BABA - KIZ

1094 Words
Büyük yüzleşmenin üstünden tam tamına üç ay geçti. Üç aydır Mehmet ile her konuşmamızda ne kadar sormak istesem de yanlış anlaşılmamak için Deha'yı lafın içinde bile geçirmiyordum. Sadece bir iki defa stalk yaptım, gördüklerim beni şaşırtmıştı; Deha ilk gördüğü günden beri beni sevdiğini söylemişti ama şimdi her gün farklı bir kızla takılıp storyler atıyordu. Bir yanım içten içe onu kıskanıyordu,diğer yanım bunu sen istedin Selen,adam tabii ki kendi hayatına odaklanacak. Bazen diyorum ki; keşke bana hiç açılmasaydı ve aramızda o lanet yakınlaşma olmasaydı aklım ikiye bölünmeseydi ve benim hep arkadaşım olarak kalsaydı. Ben böyle kendi kendime düşünüp,konuşurken komodinin üstünde telefonum çalmaya başladı. Babam arıyordu.. Telefonun ekranında ki imgeyi sağa kaydırıp cevapladım; Efendim baba.. Atilla bey: kızım hani benimle konuşmak istiyordun ya gel o geceyi bu gece yapalım. Zümrüt hanımın arkadaşları gelecekmiş bende annene o zaman bende kızıma giderim misafirlerin gidincede gelirim dedim. Selen: Benim için uygun babacığım. Sana danışacağım konular çoğalmadan konuşmak çok iyi olacak. Seni almamı ister misin evden? Atilla bey: Araba kullanmayı özlemişim. Sen bana nerede buluşacağımızı söyle ben oraya geleyim. Olur mu? güzel kızım. Selen: Tabii o zaman Galata da ki o küçük kahveye ne dersin hem yakınında ki köfteciden köfte de yeriz.. Atilla bey: ben en iyisi bankadan kefen paramı çekeyim. Bu gece bana pahalıya patlayacak gibi. Selen: hayır baba maaşım daha yeni yattı bu gece benim misafirimsin. Gülüşmeler ve şakalar eşliğinde telefonu kapattım saat 17:00, akşam 20:00 de babamla buluşacaktım ve geç kalma ihtimalim yok. Babam asker değil ama askeri disiplinin yüz katı bir disipline sahip. Bazen Mit ajanı olabileceğini bile düşünüyorum ama adam normal bir aile babası. Üstüme salaş balıkçı yakabir kazak, yüksek bel İspanyol paça bir pantolon ve düz spor ayakkabılar giydim yanıma aldığım trençkotum ve çantamla küçük ama sevimli olan arabamın yanına doğru adımladım. Arabayı çalıştırıp evimle arası 15dakika olan kahveye ilk önce ben gelmiştim. Üstü kapalı olan verandanın en köşesinde duran masaya oturdum. Bu kahveye ilk gelişim yine babamlaydı. Beni dışarda erkekler ile gezerken gören bir aile üyemiz babama olayı çarptırarak anlatınca babamda annem dahil tüm aile üyelerinden gizlice benimle bir konuşma yapmıştı. Babam o gün Deha ve diğerleri ile tanışmıştı, o günden sonra babamdan hiç bir şeyi saklamayacağıma söz vermiştim. Zaten sonrasında hepsinin ailesiyle yakın arkadaş olmuşlardı. Hatta hacı olan annem Jacob ve ailesinin yahudi olmasına aldırış etmeden onlarla da çok iyi anlaşmıştı. Hatta annem Deha'dan sonra Jacob'ı sevmişti. Bu çocuk tam bir İstanbul beyefendisi nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyor diye hep överdi... Ben masanın kırmızı beyaz kareli nostalji masa örtüsünde geçmişi hatırlayıp dururken babam gelmişti yanıma... Atilla bey: Ee kukumav kuşu göç yolunu çizdin mi? Selen: efendim baba? Atilla bey: kızım öyle bi dalmışsın ki göç yolunu çiziyorsun sandım. Sakın bana evleniyoruz deme! Daha nişanlı oluşuna alışamadım. Selen: Babaaaa! ( Sesim inlercesine çıkmıştı.) İçine mi doğuyor konuşacağım konular ? Atilla bey: ben evlenmene izin vermiyorum Selen. Haftaya hiç izin vermem mümkünse 3-5 sene nişanlı kal. Selen: Bende aynı karardayım zaten.“Baba, Kenan anlayışlı ama… ailesi çok baskıcı. Sanki ben onların evine girmek için hazırlanıyorum da kendi hayatımı unutuyorum gibi geliyor.” Atilla bey: “Bak Selen… Bizim ailemizde kimse kimseyi zorla evlendiremez. Sen ne zaman istersen o zaman olur. Bunu en başta bil." Atilla Bey hafifçe güldü. “Kızım, sen bizim en değerlilerimizdensin. Senin hayatın, senin kararların. Kenan seni seviyor mu? Evet. Sen Kenan’ı seviyor musun? Ona sen cevap vereceksin. Ama bir evlilik sadece iki kişi arasında olmaz; iki aile de işin içine girer. İşte mesele orada.” Selen: Seviyorum, ama...Kendi hayatımın düğmesini sanki başkaları çeviriyor… Atilla bey: Merak etme sen isteyene kadar o düğün olmaz ama sen kararından emin olduğun zaman, kimsede önünde durmaz. Kimseye kulak asma. Seni baskılamaya devam ederlerse bana yönlendir. Ben bi şekilde sen emin olana kadar oyalarım. Babamın böyle bir konuşma yapması omuzumda ki yükleri bir anda kaldırmıştı. Babamın elini tutup tarazlanan sesimle; Teşekkür ederim Baba diyebildim... Babam önünde duran soğumuş çayına bakıp; böyle ciddi muhabbetleri de hiç sevmem çayım soğudu. Garsonu çağıralımda birer sıcak çay içelim hemde keyifli konulardan konuşalım. Dedi... Garsonun getirdiği sıcak çaydan bir yudum aldıktan sonra babamın telefonu çaldı. Babam hiç bekletmeden telefonu açtı. A: -Efendim oğlum Kimle konuştuğunu anlamamıştım ama belki eniştemdir diye düşündüm. Babam konuşmasına devam ediyordu. Haftasonu için buluşup tuttuğu takımın maçına gideceklermiş. Konuştuğu kişinin eniştem olduğuna emin olup arkama doğru yaslanıp çayımı yıdumladım. babam telefonu kapatınca açıklama yapmaya başladı: Senin arkadaşın Deha vardı ya arayan oydu. Gözlerim yuvasından çıkmadıysa da birazdan çıkardı kesin o kadar çok açmıştım ki bi ara gözlerim önüme düşecek sandım. Kendimi toplayarak neden ki dedim sadece babam devam etti. Bizim takımın maçı var. İzmir'de aslında biliyorsun Zümrüt hanım deplasman maçlarına gitmeme pek izin vermez ama senin nişanda Deha oğlum annenden izin kopardı benim için haftasonu İzmir'e gideceğim Mehmet ve Deha ile kalacağım maça üçümüz birlikte gideceğiz. Şaşkınlığım içimde büyüyordu resmen. Babam Deha'ya oğlum diyordu. Acaba beni öptüğünü bilse yine böyle davranırmıydı. Sesimi toplayıp. İkiside çok iyi çocuklar ama dikkat et bu ara ikiside fazla çapkın annem seni sonra kesmesin baba dedim sanki büyük bir sır veriyormuş gibi... Babam gülerek Mehmet'ten herşeyi beklerim ama Deha hep farklıydı içlerinde bilirsin baban yanılmaz cimcime... Cimcime mi ? Baba ben pekte cimcime sayılmam ama sen bilirsin yine de .......... Babamla ayrılıp evime gelince bana kapıyı açan Kenan olmuştu. O güzel gözleriyle beni şefkat ve sevgi ormanına alan sevgilim... Yanağından öpüp içeri geçtiğimde beni takip ederek konuşmaya başladı... " Babama şikayet edilmedim umarım" dedi, imalı ama şakacı bir sesle... Gülümseyerek ona döndüm ve : Hayır sevgilim sadece özel bir baba kız gecesiydi, annemin arkadaşları gelince babam sokakta kalmış bizde bu geceyi organize ettik ani olduğu için sana teklif edemedim . Kırılmadın umarım? Dedim içimde ki cilveyi kullanarak... Kenan: hayır sevgilim kırılmadım babanla başbaşa takılman çok hoşuma gidiyor aksine ilerde kızımız olursa bende her hafta kızımla böyle takılmak istiyorum... Suratım aniden düştü... Ben evliliğe bile hazır değilken çocuk... Kenan yüzümde ki değişimi farketmiş olacak ki kendini savunmaya geçti: Hemen değil tabii önce uzun uzun nişanlı kalalım sonrasına sonra bakarız dedi ama onunda bu konuşmada yüzü asılmıştı... Yanına yaklaşıp yanağına sıcak ve samimi bir öpücük kondurdum. Sevgilim sadece acele etmek istemiyorum. Nişan bile bizim dahilimiz dışında oldu. Herşey olacağına varacak ama ne zaman şuan ben bile kestiremiyorum. Kenan yüzüne sahte bir gülümseme takınıp hadi sen üstünü değiştir bende kahvelerimizi hazırlayayım diyerek odadan çıktı... Neden bilmiyorum ama Kenan'a karşı olan duygularım beni hep suçlu çıkartıyor onu asla kırmak içimden gelmiyor... Bu düşüncelerle cebelleşerek üstümü değiştirmek için dolabına doğru ilerledim... Keyifli okumalar sevgili okur💝 Ben Selen'in doyumsuz olduğunu düşünmeye başladım. Yalnız Atilla bey ile ilgili ileride çok şaşıracağımız bilgiler alacağız. Deha ve Atilla bey ilişkisi çok değişik bu konu hakkında ki düşünceleriniz ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD