Ertesi sabah dokuzda yine aynı lobideydim.
Bu kez resepsiyondaki kadın gülümsedi. Gerçek bir gülümseme miydi, yoksa mesai gereği mi anlayamadım. "Hoş geldiniz, Asena Hanım. Bay Soykan toplantı salonunda sizi bekliyor."
Toplantı salonu en üst katın bir altındaydı. Kapıyı açtığımda Sarp Soykan masanın başında oturuyordu. Yanında takım elbiseli iki adam daha vardı. Biri avukat, biri şirketin İK direktörüymüş. Sonradan öğrendim.
"Oturun."
Oturdum. Önüme kalın bir sözleşme metni kaydırıldı.
"Okuyun, imzalayın, sonra işe başlayın."
Sesi sakindi. Ama dünkü "balık taze değildi" mesajı hâlâ zihnimde yankılanıyordu. O mesajı attığından beri gözüme uyku girmedi.
Sözleşmeyi okumaya başladım. Hukuk fakültesini birincilikle bitiren Asena için çocuk oyuncağıydı. Madde madde, satır satır. Maaş, yan haklar, görev tanımı... Her şey normaldi. Fazla normal.
Ta ki son sayfaya gelene kadar.
"Ek protokol" başlığı altında tek bir madde vardı: İşbu sözleşme süresince, Asena Demircioğlu'nun ikametgahı Soykan Holding tarafından tahsis edilen konut olacaktır. Konut değişikliği yazılı izne tabidir.
Başımı kaldırdım.
"Evimi mi değiştiriyorum?"
"Beşiktaş'taki kira kontratınız bu ay bitiyor." Gözlerini kaldırmadan konuştu. Önündeki telefona bakıyordu. "Ben size daha iyisini veriyorum."
Kira kontratımın ne zaman bittiğini nasıl biliyordu?
Sormadım. Çünkü cevabı biliyordum artık. Bu adam her şeyi biliyordu.
İmzamı attım.
Sarp Soykan başını telefondan kaldırdı, imzaya baktı. Sonra bana baktı. Sonra tekrar imzaya.
"Elinize sağlık."
Ama gözleri, imzadan çok bana bir şey söylüyordu. Artık benimsin.