Nisan ayında Sarp'ın gölgesi üzerimden hiç eksik olmadı. Doğrudan temas kurmuyordu, ama varlığını hissettiriyordu. Bazen bir restoranda, bazen bir sokak köşesinde, bazen bir yabancının yüzünde. Onu görüyordum; gerçekten mi, yoksa hayal gücüm mü bilmiyordum. Bir akşam, marketten dönerken, bir adamın beni takip ettiğini fark ettim. Uzun boylu, siyah paltolu, yüzü şapkayla gizlenmiş bir adam. Adımlarımı hızlandırdım, o da hızlandırdı. Koşmaya başladım, o da koşmaya başladı. Apartmana ulaştığımda nefes nefeseydim, kapıyı kilitledim, pencereden baktım. Adam sokağın köşesinde durmuş, bana bakıyordu. Sonra döndü, gitti. O gece polisi aradım, ifade verdim. "Adamın yüzünü gördünüz mü?" diye sordular. "Hayır," dedim. "Ama onun kim olduğunu biliyorum." "Kim?" "Sarp Soykan." Polisler birbirine ba

