Açılmaya yüz tutmuş göz kapaklarım , Şervan' nın beni öpmesi ile açılırken gülerek ona baktım.
Aklım yeni başıma gelmişken uzandığım yer,den kalkıp ona baktım da.
" Korkma kimse yok" derken mis gibi kokan boynunu öptüm.
O da Elimi tutup öptü.
"Git buradan ! birisi seni görürse iyi olmaz"
Omuz silkip alt dudağını bükerken o kadar tatlı gözüküyordu ki ?
Gülerek ona baktım.
" Bak beni zor duruma koyma git"!
Üzüntü ile bana bakıyordu.
Gözleri yüreğimi görecek kadar derin bakarken,
Başını sallayıp dışarı çıktı.
"Koca adam seni seviyorum"
Bana dönüp baktığımda " bende seni çok seviyorum Soran'i' " derken acıyla gülümsedi.
Daha yeni , yeni kendine gelmeye başlamıştı.
Ama hala onun ölü gibi olduğu anı unutamıyordum.
Ben ise yara bere içindeydim , ama umurumda bile değildi ! artık canım bile acımıyordu.
Ama Şervan' yok mu ?
Benim canımı onunla alıyorlardı işte.
Aradan geçen kısa bir süre, kokmuş bir yemek getirdiklerinde.
Ayağımı tepsiye vurup ittim.
Akşama doğru vücudum terleyip titremeye başladığımda.
" Yemek istiyorum" dediğim gibi aynı yemeğe getirmişlerdi.
Yediğim yemekle, Kendime gelirken dizimi kendime çektim.
Gözümü kapatıp güzel şeyler düşündüm.
Benim güzel diye gördüğüm 3, şey babamın sesi ,annemin gülüşü, Şervan'nın da kokusuydu.
Annem,babam ölmüştü.
Ama Yamal' ın kokusu vardı.
Demiştim değil mi ? ( Yamal) Umut demek,ti.
Savaşın ortasında bana Umut olan Şervan'
İblis' gece yarısı sinirle mahzene indiğinde.
Tam karşımda oturdu.
Ben ise yüzüne tükürdüm, sinirle gülerken seni buradan çıkaracağım Sorani ' ama bir şartım var ". Derken gözümün içine bakıyordu.
" Yanımda kalacaksın ! Yanımda yatıp ,yanımda oturacaksın "
Bu sefer gülen bendim " iblis' seninle bir gece yatarsam sabah,a ölürsün sende biliyorsun " dediğimde Sinirle saçlarımı tuttu.
Pis kokan nefesi ile beni öperken onun karnına dirseğimi geçirdim.
Başıma dayanağı silah,tan korkmadığımı çok iyi biliyordu.
" Şervan'ı getirin de Sorani' görsün bakalım ne halde olduğunu"
Ben korkuyla tüm cesaret duvarlarım yıkılmış gibi Ona bakarken.
Aşağıda yerin yedi kat dibine getirdikleri Şervan'ı görünce .
Elimi ağzının üzerine getirip ağlamaya başladım.
Ah şu lanet göz yaşlarım neden seni görünce akıyorlar Şervan'?
" Seni öldüreceğim" dediğimde demir parmaklıklar ardından ona uzanmaya çalışıyordum.
" Öldür onu , ama bende seni öldüreceğim"
Başının iki yana sallayarak " yok böylesi eğlenceli değil "
Dediğinde Şervan'ın Yaralı yüzüne attığı tokatla ayaklarının dibine düştü.
Ben sıkıca gözlerime yumup acıyla inler gibi sessizce "Şervan "dedim.
Benim şu yeryüzünde uğruna ölebileceğim tek kişiydi.
Gerisi hepsi ölsün umurumda değil!
Eline aldığı hançer ile Şervan'ın bileğini tuttuğunda.
Korku ile ona baktım.
Ama Şervan' dan ses çıkmıyordu.
Bileğini keseceğini anladığım da?
" tamam iblis' tamam ne istersen yapacağım". Dediğimde.
Onun ciğerlerini sökmek istiyordum.
Ama Benim gücüm ona yetmiyordu.
Kimsenin ki ! yetmiyordu.
Memnun olmuş bir şekilde iğrenç bir şekilde gülümserken ,yüzündeki yara cukurlaşıyordu.
Şervan'ı gördüklerinde utançla başımı eğdim ,benim ona bakacak yüzüm yoktu.
Şervan' ilk defa ağladı ! Gözümün içine bakıyordu.
Gözlerinden akan yaşları umursamadan sessizce bakıyordu.
Ölmek ister gibi bakıyordu.
O biliyordu ben onun yaşıyordum,yoksa çoktan kendi canına kıyardı.
Ben onun gözlerine bakamadım.
Şervan'nın onun için herşeye boyun eğdiğimi gördüğünde.
Canı çok yanıyordu,
Geçen gün başıma bela olduğunu düşünüp" Beni öldür Sorani" demişti.
" Yok öldürmek yok ! Ölmek de yok ! " Ona sıkıca sarılmıştım.
Aklıma gelince gözünden yaşlar akıyordu.
İblis'in bile nadir gördüğü göz yaşlarım çorak bir toprağa damlar gibi gözümden yere doğru yol çiziyordu.
Sırtımı yasladığım duvarda, Şervan'nın gidişini izledim.
Ben onun için yaşarken, onun için bu kadar acıya tamam derken beni öldür diyordu.
İblis' de biliyor Şervan' ölürse asıl savaş o zaman başlardı ikimiz için .
O yüzden bana söylemese bile onu hep koruduğunu biliyordum.
Yoksa çoktan ölürdü !
Bana istediğini yaptırmak için! Onu Elinde koz olarak tutuyordu.
Yavaş, yavaş bana yaklaşıp serçe kolumda tutup beni getirdiği banyoda bırakıp gitti.
Taş demin de dizimin üzerinde çöküp anlık dizlerimin acısını görmezden geldim.
Üzerimde kileri çıkarmadan suyun altında durdum.
Üzerinden akan su kadar göz yaşı döktüm.
Köşede duran elbiseyi alıp üzerime geçirirken iki yıl önce bıcakladığım sırık ,Rüyamda ben uçurumdan düşerken tutuyordu.
Ben onlarca adamı bıçaklamışken, Rüya'ma giren sadece Oydu.
Aklımdaki düşünceleri bir tarafa iterken,banyo kapısında bıraktığım hançerleri aldım.
İblis' yoktu !
" Geberir iş Allah" kendi kendime tanımadığım Allah'tan yardım diliyordum.
hep onunla konuştum.
Yaşamak için bir Umut' istediğim de o bana Şervan'ı vermişti.
Babam' da hep onun konuşurdu.
Aklıma babam gelince gözüm doldu.
Annemin unuttuğum kokusu aklıma gelince kendime çok kızıyordum.
11, yaşından beri annemin boynuma doladığım yazmasın da kokusu yoktu ! ama ben kokusunu hayal ediyordum.
Ah Şervan' keşke olmasan diyemiyor bu dilim !
Keşke yok olsan diğemiyor! Yüreğim!
Nasıl desin bu Sorani' canına yok ol diye?
Umutsun , savaşın ortasında umut.
İblis' gelirken nefret,le ona baktım.
Bana yaklaşında üzerimde hançer olduğunu bildiği halde yaklaştı..
Başını boynuma koyduğu gibi hançeri karnına dayadım " uzak dur " bastırdığım hançer umurunda bile değildi.
Bende onu ileri doğru ittim.
İblis' kendini bilerek bana bıçaklatmıştı.
Elimdekini Sinirle alıp kenara atarken , durmadı.
" Ölsem yine seni bırakmam "diyor
Kaçışım olmadığını ben zaten biliyordum.
İblis' istediğini almış gitmişti.
Ben yerde onun üzerime bulaşan kanından çok, paramparça olan ruhumun kanında kalmıştım.
İki gün, tam iki gün , ben o yerde kaldım.
Şimdi değin bana ! Ben mi ? İblis' mi ? Daha Yaralıydı.
Kim can çekişiyordu.
Savaşın ortasında kalan bir kadın,dan temiz kalması, güneşin batmaması gibi bir şeydi.
Yada batıdan ,doğuya doğru güneş doğmasıydı.
Önünde oturduğum küçük pencereden Şervan'a bakıyordum.
Etrafına bakınıyordu.
Sorani' öldü yine !Şervan' ne bakınıyorsun?
Yanıma gelen iblis'e dönüp bakmadığım için, delirti yine yaklaştığı gibi kendi boğazıma dayadığım hançerle bir adım geri gitti.
Onu çağırmaya gelen itlerinden birine başını sallayıp dışarı çıkarken geri geldi.
"Sen mi ?Şervan' mı? Şaşırmış bir şekilde ona bakarken önüme attığı canlı bomba yeleğiydi.
Hissiz ve soğuk bakışlarımın ardında Kopan fırtına bizi yakıp yıkabilicek güçteydi.
göz ucu ile baktığım Şervan' hala beni görme umuduyla etrafına bakınıyordu.
Ses etmeden yerden aldığım yeleği giyerek ona yaklaştım.
Ölmek ' zor bir şey değil di !hele benim için hiç değildi .
Benim aklımda ve yüreğimde sadece Şervan'nın ne olacağı vardı.
Benden sonra öleceğini bilsem de.
Parçalanarak ölmesine gönlüme vermiyordu.
" Onunla vedalaşmama izin ver" başını sallayıp ses etmedi.
Gece Şervan'ın yanına gittim.
Yanına Uzanıp başımı kucağına koydum.
Kokusu ciğerlerime dolarken ruhum daki yaralar iyileştiriyordu.
neden bilmem ? ama her kokusu burnuma olduğunda gözlerim doluyordu.
Şervan' uyanmadan onu üst , üste öptüm biz iblisle yola çıktık ,geldiğimiz çok uzun ,ama kısa süren yolun bittiğini durduğumuzda anladım.
İlk defa geldiğim bir yerdi
Suriye, dışıydı hiçbir yeri yıkılmamış çocuklar sokaklarda oynuyor ,
kadınların ise yüzü güldüğü bir yerdi.
erkeklerin kadınlara ve çocuklara zulmetmediği ,silahların ve bombaların olmadığı bir yerdi.
Sokakların da kan kokusu değil ! Huzur kokuyordu.
Sanki huzur,u çok biliyor, muşum gibi!
Başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda gökyüzü masmaviydi buranın gökyüzü bile farklıydı.
Sanki korku yoktu burada.
Evde üzerime kurduğu düzenekğin üzerine giydiğim bol siyah elbise ile elime tutuşturduğu kumanda ile.
Uzaktan gösterdiği 10 tane ev gibi olan büyük bir evi gösterdi bana.
Annemin küçükken anlattığı peri masallarındaki Saray,lar gibiydi .
Evet saray gibiydi .
o sarayın etrafında onlarca kodamanlar bekliyordu.
iblis'e baktığımda Bu evin herhangi bir ev olmadığını Zaten görünüşünden belliydi,
6 metreye yakın uzun duvarları vardı on metreye yakın koca Demir bir kapı.
kim oldukları umurumda bile değildi desem de kalbim ağrıyordu.
Ama aklım (benim için sadece Şervan'nın canı önemli ) diyordu.
ölen vicdanım dirilip bana( o evin içinde Şervan gibiler var )dediğinde ben eve bakıyordum.
Bana uzattığı haplardan alıp kendimden önce, vicdanımı öldürmeyi seçtim.
Yavaş ,yavaş adımladığım eve doğru elimdeki kumanda titrerken " ölmek zor bir şey değil ? Sorani'"
Ama ölmekten çok ilk defa belki de masum birilerinin canına kast etmek beni bu deli korkutup ! ürkütüyordu.
Yaklaştığım eve doğru durup bir süre baktığımda kulağımdaki kulaklıkla iblis'bana kızarak "durma yürü" dedi.
"Ben yapamam "
Hiç sorgulamadan" tamam gel O zaman Şervan' yapar senin yerine"dediğinde akan gözyaşlarımla yürümeye devam ettim.
Ben yürüdükçe onlarca asker ve araba duran kapının önünde bile yaklaşmadan beni öldüreceklerini zaten biliyordum.
yaklaştığım kapıya uzaktan bana.
" dur "diye çekilen silahlar yerimde durdum.
İblisin Bana öğrettikleri ile " Hamit malegel' e geldim ben " dediğimde neden bilmiyorum asker silahını indirdi.
Kimdi ki ? bu adam neden adını duyunca silah indirdi ki ? yoksa bunlar kadın öldürmüyor mu ? İblis'inde dediği gibi "kadınları öldürmüyorlar" diyordu.
İlk kes doğru söylemiş bu iblis!
" Neden geldin " derken adım atacağım sırada " orada dur " ! Diye ikaz etti ikinci kes.
yaklaşmadan ölmeyi dilerken bağrımda birden hissettiğim acıyla yere düştüm.
En son hatırladığım şey askerlerin benden uzaklaşıp " Canlı bomba" dedikleriydi.
Biraz ileride siyah araç'tan iblis beni yaka paça içine çekerken.
"Arkamızdan geliyorlar" diyordu
duyduğum son cümle buydu.
Yanağımda hissettiğim Şervan'ın dudakları ve kokusu ve yavaş, yavaş açılan bilincim ile gözlerimi açtım.
Ölmediğimi anladığımda Şervan' için mutlu olsam da, kendim için üzülmüştüm.
"İyi misin" ?diye soran Şervan'a bakıp kaç gün oldu "
" 6, gündür gözün kapalı " dediğinde iblis'in neden beni geri getirdiğini tahmin edebiliyordum.
Geçen birkaç saat sonra gelen iblis Şervan'ı dışarı atarak pis,pis yüzüme bakıyordu.
Sonra bir den bir,bire sinirle bakıp
" Neden yapmadın" diye bağırdı.
Benden ses çıkmazken o bir kez daha bağırdı " hain " dediğinde ben onlardan değildim ki !
Ben onlardan daha da caniydim.
" Sen de gördün ! daha kapıya yetişmeden beni vurdular."
" Yalan söyleme ! Sorani isteseydin o eve girebileceğini ikimiz de iyi biliyoruz "
"Hayır ben elimden geleni yaptım, beni içeri almadan vurdular"
"Beceriksiz Her şeyi mahvettin "dedi sinirle.
Çıktıktan sonra aklıma o gün geldi.
Neden bilmiyorum ayaklarımı o eve doğru giderken, sanki geri, geri geliyordu.
Üzerime tutulan kırmızı ışıkla ,Elimle gösterdiğim kumanda ile açıkça kendimi onlara belli ettirmiştim.
Yoksa iblis'inde dediği gibi ben isteseydim o eve her türlü girerdim.
Beni vuracaklarını bildiğim halde o eve doğru adımladım.
hayat,ımda masum hiçbir şeye dokunmamıştım.
Ben canilere ,caniydim.
Ölürken de yapmayacaktım , her türlü öleceğimi biliyordum ölürken başkasını öldürmeye gerek yoktu ,
ama iblis'in benim ölümü bile onlara bırakmamıştı.
Günler sonra yavaş, yavaş iyileşen yaram ile ayaklandığımda belime taktığım hançerlere tek ,tek karşıdaki şişelere fırlatırken hepsi tuzla buz oluyordu.
Arkamda duran Şervan' bana bakarak güldü.
" Ben senin kadar iyi değilim"? Dediğinde elindeki hançeri fırlattığı şişe,yi es geçtiğinde bana bakarak güldü "gördün mü"? diyor
Şu merhamet,ten nasibini almamış Sorani ' bir tek seni görüyor zaten.
Ben de ona dönüp hafif tebessüm ettiğimde içeri doğru girdim.
Şervan arkadan gelirken sıkıca belime doladığı ellerini tuttum.
Ona ters, ters bakarken bile o bana gülümsüyordu.
" Git buradan yoksa canını yakacağım" dediğimde bir daha sarıldı.
" Sorani' " dedi ve sustu.
Ona döndüğümde belime dolanan elleri çözüp kapıyı işaret ettim.
Ses etmeden başını sallayıp giderken ben arkasından ,gözlerim dolu ,dolu ona baktım.
Bana daha fazla bağlanmasını istemiyordum.
öleceğimi zaten biliyordum iblis' bizi her yan, yana gördüğünde sinirini benden değil ? de ondan çıkarıyordu .
Ölsem de bana daha fazla bağlanmasından ve acı çekmesinden korkuyordum .
Ben ölümü çoktan gözüme koymuştum.
Çoktan ölen ruhum ,artık bedenimin de ölmesini istiyordu?
Yaptığım yemekle içeri giren iblisler, hayvan gibi yemeklerini yiyip tek, tek çıktıklarında.
Benim yüzüm kapalıydı benim onları görmeye tahammülüm olmadığı gibi onların da beni görmesini istemiyordum.
Onlar çıktıktan sonra Şervan' için ayırdığım yemeği götürdüğümde.
Öğlen bıraktım yemeği hala yememişti.
Ona diktiğim gözlerimi çekmeden "Sen ne yapmaya çalışıyorsun "?
Aynı sekilde gözlerini maviliklerime dikti.
"Sen ne yapmaya çalışıyorsan! Ben de onu yapıyorum Sorani ' !"
" Yemek yemeyerek mi ?yapıyorsun ,
Ben en azından yemek yiyorum".
Omzunu silkince yanına oturdum.
" Hadi ye "
Başını sallayıp eline aldığı ekmek ile batırdığı çorbadan yerken ,Bana da uzattığında güldüm.
Galiba ikimiz de artık arsız ! olmuştuk.
Yemeğini yediğinde ben yanından çıkacağım sırada birden boynuma sarıldı.
Burnumun direği sızlarken kokusundan yine gözlerim dolmuştu. .
Onu yavaşça iterek sarılmadan kalktığımda " artık beni sevmiyor musun? "dedi.
Sevmiyorsun da söz ,mü ?Ben senin için ölmeyi değil !yaşamayı seçtim daha ne diyeyim sana.
" Dikkat et " diye bilmiştim sadece
Yaka paça getirdikleri askerlerden bir tanesini önüme attılar "kurşunu çıkar "diye bağırdı .
Yüzünü açtığımda yaralanan kişinin iblisin kardeşi olduğunu gördüğümde neden bu kadar sinirlendiğini anlamıştım.
Küçük tüpün üzerine verdiğim hançerimi kırmızı olana kadar bekledim.
Yanı başımda duran iblis'e baka ,baka kızgın demir parçasını kardeşinin göğsüne bastırdığımda kardeşi acıyla bağırıp bayıldı.
İblis'in yüz ifadesi değişirken sinirle bana baktı.
Yanı başımda durmazsa kardeşini çoktan öldürmüştüm.
Ama ben onun gözü önünde kardeşini öldürürsem ,o da benim gözümün önünde Şervan'ı öldürürdü.
Bir daha ısıttığım hançer ile bağrına bastım.
Demek senin de yumuşak karnın kardeşinmiş iblis.
Geçen yıl gözümün önünde kardeşini vurmuştu.
Boşuna iblis' demiyorum.
Yüzleri sürekli kapalı olduğu için hangisinin kardeşi olduğunu bilmiyordum.
Ertesi günün sabahında yavaş ,yavaş kendine gelen iblisin kardeşinin yanına girdiğimde kimse yoktu.
Bana bakarken önünden geçip ona tekme attım.
Acıyla inlediğinde ,bir tekme daha attım.
Bir daha acıyla inledi ! bir daha vurdum.
İçeri giren askerlerden biri beni tutup yüz,üstü yere attığında yara bere içinde kalan dizlerim kanamaya başlamış yine.
Ama ben onların canını okuyacaktım.
İblis'in kardeşinin yanından beni çıkarırken gelişi güzel beni iterken ben yine düşecektim.
Önümdeki tutunduğum duvar olmasaydı.
Dışarı çıktığımda onlarca çamurlu pikapların önünde duran siyah giyimli yarım metrelik siyah sakalları ile, o kadar iğrenç duruyorlardı ki.
Kimin yüzü kapalı ,kemisinin maskeli idi.
Bana baktıklarında örtmeyi unuttuğum yüzümü hızla kapattım.
Kimisi daha önce beni görmemiştir bile ,görende ölmüştü.
O yüzden ölmemek için uzak duruyorlar.
İsterlerse durmasınlar ben onlardan daha caniydim .
"Sorani'ydim" ben Sorani.
Aradan geçen günler sonrasında uyuduğum pislik içinde olan koca oda, da gelen seslerden iblis'in geldiğini anladım.
Beni neden öldürmüyordu bilmiyorum ?
ama sanki yaşatmaya mecburmuş gibiydi .
Beni gören gözleri öfke ile parlarken üzerime doğru geldiği gibi benim iki kolumdan tutup sarstı.
Kollarında debelendikçe gücüm ona yetmiyordu.
Beni sürüklediği yerin yedi kat dibinde ki mahsen'e götürürken.
Yine korkutu birşey olmuş gibiydi.
Paralı askerleri daha çoğalmıştı iki gündür.
Sıkı önlemler alınıyordu.
Sessiz bir savaş başlamıştı yine !
ama bu sefer daha büyük daha kanlıydı.
Beni sürüklerken ağrıyan bağrıma giden ellerimden, aklıma gittiğimiz yerde nasıl güzel bir dünya olduğu geliyordu.
" Hamit malegel' " diyorlarmış evlerine canlı bomba olarak gittiğim yere.
Beni vuran usta kesinkin nişancı isterse beni kalbimin tam ortasından vururdu.
Yada kafam,dan ama beni bağrımdan vururken öldürmek için değilde .
Konuşturmak için , vurduğunu anlamıştım.
Beni bilerek Öldürmemişti ! yaralayıp durdurmak içindi.
İblis'te bunu düşünmüş ,olacak ki ? Beni ona bırakmadı.
" Peşine düşmüş " dediğinde dudaklarım neden bilmem ama yukarı doğru kırıldı.
" Ondan bu hazırlık" dediğimde mahsenin dışından uzandığı kısacık saçlarımı çekerken.
Ben acıyla bağırdım.
Karnına vurduğum tekme ile ,saçlarımı bırakmak zorunda kalmıştı.
Sıktığı çenem ile " becereksiz bu sefer Şervan' gidecek " dediğin de .
" Hayır, hayır " dediğimde.
Cevap vermeden Hınzır gibi arkasını döndü.
O geldi diyor! O kim , kim? O
Evine canlı bomba olarak gittiğim kişi
beni bulmaya gelmiş ! intikam almak için gelmiş !