SAHRA
Tek nefes aldığım pencerenin önünde havayı içime soludum gecenin sessizliği verdiği huzur. Hafif esen rüzgarının iliklerime kadar hissetmek benliğime iyi geliyor. Gözlerime yansıyan yeni komşumuzun torunu Levent beyimiz gece kuşu gibi yine camlarda gözleri ise bende takılı kalmış. Anneannesi bir başına bırakmak içine sinmemiş gelsin de külahıma anlatsın ilk karşılaşmamızdan itibaren gölgesini üzerimden hiç eksik etmez oldu. Huzurla kaplayan benliğimi yok ediyor bu adamın derdi ne? Bu sefer onun varlığını yok sayarak pencerenin önünden ayrılmadım. Derin nefes egzersizleri yerine getirip aradığım sakinliğimi ele aldım. Gözlerimi kapatmış özgürlüğüme kavuştuğumu hedefimde olan üniversiteyi bitirmiş hayallere daldım atışım. Derken düşlerimden uyandıran kolumda hissettiğim sıcaklık gözlerimi araladım ne ara dibimde bitti? Kaşlarımı çatmış hızlıca etrafı taradım. Gecenin bir vaktinde kimsenin dile düşmeye niyetim yok hem ne hakla burnumun dibine girmeye cesaret gösteriyor? Konuşmak yerine sessizce başı ile onunla gelmemi istedi.
“ bas git yoluna gece, gece belanı benden bulma “
“ oo… güzel olduğun kadar da atarlı “
Benim gibi aynı fısıltı ile karşılık verdi
“ gel hadi “
“ pardon? “
“ duydun işte basılmak gibi arzun var ise sen bilirsin “
“ seninle hiçbir yere gelmiyorum defol git “
Sen bilirsin gibisinden bakış attı gideceğini düşündüm meğer harekete geçişi beni omzuna atmaktan geçiyormuş. Pencereye çıkıp oturursan çuval gibi omzuna atması zor gelmez sessiz çırpınışlarıma aldırmadan gözlerden uzaklaştırdı. Evin arka bahçesine dolandık kimsenin bizi görmemesi için evin etrafında keşif yapmış olmalı. Yoksa kuytu köşe bir yer olduğunu nereden tanıya varacak sırtına geçirdiğim yumruklarımı tepkisiz kalışı. Karanlık köşeye geçmemizle çıplak ayaklarım çimlerle buluştu
“ aklında sorun mu var senin? “
“ güzellikle davet ettim teklifimi geri çevirmeseydin buraya kadar omuzlamak mecburiyetinde kalmayacaktım “
“ yazık sana ya çok zahmet oldu.. zorba derdin ne senin be adam? “
Kolumu kavrayıp kendine çekti
“ derdim sensin “
Kolumu çekip tokatı bastım
“ yanlış kişi çattın ayağını denk al ben senin bildiğin o kızlara benzemem benden uzak dur gerisine karışmam “
Gidecekken koluma yapışıp engel oldu
“ çok atarlısın bir sakin olda beni dinle “
Bir hırsla kolumu çektim
“ senin neyini dinleyim? Dün bir bugün iki kimsin? Necin sin? Umurumda değil. Seni dinlemek istemiyorum karşıma çıkma yeter “
“ Sahra “
Ters bakış attım
“ laftan anlamaz mısın? Beni dinlemeni istiyorum gecenin bir vaktinde seninle köşe kapmaca oynamaya hevesli değilim “
“ ben sana hiç hevesli değilim “
“ hemen kestirip atıyorsun sana ulaşmak imkansız “
“ ha şunu iyi bildin “
“ kendimi açıklamam izin ver günlerdir seninle iletişim kurmaya çalışıyorum. O günden sonra aklımdan çıkmaz oldun bize bir şans vermeni… “
“ biz diye bir şey olmadı olamaz neyine güveniyorsun birader? “
“ birader?Sahra… “
“ uza anladın mı? Biz diye bir şey olamaz şimdi kimse görmeden yıkıl karşımdan “
Yanından es geçip etrafa bakınarak hızlıca odamın penceresinden girip. Penceremi kapatıp perdeyi çektim ukala kendini ne zannediyor? Bulunmaz hint kumaşı mübarek? Bütün öfkem tavan yaptı oysa bu gece izinliyim her zaman ki gibi havayı içime işleyip yatağımda girip düşlerimle birlikte uykuya dalacaktım. Durduk yere karşıma çıkıp mağara adamı omzuna attığı gibi kaçırmaya kalktı…..
Nerede ise güneş yüzünü gösterecek sinirimden gözlerime uyku girmedi. Gözlerimi yumak işe yaramıyor karanlık perde de siması canlanıyor kirli sakalı şaha kalkmış kestane saçları. Bala çalan gözleri, kaslı vücut hatları, keskin kokusu yamalı tövbelerime günah çıkarmaya yemin içmiş gibi zihnimden çıkmıyor. Daha 18 deyim aramızda en az 4 yaş fark var onun cüssesinin yanında küçük bir kız çocuğu gibiyim. Tamam 1.70 boylarındayım fiziğimin orantısı gayet güzel. Dolgun göğüslerim gösterişli kalçalarım ince bele sahibim buğday tenli, mavi gözlü, uzun kumral saçlarım. Kendi gözümden baktığımda taş gibiyim ama o ve ben diye bir şey olmaz dilim böyle söylese bile. Benliğim başka haykırıyor iki dakikada dengemi nasıl alt üst edebilir? Delirmek üzereyim…..
Sabah Şermin ‘in tepemde çırlamasına göz kapaklarımı açmakta zorluk çekiyorum. Kulaklarımı tıkmak istedim yerinde durmamış yatağımdan kazıyarak kaldırdı.
“ off… rüyanda benimi gördün? “
“ uyan artık sabaha kadar beşik mi salladın? Kalk hadi kahvaltıya yeni komşularımız gelecek “
Gözlerimi öfke ile açtım saate baktım daha sabahın 7 ‘si
“ ne o sabah ezanında kalkıp uyku tutmadı da dur kahvaltıda bir arada olalım diye karar mı kıldınız? “
“ dilde pabuç söylenmeyi bırak da kalk bir şeyler hazırla”
“ bana ne ya? Senin misafirin sanki benim için geliyorlar? Madem davet etmişsin git misafirlerini kendin ağırla “
Geri başımı yastığa bıraktım
“ neler oluyor? Sessiniz diğer odadan duyuluyor “
“ yeni taşınan komşularımız kahvaltıya bize gelecekler hanım efendiden yardım istiyorum ama beni dinlemiyor”
“ Sahra annen ne… “
Yerimde bir hışım doğruldum
“ o benim annem değil hem davet ederken bana mı sormuş? “
“ Sahra “
“ al işte adım çıkmış bir kere bu kıza ne yapsam yaranamıyorum. Büyüdükçe asileşiyor laf dinletemiyorum “
“ sürekli benden beklenti içine gireceğine Nilay ‘a söylesin bir zahmet eli iş görsün “
“ okula gidecek ne ara bana yardım etsin? “
“ tabi canım Nilay hanım okulundan geri kalmasın ben ne güne duruyorum değil mi? nasıl olsa evde hizmetçi var “
“ aa… yeter Sahra kendine gel laflarına dikkat et kardeşlerin okullarından geri mi kalsın istiyorsun? Alt tarafı ev işlerine yardım et….“
Sözleri iğneyi saplar gibi canımı yakmaya başladı
“ neden o zaman ben eğitimimden geri bıraktın? Evde tıkılıp o rahat etsin elim iş tutsun diye mi? “
“ daha önce konuştuk bunları benim sabrımı zorlama kendi tercihindi. Evde yan gelip yatacağına bir şeyler öğrenirsin “
Akmaya hazır yaşlarımı geri gönderdim
“ doğru kendi tercihim bütün gün yan gelip yatanda sabrını zorlayan benim enlerinin en iyisini hak eden Nilay ve Eser ‘e ne haddime laf söylemek en iyisini siz bilirsiniz ya“
“ Sahra “
Tısladı
“ rahat bırakın beni “
Babam dediğim adam üzerime gelecekken Şermin engel oldu
“ tamam canım gitme üzerine ben hallederim yardım falan istemiyorum yeter ki huzursuzluk çıkmasın “
Birde göz boyamaya çalışması damarlarım geriliyor
“ isabet olur “
“ ya sabırrr “
Dileyerek odadan çıktı Şermin o imalı bakışını attı babamın yanında laf söyleyemiyor ya kaderimle beni baş başa bıraktı…..
Bir başıma odamda kaldım evlatlarıyla evden ayrılmış yol üzeri okulların kapısından uğurlayıp işine gidecek. Beynimi kemiren sözleri canımı yakıyor arkama bakmadan bu mahsenden kaçasım var. Lanet olsun henüz o boyut kapısından geçip aşamıyorum zamanı var ama ne zamana dek dayanacağım bilemiyorum. Şermin içeride misafirlerini ağırlarken odamda tıkılıp kaldım odamdaki şişede su tükenmiş. Mutfağa gittim sessizce suyu şişeye doldururken Şermin çayları tazelemek için mutfağa geldi aynı havayı solumak zorunda kaldım. Tek kelime etmedi bakışları yeterice dile gelmeyen sözlerini sıralıyor karşılıklı bakışırken. Mutfağın kapsında beliren Levent
“ pardon banyonuzu kullanabilir miyim? “
Kahretsin onun burada ne işi var? ben sadece Ayten ve Aynur hanımın geleceğini sanıyordum. Cümbür cemaat evi işgal etmişler dünyadan bir haberim. Şermin onu onaylayıp odamın karşısındaki banyoyu tarif etti. Şermin işkillenmesin diye mutfakta ağzıma atışmalık attım yerimden kıpırdayamazdım. Misafirlerinin yanına gitmesi onun ortalıktan yok oluşunu fırsat bilerek odama hızlıca ilerledim. Odamın önünde ağzıma sıkıca kapanan el anlaşılan kamp kurmuş gelişimi beklemiş. Direnişime aldırış etmeden bedenimi içeri sürükleyişi ardından ayağı ile kapıyı kapattı…..