İzmir, yağmurlu ve griydi. Havaalanından çıktığımızda bizi siyah bir araba karşıladı. Şoför sessizdi, Sarp da öyle. Yol boyunca konuşmadık. İzmir'in dar sokaklarından geçtik; körfezin kıyısından dolandık, eski Rum evlerinin önünden, dar ara sokaklardan, palmiyelerin yağmurda ıslandığı bulvarlardan. Şehrin kokusu farklıydı; İstanbul'un karmaşasından uzak, daha sakin, daha ağır. Deniz kokusu yağmurla karışmış, arabanın havalandırmasından içeri sızıyordu. Körfezin kıyısında, iskelenin hemen karşısında bir otele vardık. Eski bir Rum konağından dönüştürülmüş, taş duvarlı, yüksek tavanlı, avlusunda asırlık bir çınar olan butik bir oteldi. Sarp lobideki görevliye adını verdi, tek kelimeyle karşılandı: "Hoş geldiniz Bay Soykan." Rezervasyon numarası sorulmadı, kimlik istenmedi. Sadece anahtar uz

