Hissizlik tamda bu noktada devreye giriyordu. Bomboş bir arazinin ortasında yapayalnız kalmak. Sonuç buydu ve tek kalan yine bendim lanet olsun ki. Bana sahip olacağını açık açık söyleyen bir adama artık ne kadar güvenebilirdim? Onunla nasıl aynı evde yaşayıp yüzüne bakabilirdim? Ondan artık gerçek anlamda tiksiniyordum ve uzak duracaktım. Gözyaşlarım son raddesine kadar aktığında ellerimle sertçe sildim gözlerimi. Söylediği sözler hala aklımın bir ucunda yankılanıyordu. Bu adam benim felaketim olurken ben onun neyi oluyordum? Fahişesi mi? "Esin," diyerek kapının ardından bir ses duydum. Ama o kadar kısıktı ki halüsinasyon görüyor bile olabilirdim. "Hadi çık güzelim konuşalım." Konuşacak hiçbir şey yoktu ki. Güzelim? Onun ağzına hiçte yakışmamıştı. Bana ismimle hitap etmesi daha çok hoş

