Kasım ayında Sarp değişti. Daha doğrusu değişmedi, eski haline dönmedi. Ama bir şeyler açığa çıktı. Yıllardır örttüğü yara kabuğu kalktı ve altından hâlâ iyileşmemiş, hâlâ kanayan bir yer çıktı. Defne'nin kazasının bir kaza olduğunu kabullenmek, onu özgürleştirmemişti. Tam tersine, yıllardır nefrete bağladığı acı şimdi çıplak kalmıştı. Ve çıplak acı, nefretten daha ağırdı. Bir akşam yalıda otururken, "Defne'yi affetmek istiyorum," dedi. "Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Affetmek nedir, onu bile bilmiyorum." "Affetmek bir karar değildir," dedim, şarap kadehimi masaya bırakırken. "Bir süreçtir. Zaman alır. Önce kendinizi affetmeniz gerekiyor." "Kendimi mi? Ne için?" "Defne'ye yaptıklarınız için. Onu kontrol ettiğiniz, ona güvenmediğiniz, onu dinlemediğiniz için. Defne size bir şey yapmad

