AVŞİN Kına gecesi tamamen sona erdiğinde, yorgunlukla odama doğru adımlıyordum. Ayağımdaki ayakkabıları çıkarıp, bir köşeye koydum. Banyonun kapısı açıldığında ise dudaklarım aralandı, hala burada mıydı? Üzerindeki ceketi yatağın üzerine attı, yorgun bir şekilde yatağın üzerine atladı. Arkamı dönüp kapıyı kilitledim. Belimdeki kemeri çıkararak bindallının uzun eteğini bir kenara koydum. ''Çok yoruldum ya...'' diye mızmızlandığımda, dirseklerinin üzerinden bana baktı. ''Yavrum, sen yorulmayasın da ben mi yorulayım? Hiç oturmadın ki, sürekli göbek atıyordun.'' dediğinde dudaklarım kıvrıldı. ''Ne yapayım, Dewran?'' diye mırıldandım, bindallının sırtındaki fermuarı çözmekle uğraşıyordum. ''Daha önce hiç bu kadar eğlenmemiştim, düğünümüzde bile...'' ''Pek düğün denilmez ona.'' diye

