Ertesi gün ofise gitmedim. Hasta numarası yaptım, Melis Hanım'ı aradım, "migren," dedim. O da "geçmiş olsun, dinlenin" dedi, inandı mı bilmiyorum. Bütün gün yatakta döndüm durdum. Defne'nin fotoğrafı, sözleşme, kurşun kalemle yazılmış not, Sarp'ın sandalyeye bakarkenki yüzü... Hepsi zihnimde dönüyordu. Akşama doğru dayanamadım, kalktım, eski mahalleye gittim. Rıfat Amca'yı buldum. Atölyenin önünde oturuyordu, elinde yine çay. Beni görünce şaşırdı, sevindi. "Kızım, iki günde bir geliyorsun, hayırdır?" "Sormam gereken şeyler var Rıfat Amca," dedim, yanına oturdum. "Defne Koral adını duydun mu?" Yüzü değişti, gözleri karardı. "Nereden biliyorsun o adı?" "Şirketteki dosyalardan. Sarp Soykan'ın eski nişanlısıymış. Kaza yapmışlar, sonra kadın ortadan kaybolmuş." Rıfat Amca sustu, çayından

