ekizde Sarp'ın odasındaydım. Her zamankinden daha erken. O her zamankinden daha yorgun görünüyordu. Gözlerinin altında morluklar vardı, gömleğinin yakası açıktı, kravatı yoktu. Saçları her zamanki gibi geriye taranmamış, bir tutam alnına düşmüştü. Onu ilk kez böyle görüyordum; dağınık, korunmasız, insan. "Selma Kaya ile görüşmüşsünüz," dedi, beni kapıda karşılarken. Sesi yorgundu, her zamanki kontrollü tınısı silinmişti. Belli ki o da uyumamıştı. "Evet," dedim, sandalyeye otururken. "Vakfa başvurdu. Evi hacizdeydi, birikmişleri erimiş. Yardım paketini onayladım." "Defne'yi sormuş." "Evet." Sarp pencereye yürüdü. Sırtı bana dönüktü, elleri cebindeydi. Sabah güneşi yeni doğuyordu, Boğaz'ın suları altın rengi parlıyordu. "Defne'nin adını her duyduğumda aynı şeyi hissediyorum," dedi, sesi

