Siyah kale avcumdaydı. Soğuk, ağır, tanıdık. Sarp'ın gece yolladığı not hâlâ zihnimdeydi: "Kale geri gitmez ama dönüp arkasına bakabilir." Ne demek istemişti? Neye dönüp bakacaktı? Defne'ye mi, kazaya mı, yoksa üç yıl önce beni ilk gördüğü güne mi? Sabah ofise gittiğimde bu soruların cevabını aramıyordum artık. Alışmıştım. Sarp'ın dünyasında hiçbir şey doğrudan söylenmez, her şey bir metaforun arkasına saklanırdı. Satranç taşları, notlar, bakışlar... Hepsi birer şifreydi. Ve ben, farkında olmadan bu şifreleri çözmeye başlamıştım. Melis Hanım her zamanki gülümsemesiyle karşıladı beni. "Asena Hanım, Bay Soykan sizi on birde vakıf ofisinde bekliyor. Yeni proje için." Vakıf ofisi, holdingin alt katlarından birinde yeni açılmıştı. Sade, küçük bir oda; içinde iki masa, bir kitaplık, bir de Bo

