduğunu nöbet değişimi için gelen askerden anladım.
Biraz sonra gelen silah seslerinden üzerimize sanki dünya yıkılmıştı.
Kan kokuyordu her yer silah ve bomba seslerinden hızla Şervan'a sarıldım.
O da bana sarıldı.
" Korkma Sorani ben varım " diyor.
Başımı sallayıp korku ile iblis' in askerine bakışlarımı çevirdim.
" Ne oluyor ,kimler bunlar " hangi deli cesaret edebilir ki yüzlerce kişinin arasına dalabilir ki ?
Ses etmedi.
Biz yer altındayken, yeryüzünde kıyamet kopuyordu.
" Bırak beni burdan , canlarını okuyacağım "
Başını iki yana sallayarak" gölge o dedi "
İlk defa konuştu " gölge kim ?" desemde birşey demiyordu.
Şervan 'bana bakıp gülümseyerek" Siz aslanı kafeste tutuyorsunuz "dedi.
" Aç lan şu kapıyı,yoksa ilk fırsatta seni öldüreceğim, "
Ses etmedi. Ama kapının kilidini açtı.
Ben Şervan' için korkuyordum.
Şervan' yaralıydı kalkacağı sırada onu içeri doğru ittim .
" Bu burdan çıkarsa senin kafanı uçuracağım "
Adam başını sallarken karnına silahın ucu ile vurdum.
" Pis, iblis"
İki büklüm yere düşerken Ben hızla yerin 7 kat dibindeki Mahsen'den çıktım.
Karanlık ile yeryüzüne çıkardığımda kıyamet kopuyordu.
Gecenin zifiri karanlığı gibi bir gölge gördüm ama sadece gölge gördüm.
" Gölge " dedim Kendi kendime fısıldayarak.
Her, yer toz Duman içinde ve yerlerde onlarca hata yüzlerce kişi öyle yatıyordu.
Kıyamet vardı bu gece.
Gölge ve iblis'in kıyameti.
Ben yerimi bulup ayarlayıp Onları tek ,tek yaralarken bizden uzaklaşsınlar istiyordum.
Onlar çok kişi değillerdi iblis'in askerlerine göre .
Beni görünce " git içeri "diye bağırdı.
" Boş yapma İblis' senin için burda değilim kendim ve Şervan' için burdayım "
" Alın bunu içeri " beni içeri götürmek için yanıma yaklaşan askeri kafasından vururken iblis'in ayağının dinine düştü.
" Sorani" diye tısladı.
" sizi yok edecekler , bana izin ver yardım edeyim"
" Belki de ebabil kuşları gelmiştir iblis" diye bağırdığımda.
"Ben o ebabil kuşlarının kafasını koparacağım " aynı anda Onları da yaralıyordum.
" Bana onu vereceksin" diye sesi geldi.
Vallahi onun sesiydi ,billahi onun sesiydi.
Sesini duyduğum da gözümün önüne Şam'da bıçakladığım adam geldi.
" küçük şeytan dur " diyordu o gün ben onu ardımda bırakırken.
" onu sana vermem, gölge " ikisi birbirine uzak değillerdi.
Bir çok adam kaçarken, onlar hala bize saldırıyordu.
Ben bu iblislere yardım ediyordum sırf Şervan' için .
" Şu keskin nişancının Yerini bulun Agit " diye bağırma sesi yükselirken bana yaklaşanları tek ,tek vurdum.
Kendini yanıma atan iblis" senin kafana burada sıkayım mı "dedi?
" Sıkmasan adam değilsin, sıkmacaksan çekil başımdan "
Başımdan çektiği silahla
" İblis' ben senin savaşmıyorum ben sizden değilim, ben tek başımayım onlar ölünce seninle savaşmaya devam edeceğim"
" Sorani' Sorani' " derken yılan gibi tıslıyordu uzatan .
İblis onlara dalmışken Ben iblis'e acımadan toz dumanın içinden onu ayağından vurdum.
Anladı benim yaptığımı pis şeytan.
" seni istiyor vereyim mi "?Dedi acıyla ayağına kendine çekerken.
Başımı iki yana sallayarak " yok iblis beni gönderirsen senin kafana sıkmadan gitmem "
Gülüyor biliyor gitmeyeceğimi gidemeyeceğimi.
İblis'in yanından ayrıldım ,
Gölge' denen adam yerimi bulmuştu, üzerime kurşunları yağmur gibi yağdıyordu.
Fırsatını bulup yerimi değiştirdim.
Çok az bir sürede ,Biraz ilerde duran İblis' in kafasına dayadığı silahla ikisi görüş alanıma girmişlerdi.
Gülerek " seni buldum it oğlu it" dedi.
İblis korku dolu gözlerle " Hamdullah " dedi sadece.
" Hamdullah ya Hamdullah ben şimdi senin yedi ceddini s*kmezmiyim" ne yapacağını merak edip ona dokunmadım.
Silahı bırakıp üzerine cullandı üst , üste vurduğu yumrukları ile İblis'i öldürecek gibi vurması ile Vazgeçip Silahın yönünü ona cevirdim
Bilerek Onu tam omzundan sıyırdım vururken ben ona bakıyordum.
Hala ona vurmaya devam ediyordu.
Galiba kolunu sıyırdığımı anlamadı.
Yada bilmiyorum ne oldu umurunda bile değildi.
Yüzü kapalıydı benim ki gibi.
" Keşke o gün becerseydiniz lan evime canlı bomba olarak gönderdiğin kız nerede "
" Öldü o onu vurdun"
İşte yüzüne attığı yumruklarla"ben onu yaraladım ,öldürmek için vursaydım ölürdü zaten"?
Ben o gün beni vurmasından anlamıştım,usta bir tetikçi olduğunu.
İblis bir bana bir ona bakıyordu.
Onu vur der gibi bakıyordu.
" Vereceksin onu yoksa, sizin kanınızı döke, döke alırım onu, sonra bir koyun gibi kapımın önünde keserim seninle beraber " dediğinde kanım çekildi elimde ki silah düşecek gibi oldu.
Ya Şervan' a birşey yaparsa onu öldürürse hem belli ki beni öldürmeye gelmiş (Hamdullah' lakabı gölge olan ).
Adı Hamdullah'mış " nerede lan " değip yüzüne vururken her bir yumruğu ile iblis yerde sırtının altından toz çıkarken ciğerlerini paramparça edecek şekilde vuruyordu.
Ben biraz geri , geri gittim iblis'i öldürürsün istiyordum bir , yandan da İblis' ölürse benle, Şervan' da öldürdük.
istersem çoktan onun kafasına sıkmıştım ama iblis'e öyle bir vuruyordu ki sanki ondan öcümü alıyor gibi hissediyordum.
Oysa şimdi onu tam kafasının ortasından vurmam gerekiyordu.
İblis ölürse bütün askerleri kaçarlardı onlar da hem beni, hemde Şervan'ı öldürürlerdi.
" Nerde lan nerede Agitt' bul şu nişancı"diye bavazı çıktığı bağırdı
Çok değil bir kaç Saniye sonra Uzaktan dürbünle birbirimizi gördüğümüz kişi ile ya o beni ya ben onu vuracaktım.
Ben onu daha önce gördüğüm için onu vurdum.
Sonra sesi yeri göğü inletir gibi kulaklarıma doldu.
" Agitt vuruldu ona bakın "
Direk meydanına çıktı gölge yerde yatan kanlar içinde iblis'i bırakarak "hepinizi tek ,tek o inandığınız davanız birlikte sik*ceğim"
Görüş alanıma bir türlü girmiyordu.
" çekil lan "diyordu biri
Bana o kadar çok yakınlardı ki , beni fark etseler kafamı uçururlardı.
" Abi biri var orda bırak kafasına sıkacağım, keskin nişancı " dediğinde gölge tamda adamı arabanın önüne çekerken benim olduğum tarafta baktı.
Ben dürbün ile bakarken bir an da kaybolur gibi oldu.
demin cıktığım yere baktı.
" Allah' kahretsin" önüne geleni vuruyordu .
Eline aldığı uzaktan Keskin nişancı silahi ile tam da benim demin çıktığım yere kurdu silahını.
Kaç yer değiştirdim bilmiyorum sanki kurşunu attığım yeri anlıyordu
Ben silahın dürbününden Ona bakarken elim tetikteydi.
" Alın lan şu it' i onu yedi ceddini sık*ceğim"
Kim iblis'e yaklaştıysa vurdum onları.
Onun dışında o yanı başında duruyordu.
" Lannn " diye bağırdı.
Elini kulağına verip " bana yerini bulun sik*ceğim şunun belasını"
Ben yerimde dudaklarım yukarı doğru kıvrılırken o an o beni fark etti.
Ve başını salladı bakmadan anında bastığı tetikten çıkan kurşun beynimi paramparça edecekti.
Başımı çıkardığım yere bakınca yoktu.
Ben oradan çıkmıştım demin .
Sen akıllıysan bizde eşşek değiliz gölge
Demin çıktığım yerde bakacağını biliyordum.
Akıllı gölge ben de savaşın içinde tüm hallerini izledim.
Bakmadan görüyor gibiydi.
Beni yine fark etti , aynı anda tetiğe bastık ,
Hiç düşünmeden onu sağ omzundan vurdum.
Oda beni ayni yerden vururken o beni sağ ele geçirmek için yapmıştı. acıyla kolumu kendime çektim.
Bak bakalım bir daha bana sıkabilecekmisin.
" Seni vurdum gölge"
" Bende seni vurdum iblis'in askeri" dediğinde zoruma gitmişti, iblis'in askeri dediği için.
Beni konuşturup yerimi öğrenmeye çalışıyordu.
" Sen beni vurdun ama, bende seni yakalarsam seni s*keceğim "
Sik*çekmiş bulursa yapsın..
ayağının dinine sıktığım kurşun ile onunla alay ettiğimi anladı ve daha çok delirdi.
" Allah şahit seni bulursam seni sik*ceğim lann bulun bana bunu, yerini bulun yeter" sıktığım ikinci kurşun ile dudaklarım yukarı doğru kırıldı.
Daha dönmeden birden üzerine onlarca kurşun yağdı.
Konuşmamı yada sıkmamı bekliyordu, yerimi anında elinde koymuş gibi buluyordu.
İtiraf ediyorum lakabının hakkını veriyordu.
Ben geri ,geri içeri doğru gidip gizli kapıdan Şervan'a doğru adımlarla yürümeye başladım.
yaralandığımı anlamasın diye ölen askerlerden kalın bir ceket alıp giydim.
Emimin şuan tam da çıktığım yerdedir.
Elimdeki Küçük el feneri ile ilerlerken koşar adımlarla doğru yerin yedi kat dibindeki mahsene geldiğimde.
Gaz lambalarının yaktığı loş ışıklardan vardığımı anladım.
" Şervan" diye bağırdım.
Beni görünce gülümsedi.
" İyiyim merak bak burdayım bana bakan Şervan'a"
"Beni çıkar Sorani yoksa seni af etmem"
Başımı iki yana sallayarak" olmaz sen yaralısın bu adamlar seni öldürürler "
" seni öldürecekler" dedi .
benim için korkuyordu.
" Hayır ,hayır kimsenin bizi öldürmesine izin vermeyeceğim"
Başını olumlu bir şekilde sallarken.
" sende gitme " dediğine ben onu arkamda bırakıp çıkmadan önce ona omzumun üzerinden ona baktım.
bir ayağı zincire bağlanmış Şervan'a bakıp gülümsedim.
Elimdeki Küçük el fenerini tekrardan açarken hızlı adımlarla oradan çıktım.
Bir sürü İblis'in askerleri geliyordu ölenlerin yerine.
Bilmem ne kadar oldu ,Hala gölge gitmiyordu.
Onların evine canlı bomba olarak gittiğimde evin büyüklüğünden ve askerlerin çevrede olmasından zaten herhangi bir aile olmadığını anlamıştım.
Demek ki iblisin bile gücü yetemiyordu onlara.
Gücü etseydi çoktan onları yok ederdi.
" Seni öldürmedim gölge istersem seni öldürürdüm " diye bağırdım alay ettim.
Ama bu kadar delireceğini düşünemedim.
Vallahi oradan çıkmasam benim orada olduğumu bilmeden paramparça edecekti.
Önüne gelini vurdu ben başımı çıkaramadım bile üzerime yağmur gibi kurşun yağdırdı.
" Elinde fırsat varken yapacaktın , "
"Elimde fırsat olmadığını nereden çıkardın "
Gülme sesi geldi .
" Başını çıkarırsan öldür,dün çoktan " haklıydı başıma çıkaramıyordum.
" Ama ya öleceğim, ya seni bulacağım evime geldiğine ve o gün Kendi kendine patlamadığına pişman olacaksın"
Ben artık konuşamıyordum bile ama onunla konuşmak eğlenceliydi.
Ben başımı çıkarmamıyordum ,hem omuzundan vurmuştu.
diğer keskin nişancıları tek ,tek öldürürken onlar iblis'in askerlerini tek kuş gibi avlıyordu artık.
Ben ise başımı çıkarsam beni görecek yakınlıktaydı artık.
İblis'in tam üzerine basıyordu tam yarasına basıyordu.
Bekledim ona acı çektirmesini izledim tıpkı onun bana ve Şervan'a yaptığı gibi.
İlk defa biri gözlerimin göreceği şekilde iblis'e acı çektiriyordu.
İçim acımadı.
Silahımı onun tam göğsüne hizaladım.
Onu vuracaktım,ya da ,
o hepimizi öldürecekti.
Yerde yarı baygın yatan iblis tek eli ile yerde sürükledi.
Ben birşey yapmadım.
Onu öyle bir hale koydu ki izlediğim silahın dürbününden yıllarca yanan içim bir an soğudu ,
olanlara bakıyordum.
O kadar çok dövdü onu başına dayanılan silahla ile oda gülerek iblis'in Anlı'nın ortasından çekmedi silahı.
Silahımı onlara doğrultup " güle ,güle "derken aynı anda ıslık sesi bir ses geldi
onun başına silah dayana iblis'in askerinin kanı yüzüne kadar sıcradı.
"Bu sana Kurban sayılsın iblis'i dövdüğü için"
kendi kendime gülerek söylediğim şeye.
Başını yukarı doğru kaldırıp " Agit aslanım bunu senden başkası yapamaz " dediğinde ben güldüm.
Biri seni öldürecekse o ben olmayım gölge .
Başından vurduğumun iblis'in askeri yerlerdeydi.
O yerlerde sürüklediği iblis'le ben konuşmadan uyarı ateşi açtım.
Ama ardına bakmadı.
Bu sefer onu vurduğum sağ omzundan bir kaç bilim yukarı attığım kurşunla.
" hadi ama çık artık bırak oyunu "
" Ben oyun oynamam bırak onu "
Ses etmeden yerde sürüklediği iblis'i kurtarmak zorundaydım.
Yoksa iblis'ten sonra hepsimizi öldürecekti.
Sırtına değdiğim silahla yerinden durunca ben bir adım geri gittim.
Demin bu şekilde kaç kişiyi hakladığını gördüm o yüzden onun elinin bana yetişemeyeceği kadar uzaklaştım.
" Bırak onu "
" Aç yüzünü"dedi beni duymamazlıktan gelerek aramızdan iki adım vardı gözlerinin içine bakarken .
" Sana bırak onu dedim"
" Yüzünü acarsan bırakacağım "
" Sen aç önce " dediğimde
" benimle pazarlık payı yapacak konumda değilsin? "
Sanki ben değilde o bana silah doğrultmuştu.
Elini tulagını verip "Mirkan vurun şu geri zekalıyı"
Gelen kurşun sesi havada tozu dumana kattı.