Kum Saati

200 Words

Nisan ortasında İstanbul'a yağmur geldi. Haftalardır süren kuru soğuk, yerini sağanaklara bıraktı. Şehrin gürültüsü yağmurla birlikte hafifliyor, Boğaz'ın suları kurşuniye çalıyordu. O gün ofiste işler yoğundu. Koral ailesinin dosyası kapanmıştı, ama benim içimde bir şey kapanmamıştı. Defne'nin fotoğrafı, Orhan Bey'in titreyen elleri, Rıfat Amca'nın anlattıkları... Hepsi üst üste biniyordu. Akşamüzeri Sarp beni odasına çağırdı. Pencerenin önünde durmuş, yağmuru seyrediyordu. Elinde kristal bir bardak, su içiyordu. Beni görünce bardağı masaya bıraktı. "Yarın şirket dışı bir işimiz var," dedi. "Birlikte gideceğiz." "Ne işi?" Cevap vermedi. Sadece gülümsedi. O sinir bozucu, her şeyi bilen gülümseme. "Yarın sabah sekizde havaalanında olun. Yanınıza sadece bir gece kalacak kadar eşya alın."

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD