''Hala inanmıyorsun bana değil mi?'' Başımı sesin geldiği yöne çevirdiğimde karşılaştığım manzara buz mavisi gözler oldu. Gözleri, gözlerimin içinde dans ederken soğuk bir ürperti midemi yakıyordu. Kelebekler uçuşması gerekirken aksine, sanki acı bir sıvı yakıyordu midemi. Hemen yanıma oturduğunda kafide koltuğun bir tarafı çöktü. Bakışlarının bende olduğunun bilincindeydim fakat oda içinde o hariç her yere bakıyordum. Elini, elime kenetlediğinde midemdeki o acı his gitmiş, yerini tatlı bir his almıştı. Elinin yanağıma yerleştiğini hissedince, bu sıcak his başımı avucuna yaslamama neden oldu. Dudaklarına yerleşen o hafif sırıtışı hissedebiliyordum ve arabada aramızda geçen konuşmayı düşündükçe, utanç yanaklarıma toplanıyordu. ''Ne zaman inanacaksın bana Esin?'' dediğini işitir gibi o

