Ertesi gün İstanbul baharı müjdeliyordu. Şubatın son günleriydi, ama güneş yüzünü göstermiş, Boğaz'ın suları ışıldamaya başlamıştı. Sarp, Defne'yle buluşmak üzere yola çıktı. Yalıdan çıkarken Melis Hanım'a "öğleden sonra dönerim" dedi, başka bir şey söylemedi. Arabayı kendisi kullandı, şoförü çağırmadı. Yol boyunca düşündü; ne söyleyecekti, nasıl söyleyecekti. Defne onu affeder miydi? Altı yıl sonra, onca acıdan sonra, yeniden başlamak mümkün müydü? Asena'nın notundaki sözler zihninde yankılandı: "Onu hâlâ sevdiğini biliyorum. Ve o da seni seviyor." Aynı kafe, aynı Boğaz manzarası, aynı masa. Defne onu bekliyordu, Deniz yanında değildi bu kez. Yalnızdı. Sarp'ı görünce ayağa kalkmadı, sadece başıyla selam verdi, karşısındaki sandalyeyi işaret etti. Üzerinde yeşil bir elbise vardı; gözlerin

