Eylül ayında, Sarp ve Defne'nin düğünü yapıldı. Ne büyük bir tören ne de gösterişli bir davet. Sadece aile ve yakın dostlar; Deniz, Melis Hanım, Dr. Selim, Rıfat Amca'nın kızı, birkaç eski çalışan. Ve tabii ki Aylin ile James. Toronto'dan kalkıp gelmişlerdi, sadece bu özel gün için. Düğün, Boğaz kenarında küçük bir restoranda yapıldı. Restoranın terası mumlarla aydınlatılmış, masalar beyaz örtülerle donatılmış, Boğaz'ın suları üzerinde mehtap parlıyordu. Aylin, Defne'yi gelinlikle görünce gözleri doldu. Defne beyazlar içindeydi, saçları hâlâ ağarmıştı, yüzü hâlâ yorgundu, ama gözleri parlıyordu. Yıllar sonra, hak ettiği mutluluğa nihayet kavuşmuştu. Aylin yanına gitti, elini tuttu. "Çok güzelsin," dedi, içtenlikle. Defne gülümsedi. "Senin sayende. Eğer sen olmasaydın, Sarp'la asla barış

